Rapor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rapor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Kasım 2016 Çarşamba

300 GÜN GEÇTİ İSPANYA'DA, ŞAFAK 65!

Koordinatör Kurum :  RESIDUI TEATRO
Ev sahibi Kurum :  RESIDUI TEATRO
Şehir :Madrid
Proje Adı: CIUDAD MUNDO-MUNDO CIUDAD
Başlama Tarihi:  15.01.2016
Bitiş Tarihi: 15.01.2017

EKİM AYI RAPORU

Merhabalar :)

Geldim 10. ayıma.. 50 gün, 100 gün derken 300lü günleri geride bırakıyor olmak tuhaf geliyor hala..
Formasyonda tanıştığım arkadaşlarım projelerini bitirip vedalaşmaya geliyorlar benimle, çoğu başka şehirlerde de olsa ülkelerine dönerken ya havaalanı için ya da gezi için Madrid'den geçiyorlar; yeniden görüşebilmek ümidiyle vedalaşıyoruz. Veda demeyi sevmem gerçi, yepyeni sayfaların başlangıcı bence.. :)

Tiyatroda sorumluluklarımın arttığı dönemdeyiz. Ülkelerine dönen ev arkadaşlarımın yaptıkları işleri de üstlenmeye başladım, bu da benim için daha çok çalışma, daha çok çalışma saati demek. Ev arkadaşımın adapte olma, O'nu alıştırma süreci de ayrı bi' sorumluluk gerektiriyor benim için. En azından ben öyle hissediyorum. :) Mutluyum her geçen zamanda yeni şeyler tecrübe edebildiğim için lakin zaman zaman yorgun hissediyorum. Hemen her gün 12-13 saatlik çalışmaların arasında İspanyolca ve İngilizcemi ilerletmeye çalışıyorum, daha önce yapmadığım şeyleri yapmaya çalışıyorum son zamanlarımdan keyif alabilmek adına. Gelecek düşünceleri, son zaman düşünceleri derken sanırım her gönüllü son aylarında bu karmaşık duyguları yaşıyordur.

Bu ara biraz stresli bi' süreç benim için. Türkiye'den D tipi vize almıştım projem 1 yıl olduğu için ama evrakların birinde 30 Kasım diye bi' tarih göründüğünden,  burada oturum kartımı 30 Kasım'a kadar geçerli olacak şekilde verdiler.  15 Ocak'ta gelip 15 Ocak'ta gitmem gerektiğinden süreyi uzatmak için yabancılar şubesine gidip başvuruda bulundum, kalabileceğime dair olumlu konuştular elimde başvuru yaptığıma dair belgeyi bulundurduğum sürece, ayrıca buradaki büyükelçiliğe de danıştım onlar da aynı şeyi söylediler lakin diğer Schengen ülkelerine seyahat edebilmek için polisten izin belgesi almalıymışım (Belgenin ismi "Autorizaciòn de Regreso", olur da ihtiyacınız olursa ki umarım olmaz :)). Seyahat planlarımı aralık ayı için yaptığımdan biraz strese soktu beni herhangi bi' problem çıkar mı diye, yine de olumsuz düşünmemeye çalışıyorum.

Bunlar dışında yeni ev arkadaşımın doğum günü için sürpriz hazırladık 4 gün önce, çok mutlu oldu. İlk zamanlarda bu tarz hareketler gerçekten önemli oluyor sanırım. Bana sürpriz hazırladıklarında ben de ilk zamanlarımdaydım ve çok hoşuma gitmişti düşüncelilikleri.. Şimdi neler hissettiklerini anlayabiliyorum, ayrıca eski ev arkadaşlarımın benim ilk zamanlarımda benimle neler hissettiklerini anlayabiliyorum. :))

Bu ay ziyaret için, burada bulunmama aracı olan tiyatro hocam gelecek Türkiye'den. Bundan sonrası için ortak projeler yapabilmek adına konuşacağız çalıştığım tiyatroyla (Zaten buradaki yönetmenimizle benim hocam daha önce yaptıkları bi' projeden arkadaşlar). Benim için bi' heyecan bu.

Keyifli zamanlar diliyorum..

Bahar Akcan

14 Kasım 2016 Pazartesi

GRAZ PELİN'İ ŞAŞIRTTI: METROSU BİLE YOK!..

Ülke:  AVUSTURYA
Şehir :  GRAZ                                                                                                                
Koordinatör Kuruluş :
Ev sahibi Kuruluş :
Proje Adı :
Başlama Tarihi : 30.09.2016
Bitiş Tarihi :  28.02.2017

Pelin Öztürk
3.11.2016        


 

Merhabalar,
Projede insanlık için küçük benim için oldukça büyük, koskoca bir ayı geride bırakmış oldum. Projem ekim ayında başlamış olmasına rağmen ben Graz’a bir hafta öncesinden gelerek, birlikte yaşayacağım aile ile tanışmak aynı zamanda birazcık etrafı gezip keşfetmek istedim ve 24 Eylül sabahı inanılmaz bir heyecan ve telaş ile Graz’a geldim.

Bu kısa girişin ardından öncelikle size projemden bahsetmek istiyorum. Montessori eğitim sistemini benimsemiş olan bir okulda Hollanda’dan gelmiş olan diğer gönüllü arkadaş ile birlikte çalışıyorum. Öğleden önce sınıflarda öğretmenlere yardım edip, öğleden sonra Andy’e (Andy aynı zamanda bizim mentörümüz) mutfakta çocuklar için yemeklerin hazırlanmasına yardım ediyoruz. Çalışma saatleri olarak ben pazartesi ve Cuma günleri 8- 12.30 arası çalışıyorum. Cuma günleri bu durum tüm okul için geçerli olurken, Pazartesi günleri kursum olduğu için işten erken saatte ayrılıyorum.   (diğer gönüllü arkadaşın ise günleri Salı-Cuma şeklinde) Normal çalışma saatleri ise 8.30-16.00.

Ben birlikte çalışmış olduğum öğretmenlerden birinin evinde kalıyorum. Kendime özel bir odam var ve bu odada kendime özel mutfak ve tuvalet mevcut. Diğer gönüllü arkadaş ise çalıştığı sınıftaki bir öğrencinin ailesiyle birlikte yaşıyor. Aynı şekilde onunda kendine ait odası mutfağı mevcut. ( Bu raporda odamın fotoğraflarını paylaşamıyorum ama bir dahaki raporda nasıl bir ortamda yaşadığımı sizlere göstereceğim.) Aynı zamanda kendimize ait bisikletlerimizde yanında kaldığımız aileler tarafından temin edildi. Bu durumu belirtmek istedim, çünkü burada bisiklet kullanımı inanılmaz yaygın. Graz zaten oldukça küçük bir şehir ( Avusturya’nın en büyük ikinci şehriymiş, varın siz hesap edin Avusturya’nın yüzölçümünü :-) ve neredeyse her yere bisikletle ulaşabiliyorsun. Yediden yetmişe herkesi buralarda bisiklet kullanırken görebilirsiniz. Ben de gün içerisinde bisiklet kullanmayı tercih etsem de okula giderken otobüsü kullanıyorum, çünkü okulum adeta bir dağın tepesinde. :-)

Graz’a geldiğim ilk hafta yanında kaldığım aile ile Graz’ı gezdik. Graz gerçekten güzel bir şehir. Benim yaşadığım kısım merkeze oldukça yakın. Tramvayla 6-7 dakikada merkeze ulaşabiliyorsunuz. Graz o kadar küçük bir şehir ki burada şehir içi ulaşım otobüs ve tramvay ile gerçekleştiriliyor. Yani anlayacağınız üzere metro yok. (İlk zamanlar mentörüme metronun nerede olduğunu sorup, metronun olmadığını öğrenince nedense çok şaşırmıştı o yüzden bu ayrıntıyı da belirtmek istedim.

Bu gezinin ardından birkaç gün sonra ‘hosting organisation’ıma gittim ve benimle tüm süreç boyunca iletişimi sağlamış olan Klaus ile yüz yüze tanışmış olduk. Klaus bana birkaç bilgi ve döküman verdi aynı zamanda ben de ona bütün harcamalarımın faturalarını teslim ettim ve ardından benim oturum iznimi almak için polise gittik. Benim projem 9 ay. Eğer Avusturya’da 6 aydan uzun bir süre kalacaksanız oturum müsaadesi almanız gerekiyor.(Oturum müsaadesi de böyle kart gibi bir şey başvurduktan sonra bir hafta içerisinde alabiliyorsunuz.) Daha sonrasında 1 yıl boyunca tramvayı sürekli bilet almak zorunda kalmadan kullanabileceğim bir kart için başvuruda bulunduk. (Bu kart içinse beklemenize gerek yok başvurur vurmaz alıyorsunuz.) Böylece genel anlamda bürokratik işleri halletmiş olduk.

Kurs hakkında bilgi vermek gerekirse, haftanın iki günü (bir buçuk saatlik) Almanca kursum var. Yine bu kurs organizasyon tarafından karşılanıyor. Benim seviyem ise maalesef ki A1. Yani bu dile sıfırdan başladım diyebilirim. Ama dil açısından şöyle bir şansım var ki o da çalıştığım sınıfta hiçbir öğrenci İngilizce bilmiyor. Ve bu durumda ben de her hafta öğrenmiş olduğum gramer yapıları olsun, yeni kelimeler olsun hepsini çocuklar üzerinde deneyebiliyorum.  Yani kısacası pratik yapma şansım oluyor.
Ekim ayının raporunu kasım ayında göndermiş oluyorum ama kusura bakmayın, ekim ayının özellikle son haftası benim için çok yoğun geçti. Burada 3 günlük bir tatil vardı ve bu da hafta sonuyla birleşiyordu. Biz de çalışma arkadaşımla Salzburg- Hallstatt güzergahında bu tatil günlerini değerlendirmek istedik. (Avusturya’da EVS yapmayı düşünüyorsanız hadi diyelim EVS gibi bir planınız yok turistik amaçlı buralara gelmek istiyorsanız, Hallstatt’ı görmeden dönmeyin derim ben, pişman olmamak için.




HANER BERLİN'E ÇABUK ALIŞTI

Ülke:  Almanya
Şehir :  Berlin
Koordinatör Kuruluş : Jugendhilfe und Sozialarbeit e.V - JUSEV.
Ev sahibi Kuruluş : Ev. Jugendbildungs- und Begegnungsstätte Hirschluch
Proje Adı : European Integration – More Than Crossing The Border
Başlama Tarihi : 30.09.2016
Bitiş Tarihi :  28.02.2017


2.11.16
 Merhabaaa arkadaşlar...
Berlin'in küçük bir kasabasında (Hirschluch\Storkow) AGH için bulunmaktayım. Buraya geleli neredeyse 1 ay oldu ve bu ilk ayımda neler yaşadım, onları anlatacağım.

İlk olarak 25 yaşındayım ve makine mühendisiyim, ayrıca işletme bölümü yüksek lisansına devam ekmekte ve 2 yıl boyunca aynı firmada çalışmakta idim, ancak radikal bir kararla EVS'e başladım ve şu an için doğru bir karar verdiğimi düşünüyorum.

Vize aşaması için çok sıkıntı yapmanıza gerek yok çünkü sizden istenilen evraklar belli (tüm evrakların ikişer adet fotokopisini yanınıza almayı unutmayın) ve vize görüşmenizde, yapacağınız işi, kalacağınız yeri, çalışma saatinizi, kısaca AGH programının amacını, karşınızdaki görevliye net bir şekilde anlatırsanız hiç bir problem çıkmayacaktır. Benim vizem 2 gün içinde çıktı ve vize için hiç bir ücret ödemedim.

Evet ilk gün, başınızı yastığa koyduğunuzda, 'ben nereye geldim' diye düşünebilirsiniz ancak burada sizi karşılayan ve size yardımcı olan EVS ekibi sizin yeni aileniz olarak yabancılığınızı alıp götürecektir. Henüz ikinci günümde diğer gönüllü arkadaşlarımızdan ve aynı zamanda ev arkadaşım olan birinin doğum gününü kutladık, akşam Berlin Işık Festivali'ne gittik, Berlin'in ünlü, tarihi yerlerini gezdik, geçen sene burada EVS programında gönüllü olan ancak şu an Almanya'da iş bulmuş ve çalışmaya devam eden başka birisinin doğum günü partisine gittik. Tabi hafta sonuna denk geldiğim için ve burada bulunan bazı gönüllü arkadaşların fazla tecrübesi sayesinde bu kadar çok yere gidebildik.

İlk haftama yani Pazartesi gününe dil kursuna kayıt olarak başladım ve ilk 4 haftamda sadece Almanca dil kursuna gideceğim ardından çalışmaya başlayacağım. Bu yüzden bu zamanlarımda, kurstan sonraki vakitlerimde Berlin'de gezmeye devam ediyorum. Kaldığım yer, küçük bir kasaba ve buradaki insanlar sadece Almanca konuşuyor, dil öğrenmem açısından güzel bir fırsat ancak bir yandan da İngilizce konuşamamak ve derdimi Almanca anlatmaya çalışmak zor olabiliyor. Diğer açıdan İstanbul'un kalabalıklığından, gürültüsünden ve yoğunluğundan çıkıp burada sessizliğe ve yeşile kavuşmanın rahatlatıcı etkisini herkese tavsiye edebilirim.

Son olarak şu ana kadar gördüğüm farklı kültür etkilerini yazacak olursam;
Buradaki insanların her daim birbirlerine 'Merhaba' ve 'Güle güle' demeleri, bisiklet kullanımının gayet yaygın olması, trafikte yayalara sonsuz saygı, çok az sayıda korna sesi, gün içinde kiliseden gelen çan sesleri, Pazar günleri tüm marketlerin kapalı olması!, hem şehirde hem küçük kasabalarda çok sayıda park olması ve yeşillik...

Haner KOCA

12 Kasım 2016 Cumartesi

DENİZ HIRVATLARA TÜRKÇE ÖĞRETECEK


24 Eylül'de Petrinja'ya ulaştım. Ev sahibi kurumdakiler çok iyi, düzenli disiplinli insanlar. Direktörümüz profesyonal aşçı. Daha ilk gün yemek paramı aldım. Akşam güzel bir mangal partisi ile gelişim kutlandı. Rakiya dedikleri ev yapımı rakılarından içtik. Petrinja şirin, sakin ve yeşil bir yer. Apartman yok denecek kadar az. Bahçeli, iki, maksimum üç katlı evler. Her bahçede üzüm asmaları, rakı imbikleri ve kestane odunlukları var. Her evde bedava rakı ikramı yapılıyor. Her ev "en güzel rakı bizimki" diyerek ikramda bulunuyor. Denememek kabalık sayılıyor. Toplam nüfus 3 bin kişi, köyleri de katınca 13.000 oluyor. Herkes birbirini tanıyor. Yoldan geçen arabalardan selam alınıp verilen bir yer.

İki katlı güzel bir evde kalıyoruz. Evde toplam 3 oda var. İki banyo tuvalet, 2 salon, 2 balkon, 1 mutfak. İki çamaşır makinesi ve bir buzdolabımız var. 3 erkek (2 ispanyol bir de ben) bir odadayız. Kızlar da 2'şerli kalıyorlar. Toplam 7 kişiyiz. Evin bahçesi var. Bahçede odunluk, üzüm asması ve imbik var. Üzüm bedava. Evin kilerini kullanamıyoruz, ev sahibi 20 litrelik cam damacanalarda rakılarını saklıyor. Ev odunla ısınıyor. Göz alabildiğine kestane ormanları var şehrin etrafında. Toplayıp yemek bedava. Sobada kestane kebap yapmak imkanı var. Kestane ağaçlarını odun olarak kullanıyorlar genelde. Sobamız iyi çalışıyor. Evden ofise 3 dakikada yürünebiliyor.

Hırvatça derslerimiz çok verimli. Öğretmenimiz, çok yetenekli iyi bir insan. Hırvatça ve Türkçe arasında o kadar çok ortak kelime var ki, öğrenmek için büyük avantaj oluyor. Pencere, tavan, taban, yastık, çarşaf, salça, cezve, kahve, fırın, börek, pabuç, vişne, çorba, kopça, çorap... Sadece kelimeler ortak değil. En az iki ortak gramer kuralı da yakaladım. Fiil çekimlerinde büyük ünlü uyumu var ve y harfi ile kaynaştırma yapıyorlar.

Burada 45-50 yaş üzeri ev hanımlarının çoğunluğu Türkiye'den dizileri seyrediyor. Adını duymadığım Türkiye dizilerini burada görmüş bulundum. Hatta Türkçe kursu yapmayı planlıyoruz. Büyük ilgi var.

Ofisimiz çok güzel. Tarihi bir bina. "Avusturya - Macarisan İmparatorluğu'ndan kalmış, ilk yapanı bilinmiyor" dediler. 2018'den sonra bina AB bütçesiyle restore edilip kültür merkezi olacakmış.

Proje çalışmaları da çok iyi gidiyor. Vize sorunu nedeniye proje patnerim Ermenistanlı arkadaş 20 Ekim'de ulaşabildi buraya. Aynı vize eziyetini ona da yapmışlar. İki ay beklemiş. Bir hafta başka bir şehirde Varış Sonrası Eğitim’e katıldım. Burada proje yönetimi ve EVS üzerine kurs gördük. Çok verimli geçti. Şehrin huzurevindeki sakinler için dart oyunu, film gösterimi, karaoke akşamları, dans yarışması, resim-elişi atölyesi çalışmaları yapıldı. Genç işsizler için sosyal girişimcilik semineri yapıldı. Sosyal medya ekibi olarak destek verdim. Etkinlik afişleri hazırladık, şehre astık. Huzurevi sakinlerinin elişleri belediye salonunda sergilendi. Çekim yaptık. Turizme destek için her gönüllü şehrinin tanıtımını yaptı. Multimedya/IT konusunda direktörümüz destek veriyor ve programları yavaş yavaş öğreniyorum. İki yerel tarım festivaline katılıp stand açtık. Çocuklar için ücretsiz yabancı dil kursları düzenliyoruz. Şehrin lisesi, ilkokulu ve engellliler okulunu düzenli ziyaret ediyoruz. Şehrin tek fakültesinde stand açtık. Öğrencilerle buluştuk. Hafta sonu hariç 5 gün sabah 9:30 akşam 17:00 çalışıyoruz. Gayet düzenli yürüyor işler. Hafta sonu etkinlikleri oluyor bazen. Kukla imalat atölyemiz var. Kukla show videoları hazırlayabiliyoruz.


Gençler için alternatif medya ve eleştirel medya okuryazarlığı projemiz önümüzdeki ay daha hareketli olacak. Workshop planlarını yavaş yavaş hazırlıyoruz. Proje partnerimin de gelişi ile proje üzerine daha yoğun çalışacağımızı umuyorum.
--
Saygılarımla,
Deniz Yoldaş
+905456172514








BİLGESU HER GÜN HARİKA İNSLARLARLA TANIŞIYOR

Ülke:  İspanya
Şehir :  Almeria
Koordinatör Kuruluş : Sunseed Desert Technology
Ev sahibi Kuruluş : Sunseed Desert Technology
Proje Adı : Sunseed Desert Technology - Eco-community
Başlama Tarihi : 30.09.2016
Bitiş Tarihi :  28.02.2017

Merhaba:)

Mart ayında başlayan başvurular, görüşmeler, anlaşmalar nihayet -gecikmeleriyle de beraber- son buldu ve ben neler olduğunu çok da anlayamadan projemdeki ilk ayımı dolduruyorum.

Bu ilk ayda çok fazla şey olduğu için vizeyi alıp gelişimi ve projedeki ilk ayımdan bahsedebileceğim yalnızca. Proje başvurusu ve kabul süreci ikinci aya kalacak maalesef.

Vize başvurumu yapmak için öncelikle konsolosluktan randevu aldım. Bu konu biraz kritik, randevuyu VFS GLOBAL aracılığıyla alıyorsunuz ve genellikle o ayın randevuları, ayın ilk haftasına kadar doluyor. Bu belki de mevsime göre değişen bir durumdur, ama ben 13 ağustosta aradığımda ancak ağustos ayı dolmuştu ve eylül randevularını ağustosun son günü açtılar (bunun için de bıkmadan 20-30 ağustos arası her gün VFS'yi aradım). Sonuç olarak 30 ağustos günü 7 Eylül tarihine randevu alabildim. Konsolosluğun sitesinde evrak listesine de ulaşamıyorsunuz, neyse ki GENÇTUR önceki gönüllülerden aldığı bilgilerle size bu konuda yardımcı oluyor. Bunlara ek verebileceğim tek ipucu vize formunda giriş-çıkış durumunu multi seçeneğini işaretlemeniz olacak.

Konsolosluk, başvurumun ardından bayram tatiline girmiş olmasına rağmen 22 Eylülde beni pasaportumu almam için aradılar. Yani toplamda 7 iş günü beklemiş oldum. Ben başka bir şehirden gittiğim için 26 Eylülde pasaportumu teslim aldım ve konsolosluktan çıkar çıkmaz Gençtur'a gidip 29 Eylül için biletimi aldım. *Bir önemli konu daha, konsolosluk sizi aradığında vizeniz ile ilgili bilgi vermiyor. Yani pasaportu teslim alana kadar onay alıp almadığınızı ve vizenin hangi tarihten itibaren başladığını bilmiyorsunuz. O yüzden biletinizi almak konusunda acele etmeyin. Beni 22 Eylülde aramışlardı fakat vize başlangıç tarihim 28 Eylül olarak verilmiş.

Bu arada Ulusal Ajans'ın cevabı geciktiği için 1 ağustos-30 ocak arasında 6 ay sürecek olan projem cevabın gelmesiyle 1 eylül- 30 şubat arasında gerçekleşecekti. Eğer gecikme durumu sizden kaynaklanmıyorsa proje süreniz kısalmıyor, meraklanmayın. Hatta ben vize sürecinden dolayı gecikme yaşadığım için kurumum bana ulusal ajansla görüşüp bitiş tarihini 30 marta çekmeyi bile teklif etti. Benim vizem 28.09.2016-10.04.2017 tarihleri arasında 180 gün boyunca schengen ülkelerinde geçerli olacak, multi, d tipi vize olarak verildi. Açıklama kısmında da bu süre içerisinde geçerli olacak bir N.I.E(Foreigner’s Identification Number) 'ım var. Fakat ben projemi mart ayının sonuna kadar uzatmak yerine, o süreyi gezmeye ayırmayı tercih ettim. Bu karar tamamen siz ve kuruluşunuz arasındaki ilişkiye bağlı, tercihi size bırakıyorlar.

Yola çıkmadan önce Zafer Bey beni oturum için yerel polise gitmem konusunda bilgilendirmişti. Fakat, birazdan yazacağım durumlar ve aksilikler yüzünden bu işlemi koordinatörlerimle konuşma fırsatını ancak 4. haftamda bulabildim. Bulunduğum projeye, bugüne kadar Türkiye'den, hatta Avrupa Birliği ülkeleri dışından hiç gönüllü gelmediği için buradaki kimsenin bu süreçten haberi yoktu. Bulunduğumuz şehirdeki EVS koordinasyonlarını sağlayan ajansla bir dizi yazışma sonucunda benim vizem için böyle bir işleme ihtiyacım olmadığını öğrendik.

Sonunda yola çıkıyorum. İstanbul'da bol koşuşturmalı bir haftanın ardından, bileti aldığım gece -yola çıkmama 2 gün kala-  hayatta en korktuğum şey başıma geldi ve hasta oldum. Normalde çok sık antibiyotik kullanan bir insan olmadığımdan yanıma antibiyotik almak (daha doğrusunu hangisini alacağım?!?) gelmedi. Yanıma yalnızca; propolis, aktardan alınmış karışımlar, doğal pastiller, karbonat ve ilaç olarak aklıma gelen tek şey olan bir kutu majezik'i alıp yola çıktım.

Proje alanım olan şehre ucuz bilet bulamadığım için İstanbul-Paris, Paris-Malaga uçuşuna bilet almıştım. Gece yarısı Malaga'da olacağım için geceyi otogara yakın bir hostelde geçirecek ertesi gün Malaga-Almeria otobüsüne binecek, Almeria'ya vardıktan 30dk sonra kalkacak olan (ve o gün içindeki son otobüs olan) Almeria-Sorbas otobüsünü yakalayacaktım. Sorbas kasabasıyla proje alanım arası 8 km olduğu için elimdeki pusuladaki restoranı bulacak ve taksi çağırmaları için ricada bulunacaktım. Planım aynen işledi ve 30 eylül cuma günü akşam 6 civarında proje alanımdaydım. Kapıda proje alanımdaki eğitim kordinatörüyle karşılaştım ve beraber alanı gezmeye başladık. Bir çoğunu bildiğim (bazıları gerçekten süpriz olan) durumlarla sırasıyla yüzleşmeye başladım.



Projem, İspanya'nın Endülüs bölgesinde, Avrupa'daki tek çölün ortasından geçen bir derenin kenarında kurulan, yıllar önce terkedilmiş bir köydeki eko-yerleşkedeki (adı sunseed) günlük işlere yardım etmek ve burası için bir proje geliştirmek üzerineydi. Köyün tamamı (toplamda 30 civarı ev var fakat şu an sadece 10 hanede yaşayan var) offgrid, yani şebekeden bağımsız. Bu şu demek: elektrik, su, kanalizasyon gibi altyapı sistemleri bulunmuyor. Sunseed'e ait 4 ev için ihtiyacımız olan suyu pompayla dereden alıyoruz ve kimyasal kullanmadan arıtarak dereye geri veriliyor. Dengeyi bozmamak için de evde ve günlük hayatımızda toksik içerikli hiçbir ürün kullanılmıyor. Yani bu şehirdeyken kullandığımız şampuan, diş macunu, duş jeli-sabun, parfüm, krem vs. ne varsa hepsine veda etmek demek. İhtiyacımız olan her türlü ürünü kendimiz üretiyoruz.
Elektrik ve sıcak su için güneş panellerini kullanılıyor, ki bu da hava koşullarına ve burada kalan insan sayısına bağlı olarak oldukça kısıtlı. Bu yüzden buzdolabı, çamaşır makinası ve aklınıza gelebilecek bir çok elektrikli alet de tabi ki mevcut değil. Mesela, bugün hava bulutlu olduğu için ve güneş panelinde bir arıza çıktığı için bu yazıyı karanlıkta yazmak zorunda kaldım :).



Bu tabloda elektrik kullanım önceliği, pilin doluluk oranları ve haftalık hava durumu bulunuyor ve her hafta güncelleniyor.  >>>>>



Tuvalet için evden yaklaşık 50-60 metre uzaklıktaki tarım alanlarındaki kuru kompost tuvaletleri kullanmak gerekiyor. Yaşadığımız iki evin arasında kadın ve erkek için pisuarlar bulunuyor. İçme suyu ihtiyacı kışın yağmur suyundan, yazınsa yakınlardaki başka bir köyün çeşmesinden karşılanıyor. Gün içerisinde sustainable living, appropriate technology, drylands managment, eco-construction and maintenance, organic garden departmanlarından dilediğinizde çalışabiliyorsunuz. Öğleden sonraları da kendi projenizi hazırlamak için değerlendirebilirsiniz. Her salı sonraki haftanın öğle ve akşam yemeklerini hazırlamak için bir liste yapılıyor, kahvaltı hazırlama sırası ise iki ayda bir yenileniyor. Yediğimiz ürünler kendi bahçemizden geliyor, yetmediğinde yerel üreticilerden alınıyor. O yüzden vejetaryen besleniyoruz, hatta çoğu zaman vegan bile olabiliyor.

Ortalama 25 kişi aynı anda 4 evde yaşıyoruz; buraya bir haftalık ya da 1 yıllık (tamamen tercihinize kalmış) gönüllü, öğrenciyseniz stajyer ya da başvuruda bulunup kordinatör olarak gelmeniz mümkün. Buranın çok konforlu olduğunu söyleyemeyeceğim ama benim açımdan her şey yolunda gidiyor, gelmeden önce koşullardan haberdardım ve açıkcası bunu deneyimlemek beni çok heyecanlandırdı.

Gelelim benim ilk haftama (nihayet!:D)... Buraya gelene kadarki aktarmalar ve koşuşturmalarda rahatsızlığım gerçek bir hastalığa dönüştü ve ben sunseed'deki ikinci gecemde su bile içemez hale geldim. Bademciklerim şişmişti ve yutkunamıyordum bile. Pazartesi günü, randevu alıp Sorbas kasabasındaki hastaneye gittik. **Hastaneye giderken yanınıza pasaportunuz ve CIGNA kartının yer aldığı kağıdın çıktısını almanız önemli. Sadece CIGNA numaranız işe yaramıyor maalesef. Bir haftalık antibiyotik kullanımının ardından iyileştim tabi. Günlük işleyişe dahil oldum.

Üçüncü haftamı diğer şehirlere gelen gönüllüler ve eğitmenlerin katılımıyla Murcia şehri yakınlarında, küçük bir yerleşimde geçirdik. Training haftası gerçekten çok keyifli geçiyor. Diğer gönüllülerle kaynaşmanız, EVS'le ilgili kafanızdaki soruları gidermek için gün boyunca etkinlikler planlanmış. Eğitimin ardından hafta sonunu geçirmek ve diğer gönüllülerin kaldığı yerleri de görmek için aynı projeden geldiğim arkadaşımla Murcia'ya gittik. Şehirde yaşayan ve çalışan gönüllüler için yaşam şartları bize göre çok daha kolay ve konforlu fakat bir hafta geçmesine rağmen ben Sunseed'i özlemiştim bile. İlk ay olanlar özetle(!) böyle. Her şey yolunda ve her gün harika insanlarla tanışıyorum. Hasta luego! Muchos besos, chicos!



***Bu arada yurtdışına çıkmadan önce yapılacaklara son bir madde: Gelmeden önce mutlaka European Youth Card çıkartın, bir çok şeyde indirim sağlıyor. (eyca.org adresinden detaylara bakabilirsiniz.)



30 Eylül 2016 Cuma

ZAMAN SU GİBİ AKIP GİDİYOR EVS'TE.

    MELTEM KADAYIFÇI   /  İSPANYA

Selamlar,
   1 ay daha geçmiş ne çabuk ! Zaman su gibi akıp gidiyor. Eylül'ün ilk iki haftası yeni döneme hazırlıkla geçti. Okulların açılmasıyla birlikte; nelere yapabiliriz diye araştırdık, sonbahar aktiviteleri hazırladık, ailelere bilgi aktarımında bulunduk. Bu iki hafta da çocuklar gelmedi, onlara öyle alışmışım ki bu zamanın hemen geçmesini istedim! Daha küçücükler ama hepsinin ayrı bir hikayesi var. Bazen oyun oynarken bazen resim çizerken söyledikleri  bir kelime her şeyi anlatıyor. Nasıl zor, farklı hayatlara sahip olduklarını.. Onlarla yaptığımız aktivitelerde ya da basit bir diyalogda gözlerindeki  gülümsemeyi görmek benim için en güzel motivasyon! Sanırım bu da onlarla birlikte olmanın en güzel parçası.
    

  Bu ay daha bir çabuk geçti , çünkü benim için çifte bayramdı :) Türkiye'den arkadaşlarım ziyarete geldiler. Lleida - Tarragona -Barcelona 'da dolu dolu zaman geçirdik . Geldikleri  dönem  11 Eylül'e denk geldi  yani Catalunya için en önemli günlerden birine Diada Nacional de Catalunya'ya . Bütün Catalunya'da büyük kutlamalar yapıldı. Biz de Tarragona'da onlarla eğlenme fırsatı  yakaladık. Her sokakta ayrı bir eğlence ve konser vardı. En güzel kısmı ise Human Castell (İnsan Kulesi) izlemekti. Hayli zor ; güç, denge ve cesaret gerektiriyor. Söyledikleri kadarıyla UNESCO tarafından Catalanların kültür mirası olarak kabul edilmiş . Sıkıcı olmamak adına bilgilendirmeyi burada bitiriyorum.)

Dediğim gibi bu ay  çoğunlukla olduğumuz bölgede gezdik ama ufak bir yolculukta Palma de Mallorca'ya yaptık.  Bu arada Avrupa içi Rynair'le çok uyguna seyahat edebilirsiniz!                                   Mallorca takım adalarının en büyüğü ve gerçekten harika bir doğası var. Gitmeyi düşünürseniz yapılacak birçok aktivite var ve diğer adalara (Menorca ,İbiza) da buradan tekne turu yapabilirsiniz.
Bunları okuduktan sonra belki de aklınızda 'program için gezme kısmı daha mı çok ? ' diye bir soru belirebilir. Orayı aydınlatalım.:) Toplamda 17 gün izin hakkımız var, hafta sonlarını da eklersek ...  Bir şeyler  yapmak için yeterli bir süre. Ben  gezdikçe , keşfettikçe mutlu olanlardanım. Her fırsatımı bu şekilde değerlendirmeye çalışıyorum:)

 Bir oradan bir buradan gibi oluyor ama.) Daha önce de söylemiştim kurumları iyi araştırmak gerekiyor diye. İşte bu aşamada proje hakkında kaygılarımı gideren, benden önce kurumumda gönüllü olan Dilara ile tanışmıştım.  Bana her konu da yardımcı oldu ve olmaya devam ediyor.
Birbirimizi çok az tanımamıza rağmen beni şehrine , Köln' e davet etti . Ben de hiç düşünmeden gittim. Ailesiyle ve Dilara ile çok güzel zaman geçirdik. Almanya'ya ilk gidişimdi, beklediğimden farklı bir Almanya ile karşılaştım. Sanırım insanlara karşı biraz önyargılıydım , haksızmışım. Beni çok sıcak karşıladılar. Kendimi evimde gibi hissettim. EVS sürecimdeki  en güzel  deneyimlerimden  biri oldu. Bazen güzel dostluklar için yıllar harcamak gerekmiyor, aniden karşınıza çıkıveriyor.

Gelecek ay neler var ?  Malaga'da ikinci seminerimize gidiyoruz. Yeni gönüllülerle tanışıp, yeni bir şeyler öğrenip, farklı bir bölgede bulunacağımız  için heyecanlıyım. Varış eğitimim benim için çok verimli ve eğlenceli geçmişti , eminim bu sefer de öyle olacak.
Projemdeki görevime seminerden sonra bir yenisini ekliyoruz. Bir ilkokulda haftanın belli zamanlarda İngilizce öğreteceğim. Benim için yeni bir deneyim olacak , sabırsızlıkla bekliyorum!
                                                                                                                                                    
                                                                                                                                                     Hoşçakalın,
                                                                                                                                                       Meltem 


                                                                                                                                                  

20 Eylül 2016 Salı

Esra, artık gün sayıyor, Eylül sonu AGH bitiyor.

ESRA ALACA
LYON, FRANSA


Fransa’da 11. ay bitti, kaldi mi 1 ay…

Sadece 1 ay sonra, Turkiye’ye donecegim. 1 yildir evim olan bu yerden, zor olsa da ayrilacagim.

Fransa’daki organizasyonum calisma kamplari yapan bir organizasyon oldugu icin, yaz donemi hepimiz icin cok yogundu.

Yaz demek, calisma kamplari demek. Calisma kamplari demek, 3 hafta boyunca cadirlarda kaldigimiz, bir suru insanla tanistigimiz, Fransa’nin yerelleri ile tanistigimiz, evimizde bir suru insan agirladigimiz, sirkulasyonun neredeyse 3 ay boyunca hic bitmedigi bir donem demek ! Haziran, Temmuz, Agustos aylarini 3 haftalik bir calisma kampina liderlik yaparak, 3 farkli calisma kampini ziyaret ederek ve biraz da Fransa icinde seyahat ederek gecirdim.

Bu sirada Concordia icin yazdigim iki projeden biri kabul edildi, ugrastigimiz seylerin geri donuslerini almak da bize motivasyon oldu.

Gecirdigim 11 ay icinde Fransizcam gercekten ilerledi. Bana sorarsaniz yazmasi hala en zor olan Avrupa Dillerinden biri, ancak sadece online platform kullanarak ve ulkede yasayarak (hem de uluslararasi bir cevrede), bence hic de fena olmayan bir ogrenme surecine sahip oldum.


 Aslinda bundan bir kac ay once « Fransizcam hala cok kotu, herkes ogrendi bir ben kaldim » derdim, ama isin gercegi,  kendime haksizlik etmek istemiyorum. Siz de boyle bir firsati ele gecirdiyseniz, kendinize haksizlik etmeyi acilen birakin, ogrendiginiz seylerin tadini cikarin. Bakiniz, bu gun mudurum ile Fransiz argosunu konusabiliyorum (hatta bazen bana ogreten o ve diger is arkadaslarim). Dikkat ! Herkes bu kadar sevecen olmayabilir, ancak bazen AGH gonullusu olmanin en guzel yanlarindan biri  gonulluluk esasli orada olmaniz. Eger kurulusunuz benimki gibi gonullulugun, AGH’nin, dayanisma ve informal egitimin  esaslarini sindirmis bir kurulus ise, calisma        
ekibinizle iyi kaynasmissaniz, icinizde de            
 gercekten orada olma istegi varsa ;                           her gun baska bir sey kazanacaksiniz,                  
bu deneyim hic bitmesin isteyeceksiniz !

11 ay sonunda bugun geldigim yer, tum ekip arkadaslarimin bana Fransa’da bir is bulmak icin ugrasmasi. Tum calisma kamplarinin yogunlugu da olsa, bazen telefonlar hic susmasa da mudurum ve mentorum sirf bana is ve ev bulmak icin aramalar yapti, mailler atti. Ustelik bu sadece « AGH’den sonra ne yapmak istiyorsun Esra ? » sorusuna « Calismak istiyorum, Turkiye’de ya da cok umutlu olmasam da Fransa’da. » « Aklimizda bulunur, biz bulursak sana haber veririz. » konusmasindan sonra oldu.  Buldum mu ? Hayir, bir Turk icin pek kolay degil (vize zorluklari yuzunden) -ozellikle Fransizcaniz yeterli degilse. Sonuc ; uzuluyorum cunku burada bir yil gecirdikten sonra birakmak zor olacak, ama ayni zamanda mutluyum cunku benim icin insanlarin ugrastigini gordum. Kurdugumuz bagdan mi, soz verince tutma ahlakindan mi, yoksa her ikisinden de oturu mu bilmiyorum, ama GENCTUR’dan bu projenin mailini aldigim gunun hayatimda yeni bir gun oldugunu bu gun, 453896. kez anliyorum.

Buraya yazamadigim donemlerden 4 fotograf ekliyorum. Siz de goreceksiniz, en guzel ani secmek hep cok zor, zira her an ozel oluyor !




(Resim-1) Elbette tatil de yaptım! Geçen sene AGH'den 
önce gönüllülük yaptığım YAŞÖM'de stajını 
yapmak üzere Almanya'dan Türkiye'ye gelen, 
çok sevimli Afife ile Köln'de buluştuk. 
Planlanmamış yolculuklara kendinizi hazırlayın! :)                       

(Resim-2) Concordia'nın her yıl düzenlenen genel toplantısına "20 Yıl Önce Bugün" temalı akşamına toplantısına "20 Yıl Önce Bugün" temalı akşamına  kendimi ithal futbolcular gibi hissetmedim değil!
     
(Resim-3 ve 4)Bu iki fotoğraf liderlik yaptığım çalışma kampından. Japonya, Türkiye, İspanya, Rusya, Fransa, Arnavutluk, Afganistan ve Mali'den katılımcılarla dolu dolu 3 hafta geçirdim. İlk fotoğrafta çimlerin üzerinde uykuya dalmış zavallı ben, herkes başımda fotoğraf çektirirken uyanıverdim! Gülmek yeryüzünden hiç eksilmesin!


Sevgiler,
"Ezğa"

















18 Eylül 2016 Pazar

ALPER KISA DÖNEM EVS'TEN MUTLU DÖNDÜ

 Summer EVS in Kuterevo Refuge

Kısa dönem yaz EVS programı Kuterevo Ayı Barınağı’nda, 36 gün süren bir projeydi. Projeye katılan grup 5 farklı ülkeden toplam 11 kişinin katılımıyla gerçekleşti.

Proje, -The Bear Refuge- Hırvatistan’da küçük bir köy olan Kuterevo’da yılda ortalama 200 gönüllünün katılımı ve desteğiyle sürdürülüyor. Projenin temel kaynağını gönüllüler oluşturuyor. Hırvatistan içinden ve diğer ülkelerden 1978 yılından bu yana gönüllü gruplarıyla birlikte çalışılıyor.
    Genç ayıların bulunduğu alan ve gönüllüler                                                                                                               

Köy yaklaşık 600 nüfuslu ve Velebit Dağları kenarında güzel ve küçük bir köy. Ulaşım Zagreb’den sonra Otocac kasabası üzerinden rahatlıkla sağlanıyor. Gönüllüler ve köy halkı sürekli bir etkileşim içerisinde. Projenin koordinatörleri iletişimi güçlendirmek için yurtdışından gelen gönüllülerin basit seviyede de olsa Hırvatça öğrenmesine yardımcı oluyor. Ayrıca köy yaşamının korunması ve yerel halkın desteklenmesi konusunda da çok hassaslar.

EVS grubu olarak projemiz 3 Ağustos-5 Eylül tarihleri arasında gerçekleşti. İlk günlerde EVS programını, grubu ve organizasyonu tanımak için farklı etkinlikler yapıldı. Ayrıca program devam ederken de zaman zaman ayılarla, doğayla ve EVS’le ilgili atölyeler düzenlendi. Haftalık programlar oluşturularak ilerlendi. Grup içinde ayılarla ilgilenme ve besleme, temizlik, yemek, bahçe işleri, yapı ustalarıyla çalışma gibi işler ve ekipler oluşturularak çalışıldı. Ziyaretçiler için hediyelik eşya yapan gönüllüler 


Aynı zamanda EVS grubu dışında farklı organizasyonlarla orada bulunan gruplarla birlikte çalışıldı. Yakın çevredeki farklı bölgeler tanıtıldı ve boş zaman aktivitesi olarak yürüyüş ve kamplar yapıldı. 

Organizasyonun kurucularından ve şu anda da başında bulunan Ivan, doğayı, çevreyi ve ayıları tanıtmak ve bilgilendirmek amacıyla toplantılar düzenledi. Bunun dışında gönüllülerin önemli bir görevi de gelen ziyaretçilere rehberlik etmek ve organizasyonu anlatıp farkındalık yaratmaktı. Barınağın tüm geliri ziyaretçilere hediyelik eşya satışından sağlanıyor.
                                                                                                                                                                 Köy yakınında organizasyona ait bir kamp alanı

Uzun yıllar devam eden bir proje olması ve organizasyonun düzenli olması katılımcıların uyumunu kolaylaştırdı. Proje sonuç olarak hem gönüllüler hem de organizasyon adına faydalı bir şekilde tamamlanmış oldu.


Not: https://kuterevo.wordpress.com/ adresinden ayrıntılı bilgi alınabilir
Alper Kocabıyık

2 Eylül 2016 Cuma

NE ÇABUK GEÇTİ 5 AY!

Ülke: ALMANYA
Şehir : Nordhausen
Koordinatör Kuruluş : BJN_Bildungsakademie JugendSozialwerk Nordhausen e. V.
Ev sahibi Kuruluş : Kinderwelt am Frauenberg
Proje Adı :  Wir bauen Brücken in der Kinderwelt am Frauenberg
Başlama Tarihi : 01.04.2016
Bitiş Tarihi : 31.03.2017


Hey genc selam.

Almanya´da 5.ayimi tamamlamis bulunmaktayim. Buruk bir sevincle karsiliyorum Eylül´ü. Bu kadar cabuk nasil alistim inan ben de bilmiyorum. Daha 7 ayim olmasina ragmen gidisimi dusünüp, üzülüyorum.

Peki neler yapti bu kiz? Proje boyunca 2 seminere katilmamiz gerekli. Ilk seminerim Dresden´de idi. Gercekten muhtesem ve buyuleyici bir sehir. Burda tam 7 inanilmaz gün gecirdim. Muhtesem insanlarla tanistim ve hepsi farkli kulturlerden. Düsünsene ayni anda neredeyse 12 farkli ülkeden insanla oturup muhabbet edip, arkadaslik kurabiliyorsun. Söyle bana genc baska nerde bulabilirsin bu firsati.

2. seminer eylül ayinda. Heyecanla bekliyorum. Onun disinda kindergarten´da hersey yolunda. Calismaya degil de bir nevi hem eglenip hem deAlmancami gelistirmeye gidiyorum gibi. Gün icinde ögrendigim kelimeleri bir sonraki gun kullaniyorum böylece beynime iyice yerlestirmis oluyorum. Tavsiye ederim iyi bir taktik. Onun disinda geziyorum bol bol. Aliyorum makinami elime atliyorum trene ver elini nereye olursa. Özgür ve gencsin ve hayalini kurdugun bir seyi yasiyorsun. Insan ne ister ki daha?

Simdi gelelim senin endiselerine..
 Benim dil konusunda sikintilarim var onlari nasil halledecegim mi diyorsun? Anlasmak icin dil bilmene gerek yok inan. Zaten yapacagin projede senin gibi gönüllüler olacak ya da olmustur yani onlar icin yeni bir durum degil, icini ferah tut.

Verdikleri para gercekten yetiyor mu? Kaldigin ülkeye göre degisiyor ama har vurup harman savurmazsan yetiyor artiyor bile. Bunu her hafta seyahat eden kiz söylüyor 

Ben pek girisken bir insan degilim yalnizlik ceker miyim? Yahu ne yalnizligi, aksine Türkiye´de tanidigin insandan  cok daha fazlasini taniyacaksin. Erasmus+ sagolsun her ülkede onlarca seminerler duzenliyor katil onlara, is yerinde calisma arkadaslarin olacak sonra katildigin seminerlerden girla insan taniyacaksin yani yalniz kalmak icin baya zorlaman gerekiyor kendini genc :)

Yiyecek konusunda sikinti ceker miyim? Et yemiyorum ya da yemek yapmasini beceremiyorum? Hic dert etme Avrupalilar bu konuda biraz tembeller her seyin hazirini rahatca bulabilirsin sana bir isitmasi kalir o kadar, onu da yap ama degil mi? . Et konusunda sana tavsiyem vejetaryan yiyecekler, gercekten cok lezzetliler. Eve donuste bir cuval getirmeyi dusunuyorum ee adettendir di mi :)

He, bu arada  ülkem zor günler gecirirken ben ne mi yaptim ? Cok endiselendim, korktum ama ailemle arkadaslarimla konusunca endiselerim gitti ama bir de öylesine guzel insanlar var ki burda hepsi bana destek oldular. Kimisi sadece sarildi, kimisi bana Turk yemegi hazirladi, kimisi benim icin Turk bayragi yapti. Almanya ile iliskilerimizi dusun birde benim satirlarimi cok farkli degil mi ? Iste bu duyguyu tatmalisin genc hadi katil sende bizim tayfaya. Derdin, sikintin olursa bana ulasmaktan cekinme. Bir dahaki aya görüsürüz.... ;)

1 Eylül 2016 Perşembe

KADİR İSPANYA'DA SON AYINA GİRDİ


Ülke: İSPANYA
Şehir :Barcelona
Koordinatör Kuruluş : Servei Comarcal de Joventut del Concell Comercal del Bages
Ev sahibi Kuruluş : Servei Comarcal de Joventut del Concell Comercal del Bages
Proje Adı :  VOLUNTARIADO EN LA COMARCA DEL BAGES
Başlama Tarihi :18.01.2016
Bitiş Tarihi :  18.10.2016

OCAK 2016
Merhaba arkadaşlar, benim ismim Kadir. İspanya'da 9 aylık evs programına katıldım. 18.01.2016 tarihinde Barcelona Havaalanına indim. Yolculuk yaklaşık 3 saat 40 sürdü. Beni havaalınında 'tutor (özel hoca) denilen danışman'ım ve 2 ev arkadaşım karşıladı. Beni sıcak karşıladılar. Danışmanımın arabasıyla kalacağım yere 'Manresa'ya doğru yola çıktık. Havaalanından yaklaşık 60-70 km uzaklıktadır. Yol üzerinde Carrefour'a uğradık; bana kalacağım dairenin anahtarını kopyalatıp verdiler ve de danışmanım bana el ve banyo havlusu aldı, lazım olacak dedi. Havlum vardı ama olsun iyi oldu. Sonra eve geldik odamı gösterdiler; zaten herkesin kapısının üzerinde isimleri yazıyordu, benimkini de yazmışlar. Evde 2 kız, 2 erkek kalıyoruz. Kızın biri Moldovalı, diğerleri Alman. Hiç Türk yok aslında bu kötü; buraya gelince anladım. Çünkü tek kalıyorsun paylaşacak birsey yok aramızda ve herkes ispanyolca konuşuyor. Sonra Alman erkekle ismi Luca markete filan gittik. Ben fırını sordum benimle geldi.( Yalnız sormadan birşey demediler; yoldan geldin aç mısın, tok musun, paran var mı; danışmanın dahil ).

Sonra akşam diğer gönüllülerin evinde yemek varmış. Herkes kendi ülkesinin yemeklerini yapıyor. Mesela ben pazartesi günü gitmiştim ve o gün İngiliz kız yemek yaptı. Yemek dediğime bakmayın saat akşam 8 gibi gittik onlara sonra markete filan zaten açım saat 11 gibi salata sonra bir tabak yeşil mercimek getirdiler. Mercimek de bizde ki gibi sulu değil kuru çok farklı tadı var yiyemedim. Söyledim ingiliz Kıza yemek güzel ama kültür farkı var yiyemedim diye çorba yapayım filan dedi. Artık gerek yok. Bir gün böyle geçti. ( bu arada diğer gönüllüler 6 kız aynı evde kalıyor. Toplamda 9 kız 2 erkeğiz).

İkinci gün 19.01.2016 Salı. Ev arkadaşlarım 2 kız, ben ve danışmanım karakola gittik; oturma izni için ama internetten başvuru yapılması gerekiyormuş. Sonra danışmanımın ofisine gittik belgelerimden birkaçının fotokopisini aldı (pasaport, sağlık sigortası,anlaşma ). Vize masrafları için harcadığım masrafların faturasını istedi (hepsini verecek mi bilmiyorum çünkü iki faturaya ne olduğunu yazdırdı, vermez ise isterim). Sonra İspanyolca kursuna yazdırdılar beni. Oradan sonra Ampans Merkezine gittik (benim çalışacağım kurumun ismi) ordakilerle tanıştık, iş saatlerini konuştuk.

Üçüncü Gün Çarşamba sabahı karakola gidip oturma izni için başvuru yaptık. Gitmeden bana bir kahve ısmarladı danışmanım. Sonra 128 Euro'luk çek verdi bana gidip bankadan tahsil ettik; cep harçlığı olduğunu söyledi; takip eden diğer aylarda 105 euro cep harçlığı 185 euro yemek parası alacağım. Sonra saat 14.45'te evin önünde buluşmak üzere ayrıldık,  ben eve geldim. Benim işim saat 15.00 - 21.00 saatleri arasında. İş yerine gittik ordakilerle tanıştık. Sıcakkanlı, güleryüzlü insanlar. Aç olduğumu söyleyince bana Katalanların özel yiyeceklerini hazırladılar. Peynirli yumurta ve üzerine domates sürülmüş ekmek. Ben domuz eti, yağı yemediğimi söyleyince ona göre anlayışlı davranıyorlar. Bana domuz eti veya ürünü vermiyorlar.

Günler böyle geçti. Yaptığım işe gelince zihinsel engelli yaşlılarla ilgileniyorum. Birinin pijamasını giyindiriyorum, yatalak olan var onun yemeğini yediriyorum, dün erkeklerin dolaplarını düzelttim sonra hep beraber çevrede ufak bir gezi. Aşağı yukarı günlerim böyle geçti. Bu arada yatalak olanın altını değiştir dediler ben kabul etmedim. Anlayışla karşıladılar Şimdilik, inşallah ilerde zorluk çıkarmazlar.

Şunu belirtmek isterim evs yapan herkes bunu yazmış ben de gelmeden okuyordum; evs yapmak isteyen arkadaşlar ülkeden daha çok projeye dikkat etsinler, iyi anlasınlar yoksa hayal kırıklığı yaşamasınlar. Çünkü ben alt değiştirme altını alma, banyo yaptırma işini bilmiyordum ama hallettik anlayışlı insanlar çıktılar Allah'ın izniyle. Bir de yanınıza para alın çok lazım. Ben de yanıma para almayacaktım ama ailemin ısrarı üzerine aldım, iyi ki almışım , yoksa ilk gün aç kalırdım; kısmen kaldım 😉😃.

ŞUBAT 2016
Merhaba arkadaşlar, size İspanya’da şubat ayındaki günlerimi anlatacağım.    '' Ama öncelikle şunu belirtmek isterim. Ben Barcelona'nın Manresa bölgesinde yaşıyorum. Eğer buraya gelecek olan olursa şunu iyi bilsin; burda genç-yaşlı herkesde 1'er 2'şer köpek var ve her yerde köpek pisliği ve kokusu var. Haberiniz olsun. ''


1-6.02.2016 tarihinlerinde 1. Değerlendirme toplantısı vardı . St. Viçen de Calders şehrinde. Ben Manresa'da yaşıyorum. Burda ulaşım genellikle tren ile oluyor. Üç saatlik bir seyahat sonrası toplantı yerine vardım. Çok güzel bir hafta geçirdim orda. Yeni arkadaşlar edindim. Toplantının konusu genel bir değerlendirme. Yani sorunlarınızı nasıl çözersiniz, bizim yükümlülüklerimiz; gönderici ve ev sahibi organizasyonlarına karşı ve onların bize karşı yükümlülükleri. Diyaloglar İngilizce ve İspanyolca idi. Çok güzel bir hafta geçirdim , ordan ayrıldığım için çok üzgünüm .
Öyle bir ortamdan insan geri dönünce içinde bir burukluk oluyor haliyle, bende oldu. Zaten genelde hep oyun filan oynadık; yani eğlence. Şimdi facebook'tan konuşuyoruz; grubumuz var ''comaruga'' adlı. Neyse tekrar işe döndük, işbaşı yaptık. 29 Şubat'ta iş saatlerimi değiştiriyorum ve dolayısıyla işyerini. Bakalım 2 hafta deneyeceğim ondan sonra karar vereceğim nerde kalacağıma. Çünkü şimdiki işimi seviyorum ama 15.00 - 21.00 saatleri arasında çalışıyorum ama 20.45'te çıkıyorum. İşim çok rahat namaz bile kılıyorum ama sadece saat için değiştireceğim. Yeni çalışacağım yeri de mentorüm ile beraber gidip gördüm orada çok rahat ama ''yemeklerde genelde domuz eti  var dediler; sen yemek istemezsen yemeğini yanında getir dediler''. Ben de daha sonra mentorüme mesaj attım 1 hafta deneme suresi yapalım ondan sonra karar vereyim diye.  Ben de bir kere anlaştığım için geri çeviremedim 2 hafta deneme süresine bağlamayı başardım. Çünkü şu an çalıştığım yerde toplasanız en fazla 1 saat çalışıyorumdur herhalde, mutfak, kahve, meyve vs. herşey var o yüzden deneme süresine çevirdim işi; benim kararım şimdiden belli.
Böyle detaylı yazmamın sebebi; benim huyum böyle herşeyi detaylı bilmek isterim ve öyle anlatırım ayrıca size bir örnek teşkil etmesi için. Konuşmak çok önemli çünkü konuşunca sorunlarınızı çözmeyi başarıyorsunuz. Bunu bilmenizi isterim . Mentorünüzle aranızı iyi tutun , benim aram iyi; ben espri filan yapıyorum hatta aramızda bir espri oluştu;  ev arkadaşlarımla ilgili bir şey anlatınca 'onlar böyle yapıyorlar ama ben böyleyim 'porque soy Turco and I'm amiable' diyorum yani 'çünkü ben Türküm ve sıcakkanlıyım. Bişey konuşunca o da bana aynı cümleyi kuruyor. Bu arada benim burda konuştuğum dil Spanglish yani İspanyolca İngilizce karışık konuşuyorum hem de aynı cümlede; İspanyolca cümle kurarken bilmediğim yerde İngilizce kelime kullanıyorum aynı cümlede. Örneğin; 'actually yo se, un poco un poco i will learn' cümlelerini kuruyordum ama şimdi yukardaki cümleleri düzelttim öğrendim nasıl diyeceğimi ; 'un poco un poco aprenderé (biraz biraz,yavaş yavaş ) öğreneceğim' şimdilik bu kadar. Bana ulaşmak isteyen olursa veya Barcelona'ya, Manresa'ya gelen filan olursa mail adresim; kadiragbulak@hotmail.com kadir.agbulak.9 (facebook )


NİSAN2016
Merhaba arkadaşlar, sizinle Nisan  ayındaki genel olaylardan bahsedeyim biraz; 23 Nisan Sant Jordi bayramı olarak kutlanıyor; bu bir Hristiyan bayramı. Kısaca bahsetmek gerekirse Ortaçağ'da köyün birine bir ejderha musallat olmuş , köylüler ejdarhadan kurtulmak için genç kızları kurban olarak veriyorlarmış; prensesi kurban olarak vereceklerken Jordi diye biri gelip ejderhayı öldürüyor. Bunu anmak için erkekler kadınlara kırmızı gül veriyor , 23 Nisan aynı zamanda İspanyol yazar Cervantes'in ölüm yıldönümü olduğu için kadınlar da erkeklere kitap veriyorlar. Bana da markette kırmızı gül verdiler:)) çünkü markette gül veriyorlardı ücretsiz olarak; ama her yerde gül satanları görebilirsiniz.

MAYIS 2016
Merhaba arkadaşlar, mayıs ayında fazla değişiklik olmadı ama biraz bahsedeyim. Bizim evsahibi kuruluş bir proje kapsamında işsiz gençlere Avrupa Gönüllü Hizmeti’ni anlatmak için bize teklif etti,  hani gelir misiniz diye , biz de gittik Evs nedir , nasıl yapılır, başvurulur, ödemeler vs. hakkında grup olarak konuştuk. Bu arada biz dört kişi gittik; hepimiz bir gruba dahil olduk. Gelen gençlerin çoğu Faslı. O yüzden aramızda bir elektriklenme, şakalar vs. oldu. Polonyalı bir çocuk vardı Bursaspor’u destekliyor; taraftarları yüzünden; biraz şiddetten hoşlanıyor herhalde. Türk dizisini bilenler var vs.
Onun dışında bizim diğer gönüllülerin kaldığı evde bir bisiklet vardı; onu ben aldım işe gitmek için ama bisiklet daha yorucu yokuşlar vs. su içinde kalıyorum, o yüzden yürümeyi tercih ediyorum. Şimdilik bu kadar...

HAZİRAN 2016
Merhaba arkadaşlar, 6 - 10 Haziran'da Málaga'da formasyon vardı. Málaga çok güzel bir yer bu arada, neyse  formasyon konuları her zamanki aynı ama bu formasyonda olan en güzel şey havuz  ; hergün havuza giriyorduk.
İtalya'dan yeni biri geldi ayın 27'sinde; havaalınına onu karşılamaya gittik mentorümle. Biraz geç vardık havaalınına , biz elimizde onun adı yazılı kâğıtla beklerken adam yarım saat önceden gelmiş havaalanında bizi arıyormuş. Biz havaalınına girdiğimizde ben onu gördüm, yanımızdan geçti; tanımadığım için ilgilenmedim normal olarak. Havaalanı otoparkıdayken ben mentora geç kaldığımız için 'bi de çocuk yanımızdan geçip gidiyormuş ' diye espri yaptım ve gerçek oldu .
Çalışma saatlerimi değiştirdim 09.00 - 15.00. Çok iyi oldu , bütün gün bana kalıyor böylece...

TEMMUZ 2016
Merhaba, temmuz ayında aktivite olarak her gün havuza gittik ; bu sıcak havalarda çok iyi oldu. Öğle yemeğini de orda yiyorduk ama benim için yemek kısmı sıkıntılıydı çünkü genelde domuz eti vardı; ben de o gün meyve olarak ne varsa onu yiyordum; meyve , salata vs. Yalnız yaşamaya devam; çok rahat ama sıkıcı. Neyse ki 24 Ağustos'ta Litvanyalı bir kız gelecekmiş inşallah iyi, eğlenceli biridir de kalan 1 ayımda biraz iyi vakit geçiririz.

AĞUSTOS 2016
Merhaba arkadaşlar,  Ağustos ayında çoğu insanlar tatile gittiği için bizim yıl içinde yaptığımız aktivite alanları kapalıydı; tiyatro salonu, Jimnastik salonu, havuz vs. Bu yüzden Ağustos'ta haftada 1 gün ve genelde Cuma günü geziye gittik ; plaja, ormana, Barcelona'ya vs. Orman dışındaki gezilerde restorantta yemek yiyorduk.
İlk defa resimdeki kadar kalabalıktık; çünkü gezilere işyerinin arabasıyla gidiyoruz. Bu resim 31 Ağustos'tan ve yürüyerek yakın bir yere gittik; o yüzden bu kadar kalabalığız. Normalde grup olarak  9 kişi gidiyoruz. Bir hafta bir grupla diğer hafta öbür grupla gidiyoruz.
25 Temmuz'da yeni ev arkadaşım geldi Litvanya'dan; iyi biri ve diğer eve Alman birisi geldi; o da iyi birisi. İyi zaman da geldiler , şanslılar.
Ayın 20'sinden 29'una kadar  Festa Major'du. Yani birçok alanda konserler vardı.  Bir sokakta rock diğer sokakta salsa vs alternatif müzik vardı. Genel olarak Ağustos iyi geçti. Artık son ayıma girdim;
 30 Eylül dönüş tarihi...


23 Ağustos 2016 Salı

Her sey gercekten bu kadar iyi gidebilir miydi?

Ülke:  ALMANYA
Şehir :  Nordhausen
Koordinatör Kuruluş :  BJN_Bildungsakademie JugendSozialwerk Nordhausen e. V.
Ev sahibi Kuruluş :  Kinderwelt am Frauenberg
Proje Adı :  Wir bauen Brücken in der Kinderwelt am Frauenberg
Başlama Tarihi :  01.04.2016
Bitiş Tarihi :  31.03.2017

Hersey bir hayalle başladı. Üniversiteye basladigim andan itibaren aklimda sadece Almanyaýa gidip oranin tarihini, kültürünü orada yasayip ögrenmek vardi. Ama bir türlü aklima yatan bir yol bulamamistim. Taa ki 3.sinifta Nazmiye´nin ( su an Almanya´da olmamda en büyük rol oynayan insan, arkadas, dost) bana EVS’yi anlatmasina kadar.
 Gercekten hep hayalini kurdugum Almanya’ya gitmek bu kadar kolay miydi? Derken  bir yandan EVS surecini, gerekliliklerini ögrenmeye; diger yandan da basvurulara baslamistim. 2 sene boyunca aklima geldikce basvurularda bulundum ama nedendir bilinmez bir türlü kabul alamiyordum. Itiraf etmeliyim bir süre pes ettim ama sonunda eksigimin ne oldugunu buldum: gönderici kurulusum yoktu. EVS´nin temel taslarindan biriymis megersem.
Tekrardan okudum arastirdim karsima ilk GENÇTUR cikti ama diger kuruluslari da arastirmak istedim,  anladim ki bosuna vakit kaybetmisim. GENÇTUR hem bu EVS surecini uzun yillar yapiyordu hem de yurt disiyla ilgili bir cok projeleri vardi. Acikcasi kuruluslar arasinda en profesyonneleri diyelebilirim. GENÇTUR’a mail atmamla cevabin gelmesi neredeyde ayni zamanlarda oldu diyebilirim. Ön görusme sonrasi onayimi almistim artik gönderen kurulusum vardi yehuuu :) Zafer Abi´nin muhtesem tavsiyeleriyle CV’mi ve motivasyon mektubumu yeniden duzenledim. Derken projelerin hepsi bir anda gelmeye basladi. Inanilir gibi degildi... Gorusmeler , maillesmeler derken sadece 1 ayin sonunda proje bulmustum. Almanya´da kindergartenda bir proje vardi, basvurumu yaptim ve kabul aldim. kuruluslarin profesyonelligi iste tam bu noktada hissediliyor. Hersey o kadar sistemli, o kadar zamaninda ilerledi ki bana arkami yaslanip imza atmaktan baska bir is dusmedi desem yalan söylemis olmam.
GENÇTUR'un kolaylastirici yazisi sayesinde vizem 2 gunde cikti. Hersey bana rüya gibi geliyordu. Zaman bavulumu hazirlayip yola cikma zamaniydi. Biletimi Almanya´da ki kurulusum almisti.Acikcasi gün yaklastikca tedirginligim artiyordu ama yine yeniden Zafer Abi´nin destegi ve tavsiyeleriyle yola ciktim.
 

“Ich hab keine freiwillige bisher erkannt. (Daha önce hiç, bir gönüllüyle tanışmamıştım) ” Iste bu cümle ömür boyu aklimdan cikmayacak. Almanya sinirlari icinde pasaport kontrolünde bana söylenen cümle... Almanya’daki ilk iletisimim. Hersey cok guzeldi. Hayalim gerceklesmisti iste ,Almanya’daydim , basarmistim. Trenle aktarmalar yaptiktan sonra calisacagim yere ulasmistim. Kurulusum herseyi en ince ayrintisina kadar yazdigi icin yeri bulmak zor olmadi. Tren istasyonundan Suassanne beni karsiladi ve kalacagim eve gittik. Benle birlikte Nordhausen´da toplam 5 gönüllü var. Diger gönulluler beni evde bekliyorlarmis bana kucuk bir hosgeldin partisi yaptilar. Hepsi cok sicak insanlardi.
Gece gec saatte geldigim icin Nordhausen hakkinda en ufak bir fikrim yoktu. Gün aydinlaninca diger gönüllülerle beraber oturum izni, banka hesabi gibi isleri hallettik ardindan alisverisimi yapip evime döndüm.
Ilk is günü... Calisacagim yere gelmistim. Ayni sekilde burda da sicak bir karsilama beni bekliyordu. Kim demis Almanlar soguk insanlar diye :) Mentorüm hastaligindan dolayi 2 haftalik izne ayrilmisti ancak bana detaylari anlatmak icin ugradi. Hersey sistemli ve duzenliydi. Tam bana gore.. Hersey cok iyi gidiyordu.

Peki Elif ne gibi problemlerle karsilasti? 
 Aklimda hep su soru isareti vardi. Her sey gercekten bu kadar iyi gidebilir miydi? Cevap evetti. Problemler olmadi mi, oldu. Evde internet, oda konusunda bir takim sikintilarim oldu.  Aslinda bunlar büyük problemler degil ama insan evinden ayri baska yerde yasayinca bu problemleri gözünde büyütüyor. Peki nasil üstesinden geldim? Basta ailem, en büyük destekcilerim, sayesinde. Onlarin o dualarini ve bana olan güvenlerini her zaman hissettim ve hissediyorum. Annemin ve babamin bana olan inanclari beni ben yapti beni buralara kadar getirdi. Sonrasinda en büyük destegi tabi ki GENÇTUR´dan gördüm. Yasadigim her sikintida hep yanimdaydilar. Bu insana gercekten güven veriyor.
Elif su ana kadar neler yapti?
Neler yapmadi ki?  Kindergartenda cocuklarin enerjisi bana guc veriyor. Her gün ise gitmek için erkenden yatiyorum. Calistigim grupta toplamda 5 ögretmen var. Hepsinin yas ortalamasi benden baya büyük. Basta acaba dedim sıkılır mıyım? Yüzbinlerce kez hayiiiiiiiir. Hepsi benim birer ablam gibi oldu. Zamanla birbirimize o kadar cok alistik ki simdiden nasil ayrilcam ben burdan endisesi sardi beni. Her gün düzen belli, cocuklarla bir takim egitsel oyunlar oyayip, el isi, boyama, tasarim gibi cocuklarin psiko-motorlarini gelistircek seyler yapiyoruz. Bu zamana kadar 2 buyuk festival hazirladik. Birincisi yaza merhaba ikicisi okula baslayacak cocuklar icin ´Zuckertüter(seker torbalari)´ festivali. Hepsi icin cok calistik. Standlar kurduk onlarin basinda görevlerimiz vardi. Tiyatro oyunu yaptik.
Okula baslayacak cocuklar icin seker kutulari hazirlayip agaca astik. Adeta beni bir masalin icine koymuslarda orda yasiyormusum gibi. Yasadigim yer dogu Almanya´da kaldigi icin cok fazla insan yok ya da yüksek binalar. Sirinler köyü adeta burasi. Evler rengerank, insanlar sicacik.
Maceralarim devam edecek. EVS yapmayi düsünenlere tavsiyem Cok fazla düsünme hemen GENÇTUR’a basvur ve yola koyul. Hadi, hadi zaman akiyor :-)

Elif Banu Şen / Nordhausen - ALMANYA



GELECEĞİM BENİM ELLERİMDE

Ülke:  MACARİSTAN
Şehir :  Budapeşte
Koordinatör Kuruluş :  Menedékház Alapítvány
Ev sahibi Kuruluş :  Menedékház Alapítvány
Proje Adı :  Give a chance
Başlama Tarihi :  18.02.2016
Bitiş Tarihi :  01.09.2016


“What are you talking about?”

Sürekli olarak duyduğum cümlelerden bir tanesiydi bu. Çünkü her zaman yanlış anlamaya meyilliyimdir. Çünkü her kültürü, her insanı kendim gibi zannederim. Çünkü her söylenen kafamın içerisinde benim anladığım şekilde dönüp durur. Söylenen soru bana benim vereceğim cevabın sorusuymuş gibi gelirdi. Avrupa Gönüllü Hizmeti kapsamındaki projemin ilk zamanlarımdan bu yana değişen tek şey bu cümledeki anlam oldu. Çünkü herkes ve her şeye açık olmak kadar kafamın içerisindeki düşünceleri de açmam gerekiyordu. Kendini açmak kolay değildir. Çok zordur bilirim kurallarını ve hayat düzenini yıkmak ancak sadece belki de biraz güç gerekir insana. İnanırım ki hayat seçimlerden ibarettir. Üniversitemin son senesinde kara kara bişiler yapmalıyım duygusu içerisindeyken, arkadaşım bana Avrupa Gönüllü Hizmeti’ ni anlatmasaydı şu anda evde oturuyor olurdum. Duyduğumdaki seçim benimdi ve ben arkadaşıma “What are you talking about?” sorusunu sormuş bulunmaktaydım.

Evs nedir sorusu internette azıcık araştırdığınızda bile bulacağınız en basit tanımla bir gönüllülük hizmetidir. Peki ya benim için? Gönüllülükten çok daha fazlası. Basit şekilde açıklamam gerekirse siz sopsoğuk Alman oda arkadaşımı anlatmalıyım sanırım. Bazı zamanlar küçücük odanın içerisinde kendisine Ahmet Kaya dinlettiğim, bağlama nedir öğrettiğim. Mahmut tuncer ile halay dersleri verdiğim, sırf istiyor diye gecenin köründe pide hamuru açtığım insandır (evet bu biraz garipti.) Peki ya karşılıklı birbirimizin saçını boyamamız tamam bu kadınsaldı ancak peki ya kuaförler pahalı olduğu için birbirimizin saçlarını kesme konumunda oluşumuz. Tabi ki de bundan şikayetçi değilim ama eğer ki bir insan seni görmeye geleceğim kesinlikle diyorsa ve benim için “Alamanyalardan” arkadaşlarını devreye sokup kalacak yer arayışına giriyorsa, Türkiye’deki siyaset durumlarında benim kadar üzülüp sabahlara kadar beni teselli etmeye çalışıyorsa, her nazar boncuğunun fotoğrafını bana atıyorsa “Turkish Eyes” diyip ama sizin gözünüz böyle değil diye saflıkla soruyorsa her saçma ön yargılara benden önce atlayıp “What are you talking about?” Türkiye’de çöl yok, Tükiye’de deveye binmiyorlar, Türkler Bilge’ye benziyor diyorsa Avrupa Gönüllü Hizmeti sadece bir gönüllülük meselesi değildir.

Şimdi düşündüğüm zaman Avrupa Gönüllü Hizmeti’ nin ilk başlarındaki utangaç, konuşmayı bilmeyen, aslında konuşulanları anlamadığı için konuşmayan ama aslında “Bizimle konuşmaya tenezzül etmiyor”a varacak kadar ön yargıları arkadaşlarında oluşturmuş ben kendi kendime seçim senin haydi “ What are you talking about?” diyebilirim. Yaptığım, birçok yer gördüğüm, farklı kişilerle tanıştığım, farklı aksanlar duyduğum her şey benim buraya gelişimin tek sebebidir. Adımı garip söyleyenler, söyleyemeyenler herkes ama herkes ne kadar garipse ben de o kadar garip oldum proje sürecim boyunca. Hayatımda ilk defa hiç tanımadığım insanların evinde misafir, hiç tanımadığım insanlarla seyahat, hiç tanımadığım insanlarla çok çok şeyler paylaştım. Hep kendimi açık bir insan olarak sundum ancak açık olmadığımı çok sonra vardığım, her yatağa yattığımda “Ulan ne gündü” diyebiliyorum Avrupa Gönüllü Hizmeti sayesinde. Ağladığımda veya güldüğümde o sopsoğuk Alman kadını sırf ben sarılmaktan hoşlanıyorum sımsıkı bana sarılıyorsa her şeyi yapabilirsin. Arkadaşlıksa dibini yaşarsın. Seyahatse, şanslıysan yollarda yatarsın, karanlıktan korkarsın korkacak hiçbir şey olmadığını anlarsın. Daha da cesaretlenirsin. İşte Avrupa Gönüllü Hizmeti budur. Tabi ki de şu anda tek korktuğum gerçek arkadaşlarım Türkiye’ye geldiklerinde anneme türk yemekleri yaptırmak için yalvarırken duyacağım “What are you talking about? sözüdür.
Hatta şu kadarını söyleyebilirim en büyük korkum olan dil problemi ilk sildiğim korkularımdan birisidir. artık rahatlıkla şunu diyebilirim ki İngilizce mi? Biri İngilizce mi dedi? Bir insanla konuşmak, anlaşmak için İngilizceye gerek olduğunu mu düşünüyorsunuz? Hadi ama “What are you talking about?”. Çalıştığım kurumdaki projemi yürüttüğüm çoğu insan İngilizce bilmiyor. Hele çocuklar, aileler ve evsiz insanlar hiç mi hiç bilmiyorlar. Ama biz onlarla fotoğraf çektik, yemek yaptık. Peki ya nasıl? sadece projemi gerçekleştirmemin motivasyonu, burada olmamdan dolayı duyduğum mutluluk ile. Buraya ilk geldiğimdeki kararsızlığım yok artık. Seçeneklerimi ve kendimi daha net bir şekilde görebiliyorum. Geleceğim benim ellerimde veya değişimi ben kendim sağlayabiliyorum diyebiliyorum. Şans veya değil ancak hayat seçimlerden ibarettir. Biraz güven gerekir. Ben kendi seçimimi yaptım. Yaşadığım ve gördüğüm hiç bir şeyden pişman değilim. Bahaneler ve güvensizliklere verecek tek cevabım artık “What are you talking about ?”

Raziye Bilge Baysal / Budapeşte




22 Ağustos 2016 Pazartesi

MELTEM, AGH'DEKİ 3. AYINDA ÇOK MUTLU



Ülke:İSPANYA
Şehir : LLEIDA
Koordinatör Kuruluş : Associació Prosec
Ev sahibi Kuruluş :  Associació Prosec
Proje Adı : Educación en el tiempo libre para niños y jóvenes
Başlama Tarihi : 22.05.2016
Bitiş Tarihi : 21.12.2016


Lleida' dan selamlar :)
Projede  3. ayımı tamamlamak üzereyim. Önceki raporumda bahsettiğim gibi sosyal problemleri olan, kısıtlı imkanlara sahip çocuklarla çalışıyorum. Okulların kapanmasıyla birlikte daha çok zaman geçiriyoruz. Çalışma tempomuz arttı. Haftada iki gün havuza gidiyoruz, aktiviteler yapıp, geziler düzenliyoruz. Yaz aktivitelerinde, benim grubumda geri dönüşüm üzerinden ilerliyoruz çocuklar için hem bilinçlendirici hem de eğlendirici oluyor. Bu dönemde birlikte yemek yiyoruz ve özellikle en küçükler için bunun çok güzel bir fırsat olduğunu düşünüyorum ; her yiyeceğe aşina oluyorlar ve yavaş yavaş adaptasyonları artıyor. Her ne kadar kolay ve eğlenceli gibi gözükse de benim için tamamen yeni bir alan. Çünkü onlarla iletişim kurarken çok dikkatli davranmam gerekiyor, her davranışımız onlar için örnek. Kendilerine rol model seçiyorlar ; hele ki en küçük olanlar, miniklerim   (3 yaş). Bu konu da birlikte çalıştığım eğitimcim bana çok yardımcı oluyor ve iletişimimizi güçlendiriyor.

Çok büyük sorun olmamakla birlikte beni  en çok zorlayan kısım 'dil ' . İspanyolca derslerim devam ediyor, onların tabiriyle "poco a poco" öğreniyoruz . Ama Katalanca - İspanyolca  hatta çoğunlukla Katalanca  konuştukları için anlamaya , ayırmaya çalışmak bir hayli yoruyor. İki dil birbirine benzemekle birlikte , yerli değilseniz tamamen farklı geliyor. İspanya' da proje düşünenler eğer Madrid'e gitmiyorsanız bu karmaşaya hazır olun ;)

Her hafta mentorumuzla toplantımız oluyor ; hem proje için hem sosyal yaşantımız da sürecimizin nasıl geçtiğini , neler yapabileceğimizi konuşuyoruz . Geçen hafta hep birlikte sushi restorantına  gittik. Mentorumuz nasıl yememiz gerektiğini bir Japon edasıyla anlatırken , çubuklarla mücadelemiz hayli zorluydu :) Zaman geçtikçe buradaki herkesle  aile gibi oluyoruz ve onlarla birlikte olduğum için şanslı hissediyorum.

EVS'in sunduğu en güzel fırsatlardan biri de farklı yerler görmek, farklı insanlarla tanışmak , yeni kültürleri yaşamak  tabi ki . Boş bulduğumuz her vakti bizde bu şekilde değerlendirmeye çalışıyoruz. Geçen sefer vize başvuru sürecimden bahsetmiştim. Şimdi de daha önce bilmediğim ve İspanya’dan İtalya'ya gitmeden önce  öğrendiğim 'Autorizacion de Regreso' dan bahsetmek istiyorum. Eğer 6 aydan uzun kalacaksanız polise gidip oturum kartına başvuruyorsunuz . Ve  başvurduğunuz anda pasaporttaki vizenin bir önemi kalmadığını söylediler. Kartın çıkması da en az  1 ay gibi bir süreyi buluyor. Eğer bu süre için de siz de benim gibi farklı bir ülkeye gitmeyi  planladıysanız, mutlaka bu Autorizacion de Regreso'nun alınması gerekiyormuş aksi taktirde geri döndüğünüzde ülkeye almama gibi hakları var. Hiç kontrol etmeyedebilirler  ama şans tabi , riske atmamak lazım:)