20 Temmuz 2017 Perşembe

AGH-EVS İçin genctur.org

Avrupa Gönüllü Hizmeti hakkında detaylı bilgi, projeler ve başvuru yöntemleri için www.genctur.org adresli web sayfamızı ziyaret edebilirsiniz. 
GENÇTUR


24 Kasım 2016 Perşembe

ARTIK HER YERDE BİR EVİM VAR

Yazan : RAZİYE BİLGE BAYSAL
Ülke:  MACARİSTAN
Şehir :  BUDAPEŞTE
Koordinatör Kuruluş :  MENEDÉKHÁZ ALAPÍTVÁNY
Ev sahibi Kuruluş :  MENEDÉKHÁZ ALAPÍTVÁNY
Proje Adı :  GIVE A CHANCE
Başlama Tarihi :  18.02.2016
Bitiş Tarihi :  14.09.2016
E-posta :  r.bilge.baysal@gmail.com



Bu yazıyı GENÇTUR’a iletmek üzere yazdığım şu anda, yurduma döneli iki aydan fazla bir zaman oldu. Geriye dönüp baktığımda hala aynı duyguları hissediyorum ve hala ne kadar güzel şeyler yaşadığımı, ne kadar şanslı olduğumu görüyorum. Bu beni çok mutlu ediyor. Ki gerçi burada oraları özlemediğim bir gün bile yok. Ancak her yerde bir evim, her yerden arkadaşlarım, her yerde bir çok anım var. Bu her şeye değer.

AGH boyunca aynı odada kaldığım Alman oda arkadaşım ve ben son günlerde birbirimize yapışırcasına bağlandık. Konuşmaktan uyuyamaz hale gelmek şöyle dursun artık birimiz evden ayrıldığında diğeri beş dakika içerisinde mesaj atarak bir şey anlatmaya başladığı hale geldik. Hüzünlü bir sonun bizi beklediği ortadaydı ancak ikimizde bu hüzünlü sonu kabul etmeyi hiçbir zaman istemiyorduk. Ne yapacağımızı bilemiyorduk çünkü benim vize süremin bitiş günü yavaş yavaş yaklaşıyordu. En sonunda ikimizin de en az üzüleceği sonucu bulduk. İkimizde aynı gün ve aynı saatte kalkan ve herkesin kendi evine aynı saatte vardığı biletlerimizi aldık. Böylece ne o benim arkamdan ağlayacaktı ne ben onun arkasından ağlayacaktım. Günler korku filmindeki kadının kapının arkasında bir şey olduğunu bildiği halde kapıya doğru yaklaştığı yavaşlıkla yaklaştı yaklaştı ve 14 eylül 2016 …

Hava alanında eşyalarımızı teslim etmek bizi ne kadar zorlasa da (Çünkü ikimiz de uçağa hakkımız olandan fazla kilo sokmaya çalışıyorduk. Havanın sıcak olmasına aldırmadan üzerimizde üç tişört, iki kaban, kaban ceplerinde çoraplar, bir gram yağmur yağmayacağını bildiğimiz halde botlar...) içeriye girdikten sonra her şey kolay gelmeye başladı. Çünkü tam istediğimiz gibi bavullarımızı vermiştik ve keyfimize göre az da olsa zamanımız vardı. Biraz gezindik, azıcık oturduk ve en sonunda yazı tura atarak onun beni uçak kapısına kadar geçirmesine karar verdik. Uçak kapısından beni uğurlamak istediğini ancak bunun mümkün olmadığını AVRUPA’DAN ÇIKIŞ adlı kapı ile öğrenmiş olduk. O kapıdan sadece ben çıkabilirdim, kocaman banklar ve içindeki insanlar sayesinde bizzat yaşayarak gördük.

 Önümde arkadaşımdan ayrılacağım için kocaman bir engel, içim taşmak üzere ne desem boş, alttan Müslüm Gürses, Ahmet Kaya ve Yıldız Tilbe gibi ağladıkça ağlatacak sanatçıların bir ağızdan söylediği şarkılar... Küçük ağlamaklar, bin beş yüz kere sarılmadan sonra birbirimizden ayrıldık ve gittik. Geride bıraktığımız bir küçük AGH idi ancak kazandıklarımız daha fazlaydı.

Ülkeme ilk ayak bastığımda hissettiğim sıcaklıktı. Gerçi gerçek anlamda kabanların, pantolon ve çorapların üzerimde yarattığı sıcaklıktan ziyade tanıdık bir yer sıcaklığı idi benim hissettiğim. “İşte bunu gerçekten özlemişim” dedirtiyordu insana. Odamda yatağımın üzerine oturup gözlerimi kapattığımda  gördüğüm ise 7 ayın bendeki izleri, düşüncelerimdeki değişiklikler, kültürüm, diğer kültürler, arkadaşlarım, geride bıraktıklarım hepsi birer hüzün veriyordu. Peki ya kazandırdıkları. Ayrılmak çok acımasızdı. Bir anda kopmak zorunda kaldım, kısa bir süre de olsa insan alışıyor, düzen kuruyor ve bunu kendisi yeniden bozması gerekiyor. Ama bir kere daha olsa gene aynı acıya razıyım. Bir daha olsa bir daha yaşarım.


16 Kasım 2016 Çarşamba

300 GÜN GEÇTİ İSPANYA'DA, ŞAFAK 65!

Koordinatör Kurum :  RESIDUI TEATRO
Ev sahibi Kurum :  RESIDUI TEATRO
Şehir :Madrid
Proje Adı: CIUDAD MUNDO-MUNDO CIUDAD
Başlama Tarihi:  15.01.2016
Bitiş Tarihi: 15.01.2017

EKİM AYI RAPORU

Merhabalar :)

Geldim 10. ayıma.. 50 gün, 100 gün derken 300lü günleri geride bırakıyor olmak tuhaf geliyor hala..
Formasyonda tanıştığım arkadaşlarım projelerini bitirip vedalaşmaya geliyorlar benimle, çoğu başka şehirlerde de olsa ülkelerine dönerken ya havaalanı için ya da gezi için Madrid'den geçiyorlar; yeniden görüşebilmek ümidiyle vedalaşıyoruz. Veda demeyi sevmem gerçi, yepyeni sayfaların başlangıcı bence.. :)

Tiyatroda sorumluluklarımın arttığı dönemdeyiz. Ülkelerine dönen ev arkadaşlarımın yaptıkları işleri de üstlenmeye başladım, bu da benim için daha çok çalışma, daha çok çalışma saati demek. Ev arkadaşımın adapte olma, O'nu alıştırma süreci de ayrı bi' sorumluluk gerektiriyor benim için. En azından ben öyle hissediyorum. :) Mutluyum her geçen zamanda yeni şeyler tecrübe edebildiğim için lakin zaman zaman yorgun hissediyorum. Hemen her gün 12-13 saatlik çalışmaların arasında İspanyolca ve İngilizcemi ilerletmeye çalışıyorum, daha önce yapmadığım şeyleri yapmaya çalışıyorum son zamanlarımdan keyif alabilmek adına. Gelecek düşünceleri, son zaman düşünceleri derken sanırım her gönüllü son aylarında bu karmaşık duyguları yaşıyordur.

Bu ara biraz stresli bi' süreç benim için. Türkiye'den D tipi vize almıştım projem 1 yıl olduğu için ama evrakların birinde 30 Kasım diye bi' tarih göründüğünden,  burada oturum kartımı 30 Kasım'a kadar geçerli olacak şekilde verdiler.  15 Ocak'ta gelip 15 Ocak'ta gitmem gerektiğinden süreyi uzatmak için yabancılar şubesine gidip başvuruda bulundum, kalabileceğime dair olumlu konuştular elimde başvuru yaptığıma dair belgeyi bulundurduğum sürece, ayrıca buradaki büyükelçiliğe de danıştım onlar da aynı şeyi söylediler lakin diğer Schengen ülkelerine seyahat edebilmek için polisten izin belgesi almalıymışım (Belgenin ismi "Autorizaciòn de Regreso", olur da ihtiyacınız olursa ki umarım olmaz :)). Seyahat planlarımı aralık ayı için yaptığımdan biraz strese soktu beni herhangi bi' problem çıkar mı diye, yine de olumsuz düşünmemeye çalışıyorum.

Bunlar dışında yeni ev arkadaşımın doğum günü için sürpriz hazırladık 4 gün önce, çok mutlu oldu. İlk zamanlarda bu tarz hareketler gerçekten önemli oluyor sanırım. Bana sürpriz hazırladıklarında ben de ilk zamanlarımdaydım ve çok hoşuma gitmişti düşüncelilikleri.. Şimdi neler hissettiklerini anlayabiliyorum, ayrıca eski ev arkadaşlarımın benim ilk zamanlarımda benimle neler hissettiklerini anlayabiliyorum. :))

Bu ay ziyaret için, burada bulunmama aracı olan tiyatro hocam gelecek Türkiye'den. Bundan sonrası için ortak projeler yapabilmek adına konuşacağız çalıştığım tiyatroyla (Zaten buradaki yönetmenimizle benim hocam daha önce yaptıkları bi' projeden arkadaşlar). Benim için bi' heyecan bu.

Keyifli zamanlar diliyorum..

Bahar Akcan

14 Kasım 2016 Pazartesi

GRAZ PELİN'İ ŞAŞIRTTI: METROSU BİLE YOK!..

Ülke:  AVUSTURYA
Şehir :  GRAZ                                                                                                                
Koordinatör Kuruluş :
Ev sahibi Kuruluş :
Proje Adı :
Başlama Tarihi : 30.09.2016
Bitiş Tarihi :  28.02.2017

Pelin Öztürk
3.11.2016        


 

Merhabalar,
Projede insanlık için küçük benim için oldukça büyük, koskoca bir ayı geride bırakmış oldum. Projem ekim ayında başlamış olmasına rağmen ben Graz’a bir hafta öncesinden gelerek, birlikte yaşayacağım aile ile tanışmak aynı zamanda birazcık etrafı gezip keşfetmek istedim ve 24 Eylül sabahı inanılmaz bir heyecan ve telaş ile Graz’a geldim.

Bu kısa girişin ardından öncelikle size projemden bahsetmek istiyorum. Montessori eğitim sistemini benimsemiş olan bir okulda Hollanda’dan gelmiş olan diğer gönüllü arkadaş ile birlikte çalışıyorum. Öğleden önce sınıflarda öğretmenlere yardım edip, öğleden sonra Andy’e (Andy aynı zamanda bizim mentörümüz) mutfakta çocuklar için yemeklerin hazırlanmasına yardım ediyoruz. Çalışma saatleri olarak ben pazartesi ve Cuma günleri 8- 12.30 arası çalışıyorum. Cuma günleri bu durum tüm okul için geçerli olurken, Pazartesi günleri kursum olduğu için işten erken saatte ayrılıyorum.   (diğer gönüllü arkadaşın ise günleri Salı-Cuma şeklinde) Normal çalışma saatleri ise 8.30-16.00.

Ben birlikte çalışmış olduğum öğretmenlerden birinin evinde kalıyorum. Kendime özel bir odam var ve bu odada kendime özel mutfak ve tuvalet mevcut. Diğer gönüllü arkadaş ise çalıştığı sınıftaki bir öğrencinin ailesiyle birlikte yaşıyor. Aynı şekilde onunda kendine ait odası mutfağı mevcut. ( Bu raporda odamın fotoğraflarını paylaşamıyorum ama bir dahaki raporda nasıl bir ortamda yaşadığımı sizlere göstereceğim.) Aynı zamanda kendimize ait bisikletlerimizde yanında kaldığımız aileler tarafından temin edildi. Bu durumu belirtmek istedim, çünkü burada bisiklet kullanımı inanılmaz yaygın. Graz zaten oldukça küçük bir şehir ( Avusturya’nın en büyük ikinci şehriymiş, varın siz hesap edin Avusturya’nın yüzölçümünü :-) ve neredeyse her yere bisikletle ulaşabiliyorsun. Yediden yetmişe herkesi buralarda bisiklet kullanırken görebilirsiniz. Ben de gün içerisinde bisiklet kullanmayı tercih etsem de okula giderken otobüsü kullanıyorum, çünkü okulum adeta bir dağın tepesinde. :-)

Graz’a geldiğim ilk hafta yanında kaldığım aile ile Graz’ı gezdik. Graz gerçekten güzel bir şehir. Benim yaşadığım kısım merkeze oldukça yakın. Tramvayla 6-7 dakikada merkeze ulaşabiliyorsunuz. Graz o kadar küçük bir şehir ki burada şehir içi ulaşım otobüs ve tramvay ile gerçekleştiriliyor. Yani anlayacağınız üzere metro yok. (İlk zamanlar mentörüme metronun nerede olduğunu sorup, metronun olmadığını öğrenince nedense çok şaşırmıştı o yüzden bu ayrıntıyı da belirtmek istedim.

Bu gezinin ardından birkaç gün sonra ‘hosting organisation’ıma gittim ve benimle tüm süreç boyunca iletişimi sağlamış olan Klaus ile yüz yüze tanışmış olduk. Klaus bana birkaç bilgi ve döküman verdi aynı zamanda ben de ona bütün harcamalarımın faturalarını teslim ettim ve ardından benim oturum iznimi almak için polise gittik. Benim projem 9 ay. Eğer Avusturya’da 6 aydan uzun bir süre kalacaksanız oturum müsaadesi almanız gerekiyor.(Oturum müsaadesi de böyle kart gibi bir şey başvurduktan sonra bir hafta içerisinde alabiliyorsunuz.) Daha sonrasında 1 yıl boyunca tramvayı sürekli bilet almak zorunda kalmadan kullanabileceğim bir kart için başvuruda bulunduk. (Bu kart içinse beklemenize gerek yok başvurur vurmaz alıyorsunuz.) Böylece genel anlamda bürokratik işleri halletmiş olduk.

Kurs hakkında bilgi vermek gerekirse, haftanın iki günü (bir buçuk saatlik) Almanca kursum var. Yine bu kurs organizasyon tarafından karşılanıyor. Benim seviyem ise maalesef ki A1. Yani bu dile sıfırdan başladım diyebilirim. Ama dil açısından şöyle bir şansım var ki o da çalıştığım sınıfta hiçbir öğrenci İngilizce bilmiyor. Ve bu durumda ben de her hafta öğrenmiş olduğum gramer yapıları olsun, yeni kelimeler olsun hepsini çocuklar üzerinde deneyebiliyorum.  Yani kısacası pratik yapma şansım oluyor.
Ekim ayının raporunu kasım ayında göndermiş oluyorum ama kusura bakmayın, ekim ayının özellikle son haftası benim için çok yoğun geçti. Burada 3 günlük bir tatil vardı ve bu da hafta sonuyla birleşiyordu. Biz de çalışma arkadaşımla Salzburg- Hallstatt güzergahında bu tatil günlerini değerlendirmek istedik. (Avusturya’da EVS yapmayı düşünüyorsanız hadi diyelim EVS gibi bir planınız yok turistik amaçlı buralara gelmek istiyorsanız, Hallstatt’ı görmeden dönmeyin derim ben, pişman olmamak için.




HANER BERLİN'E ÇABUK ALIŞTI

Ülke:  Almanya
Şehir :  Berlin
Koordinatör Kuruluş : Jugendhilfe und Sozialarbeit e.V - JUSEV.
Ev sahibi Kuruluş : Ev. Jugendbildungs- und Begegnungsstätte Hirschluch
Proje Adı : European Integration – More Than Crossing The Border
Başlama Tarihi : 30.09.2016
Bitiş Tarihi :  28.02.2017


2.11.16
 Merhabaaa arkadaşlar...
Berlin'in küçük bir kasabasında (Hirschluch\Storkow) AGH için bulunmaktayım. Buraya geleli neredeyse 1 ay oldu ve bu ilk ayımda neler yaşadım, onları anlatacağım.

İlk olarak 25 yaşındayım ve makine mühendisiyim, ayrıca işletme bölümü yüksek lisansına devam ekmekte ve 2 yıl boyunca aynı firmada çalışmakta idim, ancak radikal bir kararla EVS'e başladım ve şu an için doğru bir karar verdiğimi düşünüyorum.

Vize aşaması için çok sıkıntı yapmanıza gerek yok çünkü sizden istenilen evraklar belli (tüm evrakların ikişer adet fotokopisini yanınıza almayı unutmayın) ve vize görüşmenizde, yapacağınız işi, kalacağınız yeri, çalışma saatinizi, kısaca AGH programının amacını, karşınızdaki görevliye net bir şekilde anlatırsanız hiç bir problem çıkmayacaktır. Benim vizem 2 gün içinde çıktı ve vize için hiç bir ücret ödemedim.

Evet ilk gün, başınızı yastığa koyduğunuzda, 'ben nereye geldim' diye düşünebilirsiniz ancak burada sizi karşılayan ve size yardımcı olan EVS ekibi sizin yeni aileniz olarak yabancılığınızı alıp götürecektir. Henüz ikinci günümde diğer gönüllü arkadaşlarımızdan ve aynı zamanda ev arkadaşım olan birinin doğum gününü kutladık, akşam Berlin Işık Festivali'ne gittik, Berlin'in ünlü, tarihi yerlerini gezdik, geçen sene burada EVS programında gönüllü olan ancak şu an Almanya'da iş bulmuş ve çalışmaya devam eden başka birisinin doğum günü partisine gittik. Tabi hafta sonuna denk geldiğim için ve burada bulunan bazı gönüllü arkadaşların fazla tecrübesi sayesinde bu kadar çok yere gidebildik.

İlk haftama yani Pazartesi gününe dil kursuna kayıt olarak başladım ve ilk 4 haftamda sadece Almanca dil kursuna gideceğim ardından çalışmaya başlayacağım. Bu yüzden bu zamanlarımda, kurstan sonraki vakitlerimde Berlin'de gezmeye devam ediyorum. Kaldığım yer, küçük bir kasaba ve buradaki insanlar sadece Almanca konuşuyor, dil öğrenmem açısından güzel bir fırsat ancak bir yandan da İngilizce konuşamamak ve derdimi Almanca anlatmaya çalışmak zor olabiliyor. Diğer açıdan İstanbul'un kalabalıklığından, gürültüsünden ve yoğunluğundan çıkıp burada sessizliğe ve yeşile kavuşmanın rahatlatıcı etkisini herkese tavsiye edebilirim.

Son olarak şu ana kadar gördüğüm farklı kültür etkilerini yazacak olursam;
Buradaki insanların her daim birbirlerine 'Merhaba' ve 'Güle güle' demeleri, bisiklet kullanımının gayet yaygın olması, trafikte yayalara sonsuz saygı, çok az sayıda korna sesi, gün içinde kiliseden gelen çan sesleri, Pazar günleri tüm marketlerin kapalı olması!, hem şehirde hem küçük kasabalarda çok sayıda park olması ve yeşillik...

Haner KOCA

12 Kasım 2016 Cumartesi

DENİZ HIRVATLARA TÜRKÇE ÖĞRETECEK


24 Eylül'de Petrinja'ya ulaştım. Ev sahibi kurumdakiler çok iyi, düzenli disiplinli insanlar. Direktörümüz profesyonal aşçı. Daha ilk gün yemek paramı aldım. Akşam güzel bir mangal partisi ile gelişim kutlandı. Rakiya dedikleri ev yapımı rakılarından içtik. Petrinja şirin, sakin ve yeşil bir yer. Apartman yok denecek kadar az. Bahçeli, iki, maksimum üç katlı evler. Her bahçede üzüm asmaları, rakı imbikleri ve kestane odunlukları var. Her evde bedava rakı ikramı yapılıyor. Her ev "en güzel rakı bizimki" diyerek ikramda bulunuyor. Denememek kabalık sayılıyor. Toplam nüfus 3 bin kişi, köyleri de katınca 13.000 oluyor. Herkes birbirini tanıyor. Yoldan geçen arabalardan selam alınıp verilen bir yer.

İki katlı güzel bir evde kalıyoruz. Evde toplam 3 oda var. İki banyo tuvalet, 2 salon, 2 balkon, 1 mutfak. İki çamaşır makinesi ve bir buzdolabımız var. 3 erkek (2 ispanyol bir de ben) bir odadayız. Kızlar da 2'şerli kalıyorlar. Toplam 7 kişiyiz. Evin bahçesi var. Bahçede odunluk, üzüm asması ve imbik var. Üzüm bedava. Evin kilerini kullanamıyoruz, ev sahibi 20 litrelik cam damacanalarda rakılarını saklıyor. Ev odunla ısınıyor. Göz alabildiğine kestane ormanları var şehrin etrafında. Toplayıp yemek bedava. Sobada kestane kebap yapmak imkanı var. Kestane ağaçlarını odun olarak kullanıyorlar genelde. Sobamız iyi çalışıyor. Evden ofise 3 dakikada yürünebiliyor.

Hırvatça derslerimiz çok verimli. Öğretmenimiz, çok yetenekli iyi bir insan. Hırvatça ve Türkçe arasında o kadar çok ortak kelime var ki, öğrenmek için büyük avantaj oluyor. Pencere, tavan, taban, yastık, çarşaf, salça, cezve, kahve, fırın, börek, pabuç, vişne, çorba, kopça, çorap... Sadece kelimeler ortak değil. En az iki ortak gramer kuralı da yakaladım. Fiil çekimlerinde büyük ünlü uyumu var ve y harfi ile kaynaştırma yapıyorlar.

Burada 45-50 yaş üzeri ev hanımlarının çoğunluğu Türkiye'den dizileri seyrediyor. Adını duymadığım Türkiye dizilerini burada görmüş bulundum. Hatta Türkçe kursu yapmayı planlıyoruz. Büyük ilgi var.

Ofisimiz çok güzel. Tarihi bir bina. "Avusturya - Macarisan İmparatorluğu'ndan kalmış, ilk yapanı bilinmiyor" dediler. 2018'den sonra bina AB bütçesiyle restore edilip kültür merkezi olacakmış.

Proje çalışmaları da çok iyi gidiyor. Vize sorunu nedeniye proje patnerim Ermenistanlı arkadaş 20 Ekim'de ulaşabildi buraya. Aynı vize eziyetini ona da yapmışlar. İki ay beklemiş. Bir hafta başka bir şehirde Varış Sonrası Eğitim’e katıldım. Burada proje yönetimi ve EVS üzerine kurs gördük. Çok verimli geçti. Şehrin huzurevindeki sakinler için dart oyunu, film gösterimi, karaoke akşamları, dans yarışması, resim-elişi atölyesi çalışmaları yapıldı. Genç işsizler için sosyal girişimcilik semineri yapıldı. Sosyal medya ekibi olarak destek verdim. Etkinlik afişleri hazırladık, şehre astık. Huzurevi sakinlerinin elişleri belediye salonunda sergilendi. Çekim yaptık. Turizme destek için her gönüllü şehrinin tanıtımını yaptı. Multimedya/IT konusunda direktörümüz destek veriyor ve programları yavaş yavaş öğreniyorum. İki yerel tarım festivaline katılıp stand açtık. Çocuklar için ücretsiz yabancı dil kursları düzenliyoruz. Şehrin lisesi, ilkokulu ve engellliler okulunu düzenli ziyaret ediyoruz. Şehrin tek fakültesinde stand açtık. Öğrencilerle buluştuk. Hafta sonu hariç 5 gün sabah 9:30 akşam 17:00 çalışıyoruz. Gayet düzenli yürüyor işler. Hafta sonu etkinlikleri oluyor bazen. Kukla imalat atölyemiz var. Kukla show videoları hazırlayabiliyoruz.


Gençler için alternatif medya ve eleştirel medya okuryazarlığı projemiz önümüzdeki ay daha hareketli olacak. Workshop planlarını yavaş yavaş hazırlıyoruz. Proje partnerimin de gelişi ile proje üzerine daha yoğun çalışacağımızı umuyorum.
--
Saygılarımla,
Deniz Yoldaş
+905456172514








BİLGESU HER GÜN HARİKA İNSLARLARLA TANIŞIYOR

Ülke:  İspanya
Şehir :  Almeria
Koordinatör Kuruluş : Sunseed Desert Technology
Ev sahibi Kuruluş : Sunseed Desert Technology
Proje Adı : Sunseed Desert Technology - Eco-community
Başlama Tarihi : 30.09.2016
Bitiş Tarihi :  28.02.2017

Merhaba:)

Mart ayında başlayan başvurular, görüşmeler, anlaşmalar nihayet -gecikmeleriyle de beraber- son buldu ve ben neler olduğunu çok da anlayamadan projemdeki ilk ayımı dolduruyorum.

Bu ilk ayda çok fazla şey olduğu için vizeyi alıp gelişimi ve projedeki ilk ayımdan bahsedebileceğim yalnızca. Proje başvurusu ve kabul süreci ikinci aya kalacak maalesef.

Vize başvurumu yapmak için öncelikle konsolosluktan randevu aldım. Bu konu biraz kritik, randevuyu VFS GLOBAL aracılığıyla alıyorsunuz ve genellikle o ayın randevuları, ayın ilk haftasına kadar doluyor. Bu belki de mevsime göre değişen bir durumdur, ama ben 13 ağustosta aradığımda ancak ağustos ayı dolmuştu ve eylül randevularını ağustosun son günü açtılar (bunun için de bıkmadan 20-30 ağustos arası her gün VFS'yi aradım). Sonuç olarak 30 ağustos günü 7 Eylül tarihine randevu alabildim. Konsolosluğun sitesinde evrak listesine de ulaşamıyorsunuz, neyse ki GENÇTUR önceki gönüllülerden aldığı bilgilerle size bu konuda yardımcı oluyor. Bunlara ek verebileceğim tek ipucu vize formunda giriş-çıkış durumunu multi seçeneğini işaretlemeniz olacak.

Konsolosluk, başvurumun ardından bayram tatiline girmiş olmasına rağmen 22 Eylülde beni pasaportumu almam için aradılar. Yani toplamda 7 iş günü beklemiş oldum. Ben başka bir şehirden gittiğim için 26 Eylülde pasaportumu teslim aldım ve konsolosluktan çıkar çıkmaz Gençtur'a gidip 29 Eylül için biletimi aldım. *Bir önemli konu daha, konsolosluk sizi aradığında vizeniz ile ilgili bilgi vermiyor. Yani pasaportu teslim alana kadar onay alıp almadığınızı ve vizenin hangi tarihten itibaren başladığını bilmiyorsunuz. O yüzden biletinizi almak konusunda acele etmeyin. Beni 22 Eylülde aramışlardı fakat vize başlangıç tarihim 28 Eylül olarak verilmiş.

Bu arada Ulusal Ajans'ın cevabı geciktiği için 1 ağustos-30 ocak arasında 6 ay sürecek olan projem cevabın gelmesiyle 1 eylül- 30 şubat arasında gerçekleşecekti. Eğer gecikme durumu sizden kaynaklanmıyorsa proje süreniz kısalmıyor, meraklanmayın. Hatta ben vize sürecinden dolayı gecikme yaşadığım için kurumum bana ulusal ajansla görüşüp bitiş tarihini 30 marta çekmeyi bile teklif etti. Benim vizem 28.09.2016-10.04.2017 tarihleri arasında 180 gün boyunca schengen ülkelerinde geçerli olacak, multi, d tipi vize olarak verildi. Açıklama kısmında da bu süre içerisinde geçerli olacak bir N.I.E(Foreigner’s Identification Number) 'ım var. Fakat ben projemi mart ayının sonuna kadar uzatmak yerine, o süreyi gezmeye ayırmayı tercih ettim. Bu karar tamamen siz ve kuruluşunuz arasındaki ilişkiye bağlı, tercihi size bırakıyorlar.

Yola çıkmadan önce Zafer Bey beni oturum için yerel polise gitmem konusunda bilgilendirmişti. Fakat, birazdan yazacağım durumlar ve aksilikler yüzünden bu işlemi koordinatörlerimle konuşma fırsatını ancak 4. haftamda bulabildim. Bulunduğum projeye, bugüne kadar Türkiye'den, hatta Avrupa Birliği ülkeleri dışından hiç gönüllü gelmediği için buradaki kimsenin bu süreçten haberi yoktu. Bulunduğumuz şehirdeki EVS koordinasyonlarını sağlayan ajansla bir dizi yazışma sonucunda benim vizem için böyle bir işleme ihtiyacım olmadığını öğrendik.

Sonunda yola çıkıyorum. İstanbul'da bol koşuşturmalı bir haftanın ardından, bileti aldığım gece -yola çıkmama 2 gün kala-  hayatta en korktuğum şey başıma geldi ve hasta oldum. Normalde çok sık antibiyotik kullanan bir insan olmadığımdan yanıma antibiyotik almak (daha doğrusunu hangisini alacağım?!?) gelmedi. Yanıma yalnızca; propolis, aktardan alınmış karışımlar, doğal pastiller, karbonat ve ilaç olarak aklıma gelen tek şey olan bir kutu majezik'i alıp yola çıktım.

Proje alanım olan şehre ucuz bilet bulamadığım için İstanbul-Paris, Paris-Malaga uçuşuna bilet almıştım. Gece yarısı Malaga'da olacağım için geceyi otogara yakın bir hostelde geçirecek ertesi gün Malaga-Almeria otobüsüne binecek, Almeria'ya vardıktan 30dk sonra kalkacak olan (ve o gün içindeki son otobüs olan) Almeria-Sorbas otobüsünü yakalayacaktım. Sorbas kasabasıyla proje alanım arası 8 km olduğu için elimdeki pusuladaki restoranı bulacak ve taksi çağırmaları için ricada bulunacaktım. Planım aynen işledi ve 30 eylül cuma günü akşam 6 civarında proje alanımdaydım. Kapıda proje alanımdaki eğitim kordinatörüyle karşılaştım ve beraber alanı gezmeye başladık. Bir çoğunu bildiğim (bazıları gerçekten süpriz olan) durumlarla sırasıyla yüzleşmeye başladım.



Projem, İspanya'nın Endülüs bölgesinde, Avrupa'daki tek çölün ortasından geçen bir derenin kenarında kurulan, yıllar önce terkedilmiş bir köydeki eko-yerleşkedeki (adı sunseed) günlük işlere yardım etmek ve burası için bir proje geliştirmek üzerineydi. Köyün tamamı (toplamda 30 civarı ev var fakat şu an sadece 10 hanede yaşayan var) offgrid, yani şebekeden bağımsız. Bu şu demek: elektrik, su, kanalizasyon gibi altyapı sistemleri bulunmuyor. Sunseed'e ait 4 ev için ihtiyacımız olan suyu pompayla dereden alıyoruz ve kimyasal kullanmadan arıtarak dereye geri veriliyor. Dengeyi bozmamak için de evde ve günlük hayatımızda toksik içerikli hiçbir ürün kullanılmıyor. Yani bu şehirdeyken kullandığımız şampuan, diş macunu, duş jeli-sabun, parfüm, krem vs. ne varsa hepsine veda etmek demek. İhtiyacımız olan her türlü ürünü kendimiz üretiyoruz.
Elektrik ve sıcak su için güneş panellerini kullanılıyor, ki bu da hava koşullarına ve burada kalan insan sayısına bağlı olarak oldukça kısıtlı. Bu yüzden buzdolabı, çamaşır makinası ve aklınıza gelebilecek bir çok elektrikli alet de tabi ki mevcut değil. Mesela, bugün hava bulutlu olduğu için ve güneş panelinde bir arıza çıktığı için bu yazıyı karanlıkta yazmak zorunda kaldım :).



Bu tabloda elektrik kullanım önceliği, pilin doluluk oranları ve haftalık hava durumu bulunuyor ve her hafta güncelleniyor.  >>>>>



Tuvalet için evden yaklaşık 50-60 metre uzaklıktaki tarım alanlarındaki kuru kompost tuvaletleri kullanmak gerekiyor. Yaşadığımız iki evin arasında kadın ve erkek için pisuarlar bulunuyor. İçme suyu ihtiyacı kışın yağmur suyundan, yazınsa yakınlardaki başka bir köyün çeşmesinden karşılanıyor. Gün içerisinde sustainable living, appropriate technology, drylands managment, eco-construction and maintenance, organic garden departmanlarından dilediğinizde çalışabiliyorsunuz. Öğleden sonraları da kendi projenizi hazırlamak için değerlendirebilirsiniz. Her salı sonraki haftanın öğle ve akşam yemeklerini hazırlamak için bir liste yapılıyor, kahvaltı hazırlama sırası ise iki ayda bir yenileniyor. Yediğimiz ürünler kendi bahçemizden geliyor, yetmediğinde yerel üreticilerden alınıyor. O yüzden vejetaryen besleniyoruz, hatta çoğu zaman vegan bile olabiliyor.

Ortalama 25 kişi aynı anda 4 evde yaşıyoruz; buraya bir haftalık ya da 1 yıllık (tamamen tercihinize kalmış) gönüllü, öğrenciyseniz stajyer ya da başvuruda bulunup kordinatör olarak gelmeniz mümkün. Buranın çok konforlu olduğunu söyleyemeyeceğim ama benim açımdan her şey yolunda gidiyor, gelmeden önce koşullardan haberdardım ve açıkcası bunu deneyimlemek beni çok heyecanlandırdı.

Gelelim benim ilk haftama (nihayet!:D)... Buraya gelene kadarki aktarmalar ve koşuşturmalarda rahatsızlığım gerçek bir hastalığa dönüştü ve ben sunseed'deki ikinci gecemde su bile içemez hale geldim. Bademciklerim şişmişti ve yutkunamıyordum bile. Pazartesi günü, randevu alıp Sorbas kasabasındaki hastaneye gittik. **Hastaneye giderken yanınıza pasaportunuz ve CIGNA kartının yer aldığı kağıdın çıktısını almanız önemli. Sadece CIGNA numaranız işe yaramıyor maalesef. Bir haftalık antibiyotik kullanımının ardından iyileştim tabi. Günlük işleyişe dahil oldum.

Üçüncü haftamı diğer şehirlere gelen gönüllüler ve eğitmenlerin katılımıyla Murcia şehri yakınlarında, küçük bir yerleşimde geçirdik. Training haftası gerçekten çok keyifli geçiyor. Diğer gönüllülerle kaynaşmanız, EVS'le ilgili kafanızdaki soruları gidermek için gün boyunca etkinlikler planlanmış. Eğitimin ardından hafta sonunu geçirmek ve diğer gönüllülerin kaldığı yerleri de görmek için aynı projeden geldiğim arkadaşımla Murcia'ya gittik. Şehirde yaşayan ve çalışan gönüllüler için yaşam şartları bize göre çok daha kolay ve konforlu fakat bir hafta geçmesine rağmen ben Sunseed'i özlemiştim bile. İlk ay olanlar özetle(!) böyle. Her şey yolunda ve her gün harika insanlarla tanışıyorum. Hasta luego! Muchos besos, chicos!



***Bu arada yurtdışına çıkmadan önce yapılacaklara son bir madde: Gelmeden önce mutlaka European Youth Card çıkartın, bir çok şeyde indirim sağlıyor. (eyca.org adresinden detaylara bakabilirsiniz.)



18 Ekim 2016 Salı

9 AY DOLDU, DUYGULAR KARMAŞIKLAŞTI


Merhabalar :)
9. ayımı doldururken, en çok duygu karmaşası yaşıyor olduğum vakitler diyebilirim..
Geçen ayki raporumda bahsettiğimiz tiyatro projesini tamamladık; "Generando Territorio". Romanya ve Polonya'dan gelen iki gruba 2 hafta boyunca ev sahipliği yapıp, 2 Ekim'de gerçekleşen festivalimiz için ortak bi' gösteri hazırladık. Konumuz, grupların bulunduğu ülkeler hakkında eski hikayeler, fotoğraflar, şarkılar, filmler araştırıp; araştırdıkları ve etkilendikleri olaylardan gösteri hazırlamalarıydı; sonucunda da herkesin hazırlayıp sunduğu gösterileri, Gregorio (Birlikte çalıştığım yönetmen) bi' araya getirdi. Benim için ilginç bi' süreçti.. 2 hafta boyunca provalarımız İngilizce ilerledi, son zamanlarda kendi gösterim için İspanyolca çalıştık. Festivalde de kendi yazdığım tekstle birilerine İspanyolca seslenmek oldukça duygusal oldu benim için.. Ülkemde olanlara buradan bağırdım, "Özgürlük nerede?" diye..  Ev arkadaşlarımla hazırladığımız çocuk oyunlarımızı da sergiledik festivalde. İyiydi diyemeyeceğim kötüydü diyemeyeceğim gibi.. :) Gruplarla çok kaynaştık, iki hafta boyunca her yemeği birlikte yiyip, her günü birlikte geçirdik. En son vedalaşırken hepimizin gözleri yaşlı, kimimiz hıçkıra hıçkıra ağlıyor vaziyetteydik.. Biz ev sahibi kuruluş olduğumuz için sürekli dikkatli olmamız gerekiyordu, onun dışında tiyatroda süren diğer aktiviteler, açılış kapanışlar, her sabah alışverişler vs.. proje boyunca yine günde 13-16 saat arası çalışmamızı gerektirdi ama edindiğim tecrübeden dolayı mutluyum..


Projenin benim için ayrı bi' anlamı da vardı, bitiminde ev arkadaşlarım da ülkelerine dönecekti ve bu bizim hep birlikte yaptığımız ilk büyük gösteriydi.. 9 ay boyunca çok şey kattık birbirimize, birbirimiz için gerçekten önemli olduğumu hissediyorum, o yüzden haliyle çok duygusal vakitler benim için bu değişim dönemi..  Proje bitti ona üzgündüm, ev arkadaşlarıma veda edecektim ona üzgündüm, bu sırada erkek arkadaşım ziyarete geldi ona acayip sevinçliydim, ev arkadaşlarıma veda ettim ona buruktum, erkek arkadaşımla çok güzel vakit geçirdik ona mutluydum, yeni ev arkadaşım geldi onunla nasıl olacak diye kafa yoruyordum, tiyatroya, eve alışması, O'na bi'şeyler öğretme, eskiyim diye daha çok sorumluluk üstlenme; erkek arkadaşım döndü ona buruktum; duygusal olarak yordu beni bu süreç.. Yeni ev arkadaşım çok çok tatlı bi' İtalyan Allah'tan da, benim için bu değişim dönemini daha kolay kılıyor.. :)
3 ayım kaldı diye çok düşünüyorum bu ara, ayrılmak zor olacak..
Keyifli vakitler, iyi EVSler diliyorum; sevgiyle, heyecanla kalın..

Bahar Akcan - İspanya - 15.10.2016









6 Ekim 2016 Perşembe

SAMİM KISA DÖNEM AGH'DEN DÖNDÜ

Merhaba,
Ben Samim Derya ERGENE,

Projem 1 Temmuz - 10 Ağustos tarihleri arasında İspanya'da gerçekleşti. Projenin ilk kısmı olan 1 aylık projem Madrid'de çocuklarla çalışmak üzerineydi. İkincisi ise Valencia'nın Altea kasabasında 10 günlük bir arkeoloji kampıydı.
 AGH yapmadan önce önceki kamp deneyimlerime dayanarak iletişim, kültürel uyuşmazlık sorunları yaşabileceğimi düşünmüştüm bazı kişilerle. İspanya'ya vardığımda iki Ukraynalı ve bir Rus ile 1 ay boyunca aynı evde kalacağımı öğrendim. Buradaki esas çekincem diğerlerinin aynı anadile sahip olması, kolayca gruplaşma olabileceği ve sıkıcı olacağı korkusuydu. Neyse ki böyle bir şey yaşanmadı benim açımdan ilk hafta biraz uyum sorunu yaşasak da 2. haftadan sonra çok iyi bir iletişimimiz oluştu. Proje sırasında yaşadığım asli problem ilk projemde gerçekleşti. Çocuklarla çalışırken ekibimizin lideri olan İspanyol öğretmenle son 2 hafta sorun yaşadık. Tanımlanan işi yapmamıza rağmen yapış metodu üstünde uyum sağlayamadık bu da sanırım gönüllülerin kendi ülkelerindeki eğitim sistemlerinden büyük ölçüde etkilenmesinden dolayı, öğrencilerle olan iletişim metotlarındaki büyük farklılıktı. Fakat çok büyük bir sorun çıkmadan projeyi bitirdik.
 Vize konusu ise ayrı bi sorun oluşturdu. Projemin kesinleştiği tarihten sonra yaklaşık 4 haftam vardı bu sırada pasaportumun bitmesine tam 6 ay kaldığını fark ettim. Yeni pasaporta başvuru yapar yapmaz vizeye başvurdum. Fakat randevu gidişimden 6 gün öncesine verildi. Vize firmalarındaki doluluk özellikle Haziran döneminde çok fazla. Vize firmasındakiler bu kadar yakın tarihe vize çıkmasının zor olduğunu söylediler bunun üstüne insan doğal olarak daha da stres oluyor. Şans eseri gitmeden 2 gün önce vizem elime ulaştı. Vizeyi alır almaz uçak biletimi alabildim. Fakat böyle konularda vize gerektiren ülkelere gitme planı yapmadan önce etraflıca düşünmek lazım çünkü vizem daha da geç gelebilirdi.
 AGH gerçekten de benim için çok güzel bir deneyim oldu. Önceki yaz kamplarımda gönüllü olarak bulundum hep yurtdışında fakat bu sefer kısa dönem AGH olarak her şey daha farklıydı. Öncelikle çok daha özgürdük bu yüzden kendi programlarımızı kendimiz yaratmalıydık diğer gönüllü arkadaşlarla. İlk hafta bunu tam olarak oturtamasak da sonradan yavaş yavaş kendi etkinliklerimizi üretmeye başladık. Bu tür bi deneyim AGH sonrası hayatımda da çoğu şeye yardımcı oldu. Tabii ki daha bir çok katkısı oldu AGH'nin, beraber çalıştığım yerli/yabancı insanlar, yaptığımız işlerin deneyimleri vb. bir çok şey. İlk AGH'm kısa dönem olduğu için bir sefer daha uzun dönem yapmayı düşünüyorum.
  AGH'ye GENÇTUR'la gitmek benim için bir avantaj oldu. İspanyadaki organizasyonla yakın bağları var GENÇTUR'un bu sayede organizasyonlar arası yakınlık sizi de orada rahatlatıyor. Orda bulunduğum süre boyun yaz kampı için gelen bir kaç Türk gönüllüyle de iletişim kurup yardımlaştık. Zaten iyi bir ilişkiye sahip olan iki organizasyon oldukları için büyük bir problem de yaşamadım AGH'm esnasında.


30 Eylül 2016 Cuma

ZAMAN SU GİBİ AKIP GİDİYOR EVS'TE.

    MELTEM KADAYIFÇI   /  İSPANYA

Selamlar,
   1 ay daha geçmiş ne çabuk ! Zaman su gibi akıp gidiyor. Eylül'ün ilk iki haftası yeni döneme hazırlıkla geçti. Okulların açılmasıyla birlikte; nelere yapabiliriz diye araştırdık, sonbahar aktiviteleri hazırladık, ailelere bilgi aktarımında bulunduk. Bu iki hafta da çocuklar gelmedi, onlara öyle alışmışım ki bu zamanın hemen geçmesini istedim! Daha küçücükler ama hepsinin ayrı bir hikayesi var. Bazen oyun oynarken bazen resim çizerken söyledikleri  bir kelime her şeyi anlatıyor. Nasıl zor, farklı hayatlara sahip olduklarını.. Onlarla yaptığımız aktivitelerde ya da basit bir diyalogda gözlerindeki  gülümsemeyi görmek benim için en güzel motivasyon! Sanırım bu da onlarla birlikte olmanın en güzel parçası.
    

  Bu ay daha bir çabuk geçti , çünkü benim için çifte bayramdı :) Türkiye'den arkadaşlarım ziyarete geldiler. Lleida - Tarragona -Barcelona 'da dolu dolu zaman geçirdik . Geldikleri  dönem  11 Eylül'e denk geldi  yani Catalunya için en önemli günlerden birine Diada Nacional de Catalunya'ya . Bütün Catalunya'da büyük kutlamalar yapıldı. Biz de Tarragona'da onlarla eğlenme fırsatı  yakaladık. Her sokakta ayrı bir eğlence ve konser vardı. En güzel kısmı ise Human Castell (İnsan Kulesi) izlemekti. Hayli zor ; güç, denge ve cesaret gerektiriyor. Söyledikleri kadarıyla UNESCO tarafından Catalanların kültür mirası olarak kabul edilmiş . Sıkıcı olmamak adına bilgilendirmeyi burada bitiriyorum.)

Dediğim gibi bu ay  çoğunlukla olduğumuz bölgede gezdik ama ufak bir yolculukta Palma de Mallorca'ya yaptık.  Bu arada Avrupa içi Rynair'le çok uyguna seyahat edebilirsiniz!                                   Mallorca takım adalarının en büyüğü ve gerçekten harika bir doğası var. Gitmeyi düşünürseniz yapılacak birçok aktivite var ve diğer adalara (Menorca ,İbiza) da buradan tekne turu yapabilirsiniz.
Bunları okuduktan sonra belki de aklınızda 'program için gezme kısmı daha mı çok ? ' diye bir soru belirebilir. Orayı aydınlatalım.:) Toplamda 17 gün izin hakkımız var, hafta sonlarını da eklersek ...  Bir şeyler  yapmak için yeterli bir süre. Ben  gezdikçe , keşfettikçe mutlu olanlardanım. Her fırsatımı bu şekilde değerlendirmeye çalışıyorum:)

 Bir oradan bir buradan gibi oluyor ama.) Daha önce de söylemiştim kurumları iyi araştırmak gerekiyor diye. İşte bu aşamada proje hakkında kaygılarımı gideren, benden önce kurumumda gönüllü olan Dilara ile tanışmıştım.  Bana her konu da yardımcı oldu ve olmaya devam ediyor.
Birbirimizi çok az tanımamıza rağmen beni şehrine , Köln' e davet etti . Ben de hiç düşünmeden gittim. Ailesiyle ve Dilara ile çok güzel zaman geçirdik. Almanya'ya ilk gidişimdi, beklediğimden farklı bir Almanya ile karşılaştım. Sanırım insanlara karşı biraz önyargılıydım , haksızmışım. Beni çok sıcak karşıladılar. Kendimi evimde gibi hissettim. EVS sürecimdeki  en güzel  deneyimlerimden  biri oldu. Bazen güzel dostluklar için yıllar harcamak gerekmiyor, aniden karşınıza çıkıveriyor.

Gelecek ay neler var ?  Malaga'da ikinci seminerimize gidiyoruz. Yeni gönüllülerle tanışıp, yeni bir şeyler öğrenip, farklı bir bölgede bulunacağımız  için heyecanlıyım. Varış eğitimim benim için çok verimli ve eğlenceli geçmişti , eminim bu sefer de öyle olacak.
Projemdeki görevime seminerden sonra bir yenisini ekliyoruz. Bir ilkokulda haftanın belli zamanlarda İngilizce öğreteceğim. Benim için yeni bir deneyim olacak , sabırsızlıkla bekliyorum!
                                                                                                                                                    
                                                                                                                                                     Hoşçakalın,
                                                                                                                                                       Meltem 


                                                                                                                                                  

20 Eylül 2016 Salı

Esra, artık gün sayıyor, Eylül sonu AGH bitiyor.

ESRA ALACA
LYON, FRANSA


Fransa’da 11. ay bitti, kaldi mi 1 ay…

Sadece 1 ay sonra, Turkiye’ye donecegim. 1 yildir evim olan bu yerden, zor olsa da ayrilacagim.

Fransa’daki organizasyonum calisma kamplari yapan bir organizasyon oldugu icin, yaz donemi hepimiz icin cok yogundu.

Yaz demek, calisma kamplari demek. Calisma kamplari demek, 3 hafta boyunca cadirlarda kaldigimiz, bir suru insanla tanistigimiz, Fransa’nin yerelleri ile tanistigimiz, evimizde bir suru insan agirladigimiz, sirkulasyonun neredeyse 3 ay boyunca hic bitmedigi bir donem demek ! Haziran, Temmuz, Agustos aylarini 3 haftalik bir calisma kampina liderlik yaparak, 3 farkli calisma kampini ziyaret ederek ve biraz da Fransa icinde seyahat ederek gecirdim.

Bu sirada Concordia icin yazdigim iki projeden biri kabul edildi, ugrastigimiz seylerin geri donuslerini almak da bize motivasyon oldu.

Gecirdigim 11 ay icinde Fransizcam gercekten ilerledi. Bana sorarsaniz yazmasi hala en zor olan Avrupa Dillerinden biri, ancak sadece online platform kullanarak ve ulkede yasayarak (hem de uluslararasi bir cevrede), bence hic de fena olmayan bir ogrenme surecine sahip oldum.


 Aslinda bundan bir kac ay once « Fransizcam hala cok kotu, herkes ogrendi bir ben kaldim » derdim, ama isin gercegi,  kendime haksizlik etmek istemiyorum. Siz de boyle bir firsati ele gecirdiyseniz, kendinize haksizlik etmeyi acilen birakin, ogrendiginiz seylerin tadini cikarin. Bakiniz, bu gun mudurum ile Fransiz argosunu konusabiliyorum (hatta bazen bana ogreten o ve diger is arkadaslarim). Dikkat ! Herkes bu kadar sevecen olmayabilir, ancak bazen AGH gonullusu olmanin en guzel yanlarindan biri  gonulluluk esasli orada olmaniz. Eger kurulusunuz benimki gibi gonullulugun, AGH’nin, dayanisma ve informal egitimin  esaslarini sindirmis bir kurulus ise, calisma        
ekibinizle iyi kaynasmissaniz, icinizde de            
 gercekten orada olma istegi varsa ;                           her gun baska bir sey kazanacaksiniz,                  
bu deneyim hic bitmesin isteyeceksiniz !

11 ay sonunda bugun geldigim yer, tum ekip arkadaslarimin bana Fransa’da bir is bulmak icin ugrasmasi. Tum calisma kamplarinin yogunlugu da olsa, bazen telefonlar hic susmasa da mudurum ve mentorum sirf bana is ve ev bulmak icin aramalar yapti, mailler atti. Ustelik bu sadece « AGH’den sonra ne yapmak istiyorsun Esra ? » sorusuna « Calismak istiyorum, Turkiye’de ya da cok umutlu olmasam da Fransa’da. » « Aklimizda bulunur, biz bulursak sana haber veririz. » konusmasindan sonra oldu.  Buldum mu ? Hayir, bir Turk icin pek kolay degil (vize zorluklari yuzunden) -ozellikle Fransizcaniz yeterli degilse. Sonuc ; uzuluyorum cunku burada bir yil gecirdikten sonra birakmak zor olacak, ama ayni zamanda mutluyum cunku benim icin insanlarin ugrastigini gordum. Kurdugumuz bagdan mi, soz verince tutma ahlakindan mi, yoksa her ikisinden de oturu mu bilmiyorum, ama GENCTUR’dan bu projenin mailini aldigim gunun hayatimda yeni bir gun oldugunu bu gun, 453896. kez anliyorum.

Buraya yazamadigim donemlerden 4 fotograf ekliyorum. Siz de goreceksiniz, en guzel ani secmek hep cok zor, zira her an ozel oluyor !




(Resim-1) Elbette tatil de yaptım! Geçen sene AGH'den 
önce gönüllülük yaptığım YAŞÖM'de stajını 
yapmak üzere Almanya'dan Türkiye'ye gelen, 
çok sevimli Afife ile Köln'de buluştuk. 
Planlanmamış yolculuklara kendinizi hazırlayın! :)                       

(Resim-2) Concordia'nın her yıl düzenlenen genel toplantısına "20 Yıl Önce Bugün" temalı akşamına toplantısına "20 Yıl Önce Bugün" temalı akşamına  kendimi ithal futbolcular gibi hissetmedim değil!
     
(Resim-3 ve 4)Bu iki fotoğraf liderlik yaptığım çalışma kampından. Japonya, Türkiye, İspanya, Rusya, Fransa, Arnavutluk, Afganistan ve Mali'den katılımcılarla dolu dolu 3 hafta geçirdim. İlk fotoğrafta çimlerin üzerinde uykuya dalmış zavallı ben, herkes başımda fotoğraf çektirirken uyanıverdim! Gülmek yeryüzünden hiç eksilmesin!


Sevgiler,
"Ezğa"

















8'i gitti, kaldı 4 ay...

Merhabalar :)
Öncelikle son geçmiş de olsa iyi bayramlar diliyorum herkese :) Barış dolu, herkesin bayramı tadında yaşayabildiği.

Bugün 8. ayımı tamamladım Madrid'te. Artık son 4 ayım kaldı, geri sayım başladı benim için. :)
Vakit daraldıkça geçirdiğim onca güzel, zor zamanı çok özleyeceğimi şimdiden görebiliyorum.

Bu ay yalnızlığım son buldu. Ev arkadaşlarım ve tiyatro yöneticilerimiz tatilden döndüler. Önümüzdeki hafta başlayacak olan "Intercambio" adlı bir proje için harıl harıl çalışıyoruz. Bir önceki projede olduğu gibi, farklı ülkelerden tiyatroyla ilgilenen insanlar gelecek. Burada neler yaptığımızı göstereceğiz, onlar neler yapıyor onları göreceğiz.

Bir önceki projeden farkı, tüm geçirilecek zamanı, gerekli programı,oyunları, materyalleri ev arkadaşlarım ve benim tasarlıyor olmamız.  Ev arkadaşlarımla uzun bir süredir insanlara bulunduğumuz semtle ilgili eski hikayeler sorduk, eski filmler, şarkılar, araştırdık, fotoğraflar çektik. 

Gelecek olan ekiple bir şov hazırlayacağız ve proje sonunda da tiyatromuzun her yıl düzenlediği ve bu bölgede ünlü olan "Jornada Popular" adlı bir gösterimiz olacak.
Her yıl yakınımızdaki büyük bir parkı süsleyip, konserler, dans gösterileri, tiyatro gösterileri sergiliyorlarmış. Bu yıl sergilenecek tiyatro gösterileri, biz gönüllülerin uzun bir süredir çalıştığımız çocuk hikayelerimiz.   Bir önceki projeden farkı, tüm geçirilecek zamanı, gerekli programı, oyunları,yemekleri, materyalleri ev arkadaşlarım ve benim tasarlıyor olmamız.
Yorucu da olsa organizasyon ve tiyatro anlamında birçok şey katıyor bana..

Onun dışında gittiğim ikinci EVS eğitiminden tanıştığım iki Yunanlı arkadaşımı ve üç Türk arkadaşımı misafir ettim evimde. Madrid'i gezdik, müzeleri, daha önce gitmediğim yerleri.. Keyifli zamanlardı ve en keyiflisi, hem eğitimler hem de olağan EVS'imizle bi'çok güzel insan tanıyıp, birçok yerde kendimize kapı aralıyor olmamız..

Eklemek istediğim bir şey var, kişisel blog da yazıyorum fırsat buldukça. Daha çok bilgi, fotoğraf görmek isterseniz okumanızı dilerim.  " http://baharakcan.blogspot.com.es " Ve tabii daha önce de söylediğim gibi, sorularınız varsa, buralardaysanız ya da konuşmaya ihtiyacınız olursa buralardayım hep : baharakcan94@gmail.com   :-)

Şimdilik bol keyifler, keyifli deneyimler diliyorum.

BAHAR AKCAN


18 Eylül 2016 Pazar

ALPER KISA DÖNEM EVS'TEN MUTLU DÖNDÜ

 Summer EVS in Kuterevo Refuge

Kısa dönem yaz EVS programı Kuterevo Ayı Barınağı’nda, 36 gün süren bir projeydi. Projeye katılan grup 5 farklı ülkeden toplam 11 kişinin katılımıyla gerçekleşti.

Proje, -The Bear Refuge- Hırvatistan’da küçük bir köy olan Kuterevo’da yılda ortalama 200 gönüllünün katılımı ve desteğiyle sürdürülüyor. Projenin temel kaynağını gönüllüler oluşturuyor. Hırvatistan içinden ve diğer ülkelerden 1978 yılından bu yana gönüllü gruplarıyla birlikte çalışılıyor.
    Genç ayıların bulunduğu alan ve gönüllüler                                                                                                               

Köy yaklaşık 600 nüfuslu ve Velebit Dağları kenarında güzel ve küçük bir köy. Ulaşım Zagreb’den sonra Otocac kasabası üzerinden rahatlıkla sağlanıyor. Gönüllüler ve köy halkı sürekli bir etkileşim içerisinde. Projenin koordinatörleri iletişimi güçlendirmek için yurtdışından gelen gönüllülerin basit seviyede de olsa Hırvatça öğrenmesine yardımcı oluyor. Ayrıca köy yaşamının korunması ve yerel halkın desteklenmesi konusunda da çok hassaslar.

EVS grubu olarak projemiz 3 Ağustos-5 Eylül tarihleri arasında gerçekleşti. İlk günlerde EVS programını, grubu ve organizasyonu tanımak için farklı etkinlikler yapıldı. Ayrıca program devam ederken de zaman zaman ayılarla, doğayla ve EVS’le ilgili atölyeler düzenlendi. Haftalık programlar oluşturularak ilerlendi. Grup içinde ayılarla ilgilenme ve besleme, temizlik, yemek, bahçe işleri, yapı ustalarıyla çalışma gibi işler ve ekipler oluşturularak çalışıldı. Ziyaretçiler için hediyelik eşya yapan gönüllüler 


Aynı zamanda EVS grubu dışında farklı organizasyonlarla orada bulunan gruplarla birlikte çalışıldı. Yakın çevredeki farklı bölgeler tanıtıldı ve boş zaman aktivitesi olarak yürüyüş ve kamplar yapıldı. 

Organizasyonun kurucularından ve şu anda da başında bulunan Ivan, doğayı, çevreyi ve ayıları tanıtmak ve bilgilendirmek amacıyla toplantılar düzenledi. Bunun dışında gönüllülerin önemli bir görevi de gelen ziyaretçilere rehberlik etmek ve organizasyonu anlatıp farkındalık yaratmaktı. Barınağın tüm geliri ziyaretçilere hediyelik eşya satışından sağlanıyor.
                                                                                                                                                                 Köy yakınında organizasyona ait bir kamp alanı

Uzun yıllar devam eden bir proje olması ve organizasyonun düzenli olması katılımcıların uyumunu kolaylaştırdı. Proje sonuç olarak hem gönüllüler hem de organizasyon adına faydalı bir şekilde tamamlanmış oldu.


Not: https://kuterevo.wordpress.com/ adresinden ayrıntılı bilgi alınabilir
Alper Kocabıyık

2 Eylül 2016 Cuma

NE ÇABUK GEÇTİ 5 AY!

Ülke: ALMANYA
Şehir : Nordhausen
Koordinatör Kuruluş : BJN_Bildungsakademie JugendSozialwerk Nordhausen e. V.
Ev sahibi Kuruluş : Kinderwelt am Frauenberg
Proje Adı :  Wir bauen Brücken in der Kinderwelt am Frauenberg
Başlama Tarihi : 01.04.2016
Bitiş Tarihi : 31.03.2017


Hey genc selam.

Almanya´da 5.ayimi tamamlamis bulunmaktayim. Buruk bir sevincle karsiliyorum Eylül´ü. Bu kadar cabuk nasil alistim inan ben de bilmiyorum. Daha 7 ayim olmasina ragmen gidisimi dusünüp, üzülüyorum.

Peki neler yapti bu kiz? Proje boyunca 2 seminere katilmamiz gerekli. Ilk seminerim Dresden´de idi. Gercekten muhtesem ve buyuleyici bir sehir. Burda tam 7 inanilmaz gün gecirdim. Muhtesem insanlarla tanistim ve hepsi farkli kulturlerden. Düsünsene ayni anda neredeyse 12 farkli ülkeden insanla oturup muhabbet edip, arkadaslik kurabiliyorsun. Söyle bana genc baska nerde bulabilirsin bu firsati.

2. seminer eylül ayinda. Heyecanla bekliyorum. Onun disinda kindergarten´da hersey yolunda. Calismaya degil de bir nevi hem eglenip hem deAlmancami gelistirmeye gidiyorum gibi. Gün icinde ögrendigim kelimeleri bir sonraki gun kullaniyorum böylece beynime iyice yerlestirmis oluyorum. Tavsiye ederim iyi bir taktik. Onun disinda geziyorum bol bol. Aliyorum makinami elime atliyorum trene ver elini nereye olursa. Özgür ve gencsin ve hayalini kurdugun bir seyi yasiyorsun. Insan ne ister ki daha?

Simdi gelelim senin endiselerine..
 Benim dil konusunda sikintilarim var onlari nasil halledecegim mi diyorsun? Anlasmak icin dil bilmene gerek yok inan. Zaten yapacagin projede senin gibi gönüllüler olacak ya da olmustur yani onlar icin yeni bir durum degil, icini ferah tut.

Verdikleri para gercekten yetiyor mu? Kaldigin ülkeye göre degisiyor ama har vurup harman savurmazsan yetiyor artiyor bile. Bunu her hafta seyahat eden kiz söylüyor 

Ben pek girisken bir insan degilim yalnizlik ceker miyim? Yahu ne yalnizligi, aksine Türkiye´de tanidigin insandan  cok daha fazlasini taniyacaksin. Erasmus+ sagolsun her ülkede onlarca seminerler duzenliyor katil onlara, is yerinde calisma arkadaslarin olacak sonra katildigin seminerlerden girla insan taniyacaksin yani yalniz kalmak icin baya zorlaman gerekiyor kendini genc :)

Yiyecek konusunda sikinti ceker miyim? Et yemiyorum ya da yemek yapmasini beceremiyorum? Hic dert etme Avrupalilar bu konuda biraz tembeller her seyin hazirini rahatca bulabilirsin sana bir isitmasi kalir o kadar, onu da yap ama degil mi? . Et konusunda sana tavsiyem vejetaryan yiyecekler, gercekten cok lezzetliler. Eve donuste bir cuval getirmeyi dusunuyorum ee adettendir di mi :)

He, bu arada  ülkem zor günler gecirirken ben ne mi yaptim ? Cok endiselendim, korktum ama ailemle arkadaslarimla konusunca endiselerim gitti ama bir de öylesine guzel insanlar var ki burda hepsi bana destek oldular. Kimisi sadece sarildi, kimisi bana Turk yemegi hazirladi, kimisi benim icin Turk bayragi yapti. Almanya ile iliskilerimizi dusun birde benim satirlarimi cok farkli degil mi ? Iste bu duyguyu tatmalisin genc hadi katil sende bizim tayfaya. Derdin, sikintin olursa bana ulasmaktan cekinme. Bir dahaki aya görüsürüz.... ;)

1 Eylül 2016 Perşembe

KADİR İSPANYA'DA SON AYINA GİRDİ


Ülke: İSPANYA
Şehir :Barcelona
Koordinatör Kuruluş : Servei Comarcal de Joventut del Concell Comercal del Bages
Ev sahibi Kuruluş : Servei Comarcal de Joventut del Concell Comercal del Bages
Proje Adı :  VOLUNTARIADO EN LA COMARCA DEL BAGES
Başlama Tarihi :18.01.2016
Bitiş Tarihi :  18.10.2016

OCAK 2016
Merhaba arkadaşlar, benim ismim Kadir. İspanya'da 9 aylık evs programına katıldım. 18.01.2016 tarihinde Barcelona Havaalanına indim. Yolculuk yaklaşık 3 saat 40 sürdü. Beni havaalınında 'tutor (özel hoca) denilen danışman'ım ve 2 ev arkadaşım karşıladı. Beni sıcak karşıladılar. Danışmanımın arabasıyla kalacağım yere 'Manresa'ya doğru yola çıktık. Havaalanından yaklaşık 60-70 km uzaklıktadır. Yol üzerinde Carrefour'a uğradık; bana kalacağım dairenin anahtarını kopyalatıp verdiler ve de danışmanım bana el ve banyo havlusu aldı, lazım olacak dedi. Havlum vardı ama olsun iyi oldu. Sonra eve geldik odamı gösterdiler; zaten herkesin kapısının üzerinde isimleri yazıyordu, benimkini de yazmışlar. Evde 2 kız, 2 erkek kalıyoruz. Kızın biri Moldovalı, diğerleri Alman. Hiç Türk yok aslında bu kötü; buraya gelince anladım. Çünkü tek kalıyorsun paylaşacak birsey yok aramızda ve herkes ispanyolca konuşuyor. Sonra Alman erkekle ismi Luca markete filan gittik. Ben fırını sordum benimle geldi.( Yalnız sormadan birşey demediler; yoldan geldin aç mısın, tok musun, paran var mı; danışmanın dahil ).

Sonra akşam diğer gönüllülerin evinde yemek varmış. Herkes kendi ülkesinin yemeklerini yapıyor. Mesela ben pazartesi günü gitmiştim ve o gün İngiliz kız yemek yaptı. Yemek dediğime bakmayın saat akşam 8 gibi gittik onlara sonra markete filan zaten açım saat 11 gibi salata sonra bir tabak yeşil mercimek getirdiler. Mercimek de bizde ki gibi sulu değil kuru çok farklı tadı var yiyemedim. Söyledim ingiliz Kıza yemek güzel ama kültür farkı var yiyemedim diye çorba yapayım filan dedi. Artık gerek yok. Bir gün böyle geçti. ( bu arada diğer gönüllüler 6 kız aynı evde kalıyor. Toplamda 9 kız 2 erkeğiz).

İkinci gün 19.01.2016 Salı. Ev arkadaşlarım 2 kız, ben ve danışmanım karakola gittik; oturma izni için ama internetten başvuru yapılması gerekiyormuş. Sonra danışmanımın ofisine gittik belgelerimden birkaçının fotokopisini aldı (pasaport, sağlık sigortası,anlaşma ). Vize masrafları için harcadığım masrafların faturasını istedi (hepsini verecek mi bilmiyorum çünkü iki faturaya ne olduğunu yazdırdı, vermez ise isterim). Sonra İspanyolca kursuna yazdırdılar beni. Oradan sonra Ampans Merkezine gittik (benim çalışacağım kurumun ismi) ordakilerle tanıştık, iş saatlerini konuştuk.

Üçüncü Gün Çarşamba sabahı karakola gidip oturma izni için başvuru yaptık. Gitmeden bana bir kahve ısmarladı danışmanım. Sonra 128 Euro'luk çek verdi bana gidip bankadan tahsil ettik; cep harçlığı olduğunu söyledi; takip eden diğer aylarda 105 euro cep harçlığı 185 euro yemek parası alacağım. Sonra saat 14.45'te evin önünde buluşmak üzere ayrıldık,  ben eve geldim. Benim işim saat 15.00 - 21.00 saatleri arasında. İş yerine gittik ordakilerle tanıştık. Sıcakkanlı, güleryüzlü insanlar. Aç olduğumu söyleyince bana Katalanların özel yiyeceklerini hazırladılar. Peynirli yumurta ve üzerine domates sürülmüş ekmek. Ben domuz eti, yağı yemediğimi söyleyince ona göre anlayışlı davranıyorlar. Bana domuz eti veya ürünü vermiyorlar.

Günler böyle geçti. Yaptığım işe gelince zihinsel engelli yaşlılarla ilgileniyorum. Birinin pijamasını giyindiriyorum, yatalak olan var onun yemeğini yediriyorum, dün erkeklerin dolaplarını düzelttim sonra hep beraber çevrede ufak bir gezi. Aşağı yukarı günlerim böyle geçti. Bu arada yatalak olanın altını değiştir dediler ben kabul etmedim. Anlayışla karşıladılar Şimdilik, inşallah ilerde zorluk çıkarmazlar.

Şunu belirtmek isterim evs yapan herkes bunu yazmış ben de gelmeden okuyordum; evs yapmak isteyen arkadaşlar ülkeden daha çok projeye dikkat etsinler, iyi anlasınlar yoksa hayal kırıklığı yaşamasınlar. Çünkü ben alt değiştirme altını alma, banyo yaptırma işini bilmiyordum ama hallettik anlayışlı insanlar çıktılar Allah'ın izniyle. Bir de yanınıza para alın çok lazım. Ben de yanıma para almayacaktım ama ailemin ısrarı üzerine aldım, iyi ki almışım , yoksa ilk gün aç kalırdım; kısmen kaldım 😉😃.

ŞUBAT 2016
Merhaba arkadaşlar, size İspanya’da şubat ayındaki günlerimi anlatacağım.    '' Ama öncelikle şunu belirtmek isterim. Ben Barcelona'nın Manresa bölgesinde yaşıyorum. Eğer buraya gelecek olan olursa şunu iyi bilsin; burda genç-yaşlı herkesde 1'er 2'şer köpek var ve her yerde köpek pisliği ve kokusu var. Haberiniz olsun. ''


1-6.02.2016 tarihinlerinde 1. Değerlendirme toplantısı vardı . St. Viçen de Calders şehrinde. Ben Manresa'da yaşıyorum. Burda ulaşım genellikle tren ile oluyor. Üç saatlik bir seyahat sonrası toplantı yerine vardım. Çok güzel bir hafta geçirdim orda. Yeni arkadaşlar edindim. Toplantının konusu genel bir değerlendirme. Yani sorunlarınızı nasıl çözersiniz, bizim yükümlülüklerimiz; gönderici ve ev sahibi organizasyonlarına karşı ve onların bize karşı yükümlülükleri. Diyaloglar İngilizce ve İspanyolca idi. Çok güzel bir hafta geçirdim , ordan ayrıldığım için çok üzgünüm .
Öyle bir ortamdan insan geri dönünce içinde bir burukluk oluyor haliyle, bende oldu. Zaten genelde hep oyun filan oynadık; yani eğlence. Şimdi facebook'tan konuşuyoruz; grubumuz var ''comaruga'' adlı. Neyse tekrar işe döndük, işbaşı yaptık. 29 Şubat'ta iş saatlerimi değiştiriyorum ve dolayısıyla işyerini. Bakalım 2 hafta deneyeceğim ondan sonra karar vereceğim nerde kalacağıma. Çünkü şimdiki işimi seviyorum ama 15.00 - 21.00 saatleri arasında çalışıyorum ama 20.45'te çıkıyorum. İşim çok rahat namaz bile kılıyorum ama sadece saat için değiştireceğim. Yeni çalışacağım yeri de mentorüm ile beraber gidip gördüm orada çok rahat ama ''yemeklerde genelde domuz eti  var dediler; sen yemek istemezsen yemeğini yanında getir dediler''. Ben de daha sonra mentorüme mesaj attım 1 hafta deneme suresi yapalım ondan sonra karar vereyim diye.  Ben de bir kere anlaştığım için geri çeviremedim 2 hafta deneme süresine bağlamayı başardım. Çünkü şu an çalıştığım yerde toplasanız en fazla 1 saat çalışıyorumdur herhalde, mutfak, kahve, meyve vs. herşey var o yüzden deneme süresine çevirdim işi; benim kararım şimdiden belli.
Böyle detaylı yazmamın sebebi; benim huyum böyle herşeyi detaylı bilmek isterim ve öyle anlatırım ayrıca size bir örnek teşkil etmesi için. Konuşmak çok önemli çünkü konuşunca sorunlarınızı çözmeyi başarıyorsunuz. Bunu bilmenizi isterim . Mentorünüzle aranızı iyi tutun , benim aram iyi; ben espri filan yapıyorum hatta aramızda bir espri oluştu;  ev arkadaşlarımla ilgili bir şey anlatınca 'onlar böyle yapıyorlar ama ben böyleyim 'porque soy Turco and I'm amiable' diyorum yani 'çünkü ben Türküm ve sıcakkanlıyım. Bişey konuşunca o da bana aynı cümleyi kuruyor. Bu arada benim burda konuştuğum dil Spanglish yani İspanyolca İngilizce karışık konuşuyorum hem de aynı cümlede; İspanyolca cümle kurarken bilmediğim yerde İngilizce kelime kullanıyorum aynı cümlede. Örneğin; 'actually yo se, un poco un poco i will learn' cümlelerini kuruyordum ama şimdi yukardaki cümleleri düzelttim öğrendim nasıl diyeceğimi ; 'un poco un poco aprenderé (biraz biraz,yavaş yavaş ) öğreneceğim' şimdilik bu kadar. Bana ulaşmak isteyen olursa veya Barcelona'ya, Manresa'ya gelen filan olursa mail adresim; kadiragbulak@hotmail.com kadir.agbulak.9 (facebook )


NİSAN2016
Merhaba arkadaşlar, sizinle Nisan  ayındaki genel olaylardan bahsedeyim biraz; 23 Nisan Sant Jordi bayramı olarak kutlanıyor; bu bir Hristiyan bayramı. Kısaca bahsetmek gerekirse Ortaçağ'da köyün birine bir ejderha musallat olmuş , köylüler ejdarhadan kurtulmak için genç kızları kurban olarak veriyorlarmış; prensesi kurban olarak vereceklerken Jordi diye biri gelip ejderhayı öldürüyor. Bunu anmak için erkekler kadınlara kırmızı gül veriyor , 23 Nisan aynı zamanda İspanyol yazar Cervantes'in ölüm yıldönümü olduğu için kadınlar da erkeklere kitap veriyorlar. Bana da markette kırmızı gül verdiler:)) çünkü markette gül veriyorlardı ücretsiz olarak; ama her yerde gül satanları görebilirsiniz.

MAYIS 2016
Merhaba arkadaşlar, mayıs ayında fazla değişiklik olmadı ama biraz bahsedeyim. Bizim evsahibi kuruluş bir proje kapsamında işsiz gençlere Avrupa Gönüllü Hizmeti’ni anlatmak için bize teklif etti,  hani gelir misiniz diye , biz de gittik Evs nedir , nasıl yapılır, başvurulur, ödemeler vs. hakkında grup olarak konuştuk. Bu arada biz dört kişi gittik; hepimiz bir gruba dahil olduk. Gelen gençlerin çoğu Faslı. O yüzden aramızda bir elektriklenme, şakalar vs. oldu. Polonyalı bir çocuk vardı Bursaspor’u destekliyor; taraftarları yüzünden; biraz şiddetten hoşlanıyor herhalde. Türk dizisini bilenler var vs.
Onun dışında bizim diğer gönüllülerin kaldığı evde bir bisiklet vardı; onu ben aldım işe gitmek için ama bisiklet daha yorucu yokuşlar vs. su içinde kalıyorum, o yüzden yürümeyi tercih ediyorum. Şimdilik bu kadar...

HAZİRAN 2016
Merhaba arkadaşlar, 6 - 10 Haziran'da Málaga'da formasyon vardı. Málaga çok güzel bir yer bu arada, neyse  formasyon konuları her zamanki aynı ama bu formasyonda olan en güzel şey havuz  ; hergün havuza giriyorduk.
İtalya'dan yeni biri geldi ayın 27'sinde; havaalınına onu karşılamaya gittik mentorümle. Biraz geç vardık havaalınına , biz elimizde onun adı yazılı kâğıtla beklerken adam yarım saat önceden gelmiş havaalanında bizi arıyormuş. Biz havaalınına girdiğimizde ben onu gördüm, yanımızdan geçti; tanımadığım için ilgilenmedim normal olarak. Havaalanı otoparkıdayken ben mentora geç kaldığımız için 'bi de çocuk yanımızdan geçip gidiyormuş ' diye espri yaptım ve gerçek oldu .
Çalışma saatlerimi değiştirdim 09.00 - 15.00. Çok iyi oldu , bütün gün bana kalıyor böylece...

TEMMUZ 2016
Merhaba, temmuz ayında aktivite olarak her gün havuza gittik ; bu sıcak havalarda çok iyi oldu. Öğle yemeğini de orda yiyorduk ama benim için yemek kısmı sıkıntılıydı çünkü genelde domuz eti vardı; ben de o gün meyve olarak ne varsa onu yiyordum; meyve , salata vs. Yalnız yaşamaya devam; çok rahat ama sıkıcı. Neyse ki 24 Ağustos'ta Litvanyalı bir kız gelecekmiş inşallah iyi, eğlenceli biridir de kalan 1 ayımda biraz iyi vakit geçiririz.

AĞUSTOS 2016
Merhaba arkadaşlar,  Ağustos ayında çoğu insanlar tatile gittiği için bizim yıl içinde yaptığımız aktivite alanları kapalıydı; tiyatro salonu, Jimnastik salonu, havuz vs. Bu yüzden Ağustos'ta haftada 1 gün ve genelde Cuma günü geziye gittik ; plaja, ormana, Barcelona'ya vs. Orman dışındaki gezilerde restorantta yemek yiyorduk.
İlk defa resimdeki kadar kalabalıktık; çünkü gezilere işyerinin arabasıyla gidiyoruz. Bu resim 31 Ağustos'tan ve yürüyerek yakın bir yere gittik; o yüzden bu kadar kalabalığız. Normalde grup olarak  9 kişi gidiyoruz. Bir hafta bir grupla diğer hafta öbür grupla gidiyoruz.
25 Temmuz'da yeni ev arkadaşım geldi Litvanya'dan; iyi biri ve diğer eve Alman birisi geldi; o da iyi birisi. İyi zaman da geldiler , şanslılar.
Ayın 20'sinden 29'una kadar  Festa Major'du. Yani birçok alanda konserler vardı.  Bir sokakta rock diğer sokakta salsa vs alternatif müzik vardı. Genel olarak Ağustos iyi geçti. Artık son ayıma girdim;
 30 Eylül dönüş tarihi...