Avrupa Gönüllü Hizmeti hakkında detaylı bilgi, projeler ve başvuru yöntemleri için www.genctur.org adresli web sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
GENÇTUR
Tiyatroda sorumluluklarımın arttığı dönemdeyiz. Ülkelerine dönen ev arkadaşlarımın yaptıkları işleri de üstlenmeye başladım, bu da benim için daha çok çalışma, daha çok çalışma saati demek. Ev arkadaşımın adapte olma, O'nu alıştırma süreci de ayrı bi' sorumluluk gerektiriyor benim için. En azından ben öyle hissediyorum. :) Mutluyum her geçen zamanda yeni şeyler tecrübe edebildiğim için lakin zaman zaman yorgun hissediyorum. Hemen her gün 12-13 saatlik çalışmaların arasında İspanyolca ve İngilizcemi ilerletmeye çalışıyorum, daha önce yapmadığım şeyleri yapmaya çalışıyorum son zamanlarımdan keyif alabilmek adına. Gelecek düşünceleri, son zaman düşünceleri derken sanırım her gönüllü son aylarında bu karmaşık duyguları yaşıyordur.
Kurs hakkında bilgi vermek gerekirse, haftanın iki günü (bir buçuk saatlik) Almanca kursum var. Yine bu kurs organizasyon tarafından karşılanıyor. Benim seviyem ise maalesef ki A1. Yani bu dile sıfırdan başladım diyebilirim. Ama dil açısından şöyle bir şansım var ki o da çalıştığım sınıfta hiçbir öğrenci İngilizce bilmiyor. Ve bu durumda ben de her hafta öğrenmiş olduğum gramer yapıları olsun, yeni kelimeler olsun hepsini çocuklar üzerinde deneyebiliyorum. Yani kısacası pratik yapma şansım oluyor.
24 Eylül'de Petrinja'ya ulaştım. Ev sahibi kurumdakiler çok iyi, düzenli disiplinli insanlar. Direktörümüz profesyonal aşçı. Daha ilk gün yemek paramı aldım. Akşam güzel bir mangal partisi ile gelişim kutlandı. Rakiya dedikleri ev yapımı rakılarından içtik. Petrinja şirin, sakin ve yeşil bir yer. Apartman yok denecek kadar az. Bahçeli, iki, maksimum üç katlı evler. Her bahçede üzüm asmaları, rakı imbikleri ve kestane odunlukları var. Her evde bedava rakı ikramı yapılıyor. Her ev "en güzel rakı bizimki" diyerek ikramda bulunuyor. Denememek kabalık sayılıyor. Toplam nüfus 3 bin kişi, köyleri de katınca 13.000 oluyor. Herkes birbirini tanıyor. Yoldan geçen arabalardan selam alınıp verilen bir yer.
İki katlı güzel bir evde kalıyoruz. Evde toplam 3 oda var. İki banyo tuvalet, 2 salon, 2 balkon, 1 mutfak. İki çamaşır makinesi ve bir buzdolabımız var. 3 erkek (2 ispanyol bir de ben) bir odadayız. Kızlar da 2'şerli kalıyorlar. Toplam 7 kişiyiz. Evin bahçesi var. Bahçede odunluk, üzüm asması ve imbik var. Üzüm bedava. Evin kilerini kullanamıyoruz, ev sahibi 20 litrelik cam damacanalarda rakılarını saklıyor. Ev odunla ısınıyor. Göz alabildiğine kestane ormanları var şehrin etrafında. Toplayıp yemek bedava. Sobada kestane kebap yapmak imkanı var. Kestane ağaçlarını odun olarak kullanıyorlar genelde. Sobamız iyi çalışıyor. Evden ofise 3 dakikada yürünebiliyor.
Ofisimiz çok güzel. Tarihi bir bina. "Avusturya - Macarisan İmparatorluğu'ndan kalmış, ilk yapanı bilinmiyor" dediler. 2018'den sonra bina AB bütçesiyle restore edilip kültür merkezi olacakmış.
Merhaba:)
Sonunda yola çıkıyorum. İstanbul'da bol koşuşturmalı bir haftanın ardından, bileti aldığım gece -yola çıkmama 2 gün kala- hayatta en korktuğum şey başıma geldi ve hasta oldum. Normalde çok sık antibiyotik kullanan bir insan olmadığımdan yanıma antibiyotik almak (daha doğrusunu hangisini alacağım?!?) gelmedi. Yanıma yalnızca; propolis, aktardan alınmış karışımlar, doğal pastiller, karbonat ve ilaç olarak aklıma gelen tek şey olan bir kutu majezik'i alıp yola çıktım.
9. ayımı doldururken, en çok duygu karmaşası yaşıyor olduğum vakitler diyebilirim..
Geçen ayki raporumda bahsettiğimiz tiyatro projesini tamamladık; "Generando Territorio". Romanya ve Polonya'dan gelen iki gruba 2 hafta boyunca ev sahipliği yapıp, 2 Ekim'de gerçekleşen festivalimiz için ortak bi' gösteri hazırladık. Konumuz, grupların bulunduğu ülkeler hakkında eski hikayeler, fotoğraflar, şarkılar, filmler araştırıp; araştırdıkları ve etkilendikleri olaylardan gösteri hazırlamalarıydı; sonucunda da herkesin hazırlayıp sunduğu gösterileri, Gregorio (Birlikte çalıştığım yönetmen) bi' araya getirdi. Benim için ilginç bi' süreçti.. 2 hafta boyunca provalarımız İngilizce ilerledi, son zamanlarda kendi gösterim için İspanyolca çalıştık. Festivalde de kendi yazdığım tekstle birilerine İspanyolca seslenmek oldukça duygusal oldu benim için.. Ülkemde olanlara buradan bağırdım, "Özgürlük nerede?" diye.. Ev arkadaşlarımla hazırladığımız çocuk oyunlarımızı da sergiledik festivalde. İyiydi diyemeyeceğim kötüydü diyemeyeceğim gibi.. :) Gruplarla çok kaynaştık, iki hafta boyunca her yemeği birlikte yiyip, her günü birlikte geçirdik. En son vedalaşırken hepimizin gözleri yaşlı, kimimiz hıçkıra hıçkıra ağlıyor vaziyetteydik.. Biz ev sahibi kuruluş olduğumuz için sürekli dikkatli olmamız gerekiyordu, onun dışında tiyatroda süren diğer aktiviteler, açılış kapanışlar, her sabah alışverişler vs.. proje boyunca yine günde 13-16 saat arası çalışmamızı gerektirdi ama edindiğim tecrübeden dolayı mutluyum..
Projem 1 Temmuz - 10 Ağustos tarihleri arasında İspanya'da gerçekleşti. Projenin ilk kısmı olan 1 aylık projem Madrid'de çocuklarla çalışmak üzerineydi. İkincisi ise Valencia'nın Altea kasabasında 10 günlük bir arkeoloji kampıydı.
Vize konusu ise ayrı bi sorun oluşturdu. Projemin kesinleştiği tarihten sonra yaklaşık 4 haftam vardı bu sırada pasaportumun bitmesine tam 6 ay kaldığını fark ettim. Yeni pasaporta başvuru yapar yapmaz vizeye başvurdum. Fakat randevu gidişimden 6 gün öncesine verildi. Vize firmalarındaki doluluk özellikle Haziran döneminde çok fazla. Vize firmasındakiler bu kadar yakın tarihe vize çıkmasının zor olduğunu söylediler bunun üstüne insan doğal olarak daha da stres oluyor. Şans eseri gitmeden 2 gün önce vizem elime ulaştı. Vizeyi alır almaz uçak biletimi alabildim. Fakat böyle konularda vize gerektiren ülkelere gitme planı yapmadan önce etraflıca düşünmek lazım çünkü vizem daha da geç gelebilirdi.
AGH gerçekten de benim için çok güzel bir deneyim oldu. Önceki yaz kamplarımda gönüllü olarak bulundum hep yurtdışında fakat bu sefer kısa dönem AGH olarak her şey daha farklıydı. Öncelikle çok daha özgürdük bu yüzden kendi programlarımızı kendimiz yaratmalıydık diğer gönüllü arkadaşlarla. İlk hafta bunu tam olarak oturtamasak da sonradan yavaş yavaş kendi etkinliklerimizi üretmeye başladık. Bu tür bi deneyim AGH sonrası hayatımda da çoğu şeye yardımcı oldu. Tabii ki daha bir çok katkısı oldu AGH'nin, beraber çalıştığım yerli/yabancı insanlar, yaptığımız işlerin deneyimleri vb. bir çok şey. İlk AGH'm kısa dönem olduğu için bir sefer daha uzun dönem yapmayı düşünüyorum.
Bu ay daha bir çabuk geçti , çünkü benim için çifte bayramdı :) Türkiye'den arkadaşlarım ziyarete geldiler. Lleida - Tarragona -Barcelona 'da dolu dolu zaman geçirdik . Geldikleri dönem 11 Eylül'e denk geldi yani Catalunya için en önemli günlerden birine Diada Nacional de Catalunya'ya . Bütün Catalunya'da büyük kutlamalar yapıldı. Biz de Tarragona'da onlarla eğlenme fırsatı yakaladık. Her sokakta ayrı bir eğlence ve konser vardı. En güzel kısmı ise Human Castell (İnsan Kulesi) izlemekti. Hayli zor ; güç, denge ve cesaret gerektiriyor. Söyledikleri kadarıyla UNESCO tarafından Catalanların kültür mirası olarak kabul edilmiş . Sıkıcı olmamak adına bilgilendirmeyi burada bitiriyorum.)
Dediğim gibi bu ay çoğunlukla olduğumuz bölgede gezdik ama ufak bir yolculukta Palma de Mallorca'ya yaptık. Bu arada Avrupa içi Rynair'le çok uyguna seyahat edebilirsiniz! Mallorca takım adalarının en büyüğü ve gerçekten harika bir doğası var. Gitmeyi düşünürseniz yapılacak birçok aktivite var ve diğer adalara (Menorca ,İbiza) da buradan tekne turu yapabilirsiniz.
Yaz demek, calisma kamplari demek. Calisma kamplari demek, 3 hafta boyunca cadirlarda kaldigimiz, bir suru insanla tanistigimiz, Fransa’nin yerelleri ile tanistigimiz, evimizde bir suru insan agirladigimiz, sirkulasyonun neredeyse 3 ay boyunca hic bitmedigi bir donem demek ! Haziran, Temmuz, Agustos aylarini 3 haftalik bir calisma kampina liderlik yaparak, 3 farkli calisma kampini ziyaret ederek ve biraz da Fransa icinde seyahat ederek gecirdim.
Aslinda bundan bir kac ay once « Fransizcam hala cok kotu, herkes ogrendi bir ben kaldim » derdim, ama isin gercegi, kendime haksizlik etmek istemiyorum. Siz de boyle bir firsati ele gecirdiyseniz, kendinize haksizlik etmeyi acilen birakin, ogrendiginiz seylerin tadini cikarin. Bakiniz, bu gun mudurum ile Fransiz argosunu konusabiliyorum (hatta bazen bana ogreten o ve diger is arkadaslarim). Dikkat ! Herkes bu kadar sevecen olmayabilir, ancak bazen AGH gonullusu olmanin en guzel yanlarindan biri gonulluluk esasli orada olmaniz. Eger kurulusunuz benimki gibi gonullulugun, AGH’nin, dayanisma ve informal egitimin esaslarini sindirmis bir kurulus ise, calisma 
EVS grubu olarak projemiz 3 Ağustos-5 Eylül
tarihleri arasında gerçekleşti. İlk günlerde EVS programını, grubu ve
organizasyonu tanımak için farklı etkinlikler yapıldı. Ayrıca program devam
ederken de zaman zaman ayılarla, doğayla ve EVS’le ilgili atölyeler düzenlendi.
Haftalık programlar oluşturularak ilerlendi. Grup içinde ayılarla ilgilenme ve
besleme, temizlik, yemek, bahçe işleri, yapı ustalarıyla çalışma gibi işler ve
ekipler oluşturularak çalışıldı. Ziyaretçiler için hediyelik eşya yapan gönüllüler
Ülke: ALMANYA
2. seminer eylül ayinda. Heyecanla bekliyorum. Onun disinda kindergarten´da hersey yolunda. Calismaya degil de bir nevi hem eglenip hem deAlmancami gelistirmeye gidiyorum gibi. Gün icinde ögrendigim kelimeleri bir sonraki gun kullaniyorum böylece beynime iyice yerlestirmis oluyorum. Tavsiye ederim iyi bir taktik. Onun disinda geziyorum bol bol. Aliyorum makinami elime atliyorum trene ver elini nereye olursa. Özgür ve gencsin ve hayalini kurdugun bir seyi yasiyorsun. Insan ne ister ki daha?
He, bu arada ülkem zor günler gecirirken ben ne mi yaptim ? Cok endiselendim, korktum ama ailemle arkadaslarimla konusunca endiselerim gitti ama bir de öylesine guzel insanlar var ki burda hepsi bana destek oldular. Kimisi sadece sarildi, kimisi bana Turk yemegi hazirladi, kimisi benim icin Turk bayragi yapti. Almanya ile iliskilerimizi dusun birde benim satirlarimi cok farkli degil mi ? Iste bu duyguyu tatmalisin genc hadi katil sende bizim tayfaya. Derdin, sikintin olursa bana ulasmaktan cekinme. Bir dahaki aya görüsürüz.... ;)
Merhaba arkadaşlar, benim ismim Kadir. İspanya'da 9 aylık evs programına katıldım. 18.01.2016 tarihinde Barcelona Havaalanına indim. Yolculuk yaklaşık 3 saat 40 sürdü. Beni havaalınında 'tutor (özel hoca) denilen danışman'ım ve 2 ev arkadaşım karşıladı. Beni sıcak karşıladılar. Danışmanımın arabasıyla kalacağım yere 'Manresa'ya doğru yola çıktık. Havaalanından yaklaşık 60-70 km uzaklıktadır. Yol üzerinde Carrefour'a uğradık; bana kalacağım dairenin anahtarını kopyalatıp verdiler ve de danışmanım bana el ve banyo havlusu aldı, lazım olacak dedi. Havlum vardı ama olsun iyi oldu. Sonra eve geldik odamı gösterdiler; zaten herkesin kapısının üzerinde isimleri yazıyordu, benimkini de yazmışlar. Evde 2 kız, 2 erkek kalıyoruz. Kızın biri Moldovalı, diğerleri Alman. Hiç Türk yok aslında bu kötü; buraya gelince anladım. Çünkü tek kalıyorsun paylaşacak birsey yok aramızda ve herkes ispanyolca konuşuyor. Sonra Alman erkekle ismi Luca markete filan gittik. Ben fırını sordum benimle geldi.( Yalnız sormadan birşey demediler; yoldan geldin aç mısın, tok musun, paran var mı; danışmanın dahil ).
ŞUBAT 2016
Böyle detaylı yazmamın sebebi; benim huyum böyle herşeyi detaylı bilmek isterim ve öyle anlatırım ayrıca size bir örnek teşkil etmesi için. Konuşmak çok önemli çünkü konuşunca sorunlarınızı çözmeyi başarıyorsunuz. Bunu bilmenizi isterim . Mentorünüzle aranızı iyi tutun , benim aram iyi; ben espri filan yapıyorum hatta aramızda bir espri oluştu; ev arkadaşlarımla ilgili bir şey anlatınca 'onlar böyle yapıyorlar ama ben böyleyim 'porque soy Turco and I'm amiable' diyorum yani 'çünkü ben Türküm ve sıcakkanlıyım. Bişey konuşunca o da bana aynı cümleyi kuruyor. Bu arada benim burda konuştuğum dil Spanglish yani İspanyolca İngilizce karışık konuşuyorum hem de aynı cümlede; İspanyolca cümle kurarken bilmediğim yerde İngilizce kelime kullanıyorum aynı cümlede. Örneğin; 'actually yo se, un poco un poco i will learn' cümlelerini kuruyordum ama şimdi yukardaki cümleleri düzelttim öğrendim nasıl diyeceğimi ; 'un poco un poco aprenderé (biraz biraz,yavaş yavaş ) öğreneceğim' şimdilik bu kadar. Bana ulaşmak isteyen olursa veya Barcelona'ya, Manresa'ya gelen filan olursa mail adresim; kadiragbulak@hotmail.com kadir.agbulak.9 (facebook )
Merhaba, temmuz ayında aktivite olarak her gün havuza gittik ; bu sıcak havalarda çok iyi oldu. Öğle yemeğini de orda yiyorduk ama benim için yemek kısmı sıkıntılıydı çünkü genelde domuz eti vardı; ben de o gün meyve olarak ne varsa onu yiyordum; meyve , salata vs. Yalnız yaşamaya devam; çok rahat ama sıkıcı. Neyse ki 24 Ağustos'ta Litvanyalı bir kız gelecekmiş inşallah iyi, eğlenceli biridir de kalan 1 ayımda biraz iyi vakit geçiririz.
İlk defa resimdeki kadar kalabalıktık; çünkü gezilere işyerinin arabasıyla gidiyoruz. Bu resim 31 Ağustos'tan ve yürüyerek yakın bir yere gittik; o yüzden bu kadar kalabalığız. Normalde grup olarak 9 kişi gidiyoruz. Bir hafta bir grupla diğer hafta öbür grupla gidiyoruz.