20 Eylül 2016 Salı

Esra, artık gün sayıyor, Eylül sonu AGH bitiyor.

ESRA ALACA
LYON, FRANSA


Fransa’da 11. ay bitti, kaldi mi 1 ay…

Sadece 1 ay sonra, Turkiye’ye donecegim. 1 yildir evim olan bu yerden, zor olsa da ayrilacagim.

Fransa’daki organizasyonum calisma kamplari yapan bir organizasyon oldugu icin, yaz donemi hepimiz icin cok yogundu.

Yaz demek, calisma kamplari demek. Calisma kamplari demek, 3 hafta boyunca cadirlarda kaldigimiz, bir suru insanla tanistigimiz, Fransa’nin yerelleri ile tanistigimiz, evimizde bir suru insan agirladigimiz, sirkulasyonun neredeyse 3 ay boyunca hic bitmedigi bir donem demek ! Haziran, Temmuz, Agustos aylarini 3 haftalik bir calisma kampina liderlik yaparak, 3 farkli calisma kampini ziyaret ederek ve biraz da Fransa icinde seyahat ederek gecirdim.

Bu sirada Concordia icin yazdigim iki projeden biri kabul edildi, ugrastigimiz seylerin geri donuslerini almak da bize motivasyon oldu.

Gecirdigim 11 ay icinde Fransizcam gercekten ilerledi. Bana sorarsaniz yazmasi hala en zor olan Avrupa Dillerinden biri, ancak sadece online platform kullanarak ve ulkede yasayarak (hem de uluslararasi bir cevrede), bence hic de fena olmayan bir ogrenme surecine sahip oldum.


 Aslinda bundan bir kac ay once « Fransizcam hala cok kotu, herkes ogrendi bir ben kaldim » derdim, ama isin gercegi,  kendime haksizlik etmek istemiyorum. Siz de boyle bir firsati ele gecirdiyseniz, kendinize haksizlik etmeyi acilen birakin, ogrendiginiz seylerin tadini cikarin. Bakiniz, bu gun mudurum ile Fransiz argosunu konusabiliyorum (hatta bazen bana ogreten o ve diger is arkadaslarim). Dikkat ! Herkes bu kadar sevecen olmayabilir, ancak bazen AGH gonullusu olmanin en guzel yanlarindan biri  gonulluluk esasli orada olmaniz. Eger kurulusunuz benimki gibi gonullulugun, AGH’nin, dayanisma ve informal egitimin  esaslarini sindirmis bir kurulus ise, calisma        
ekibinizle iyi kaynasmissaniz, icinizde de            
 gercekten orada olma istegi varsa ;                           her gun baska bir sey kazanacaksiniz,                  
bu deneyim hic bitmesin isteyeceksiniz !

11 ay sonunda bugun geldigim yer, tum ekip arkadaslarimin bana Fransa’da bir is bulmak icin ugrasmasi. Tum calisma kamplarinin yogunlugu da olsa, bazen telefonlar hic susmasa da mudurum ve mentorum sirf bana is ve ev bulmak icin aramalar yapti, mailler atti. Ustelik bu sadece « AGH’den sonra ne yapmak istiyorsun Esra ? » sorusuna « Calismak istiyorum, Turkiye’de ya da cok umutlu olmasam da Fransa’da. » « Aklimizda bulunur, biz bulursak sana haber veririz. » konusmasindan sonra oldu.  Buldum mu ? Hayir, bir Turk icin pek kolay degil (vize zorluklari yuzunden) -ozellikle Fransizcaniz yeterli degilse. Sonuc ; uzuluyorum cunku burada bir yil gecirdikten sonra birakmak zor olacak, ama ayni zamanda mutluyum cunku benim icin insanlarin ugrastigini gordum. Kurdugumuz bagdan mi, soz verince tutma ahlakindan mi, yoksa her ikisinden de oturu mu bilmiyorum, ama GENCTUR’dan bu projenin mailini aldigim gunun hayatimda yeni bir gun oldugunu bu gun, 453896. kez anliyorum.

Buraya yazamadigim donemlerden 4 fotograf ekliyorum. Siz de goreceksiniz, en guzel ani secmek hep cok zor, zira her an ozel oluyor !




(Resim-1) Elbette tatil de yaptım! Geçen sene AGH'den 
önce gönüllülük yaptığım YAŞÖM'de stajını 
yapmak üzere Almanya'dan Türkiye'ye gelen, 
çok sevimli Afife ile Köln'de buluştuk. 
Planlanmamış yolculuklara kendinizi hazırlayın! :)                       

(Resim-2) Concordia'nın her yıl düzenlenen genel toplantısına "20 Yıl Önce Bugün" temalı akşamına toplantısına "20 Yıl Önce Bugün" temalı akşamına  kendimi ithal futbolcular gibi hissetmedim değil!
     
(Resim-3 ve 4)Bu iki fotoğraf liderlik yaptığım çalışma kampından. Japonya, Türkiye, İspanya, Rusya, Fransa, Arnavutluk, Afganistan ve Mali'den katılımcılarla dolu dolu 3 hafta geçirdim. İlk fotoğrafta çimlerin üzerinde uykuya dalmış zavallı ben, herkes başımda fotoğraf çektirirken uyanıverdim! Gülmek yeryüzünden hiç eksilmesin!


Sevgiler,
"Ezğa"

















8'i gitti, kaldı 4 ay...

Merhabalar :)
Öncelikle son geçmiş de olsa iyi bayramlar diliyorum herkese :) Barış dolu, herkesin bayramı tadında yaşayabildiği.

Bugün 8. ayımı tamamladım Madrid'te. Artık son 4 ayım kaldı, geri sayım başladı benim için. :)
Vakit daraldıkça geçirdiğim onca güzel, zor zamanı çok özleyeceğimi şimdiden görebiliyorum.

Bu ay yalnızlığım son buldu. Ev arkadaşlarım ve tiyatro yöneticilerimiz tatilden döndüler. Önümüzdeki hafta başlayacak olan "Intercambio" adlı bir proje için harıl harıl çalışıyoruz. Bir önceki projede olduğu gibi, farklı ülkelerden tiyatroyla ilgilenen insanlar gelecek. Burada neler yaptığımızı göstereceğiz, onlar neler yapıyor onları göreceğiz.

Bir önceki projeden farkı, tüm geçirilecek zamanı, gerekli programı,oyunları, materyalleri ev arkadaşlarım ve benim tasarlıyor olmamız.  Ev arkadaşlarımla uzun bir süredir insanlara bulunduğumuz semtle ilgili eski hikayeler sorduk, eski filmler, şarkılar, araştırdık, fotoğraflar çektik. 

Gelecek olan ekiple bir şov hazırlayacağız ve proje sonunda da tiyatromuzun her yıl düzenlediği ve bu bölgede ünlü olan "Jornada Popular" adlı bir gösterimiz olacak.
Her yıl yakınımızdaki büyük bir parkı süsleyip, konserler, dans gösterileri, tiyatro gösterileri sergiliyorlarmış. Bu yıl sergilenecek tiyatro gösterileri, biz gönüllülerin uzun bir süredir çalıştığımız çocuk hikayelerimiz.   Bir önceki projeden farkı, tüm geçirilecek zamanı, gerekli programı, oyunları,yemekleri, materyalleri ev arkadaşlarım ve benim tasarlıyor olmamız.
Yorucu da olsa organizasyon ve tiyatro anlamında birçok şey katıyor bana..

Onun dışında gittiğim ikinci EVS eğitiminden tanıştığım iki Yunanlı arkadaşımı ve üç Türk arkadaşımı misafir ettim evimde. Madrid'i gezdik, müzeleri, daha önce gitmediğim yerleri.. Keyifli zamanlardı ve en keyiflisi, hem eğitimler hem de olağan EVS'imizle bi'çok güzel insan tanıyıp, birçok yerde kendimize kapı aralıyor olmamız..

Eklemek istediğim bir şey var, kişisel blog da yazıyorum fırsat buldukça. Daha çok bilgi, fotoğraf görmek isterseniz okumanızı dilerim.  " http://baharakcan.blogspot.com.es " Ve tabii daha önce de söylediğim gibi, sorularınız varsa, buralardaysanız ya da konuşmaya ihtiyacınız olursa buralardayım hep : baharakcan94@gmail.com   :-)

Şimdilik bol keyifler, keyifli deneyimler diliyorum.

BAHAR AKCAN


18 Eylül 2016 Pazar

ALPER KISA DÖNEM EVS'TEN MUTLU DÖNDÜ

 Summer EVS in Kuterevo Refuge

Kısa dönem yaz EVS programı Kuterevo Ayı Barınağı’nda, 36 gün süren bir projeydi. Projeye katılan grup 5 farklı ülkeden toplam 11 kişinin katılımıyla gerçekleşti.

Proje, -The Bear Refuge- Hırvatistan’da küçük bir köy olan Kuterevo’da yılda ortalama 200 gönüllünün katılımı ve desteğiyle sürdürülüyor. Projenin temel kaynağını gönüllüler oluşturuyor. Hırvatistan içinden ve diğer ülkelerden 1978 yılından bu yana gönüllü gruplarıyla birlikte çalışılıyor.
    Genç ayıların bulunduğu alan ve gönüllüler                                                                                                               

Köy yaklaşık 600 nüfuslu ve Velebit Dağları kenarında güzel ve küçük bir köy. Ulaşım Zagreb’den sonra Otocac kasabası üzerinden rahatlıkla sağlanıyor. Gönüllüler ve köy halkı sürekli bir etkileşim içerisinde. Projenin koordinatörleri iletişimi güçlendirmek için yurtdışından gelen gönüllülerin basit seviyede de olsa Hırvatça öğrenmesine yardımcı oluyor. Ayrıca köy yaşamının korunması ve yerel halkın desteklenmesi konusunda da çok hassaslar.

EVS grubu olarak projemiz 3 Ağustos-5 Eylül tarihleri arasında gerçekleşti. İlk günlerde EVS programını, grubu ve organizasyonu tanımak için farklı etkinlikler yapıldı. Ayrıca program devam ederken de zaman zaman ayılarla, doğayla ve EVS’le ilgili atölyeler düzenlendi. Haftalık programlar oluşturularak ilerlendi. Grup içinde ayılarla ilgilenme ve besleme, temizlik, yemek, bahçe işleri, yapı ustalarıyla çalışma gibi işler ve ekipler oluşturularak çalışıldı. Ziyaretçiler için hediyelik eşya yapan gönüllüler 


Aynı zamanda EVS grubu dışında farklı organizasyonlarla orada bulunan gruplarla birlikte çalışıldı. Yakın çevredeki farklı bölgeler tanıtıldı ve boş zaman aktivitesi olarak yürüyüş ve kamplar yapıldı. 

Organizasyonun kurucularından ve şu anda da başında bulunan Ivan, doğayı, çevreyi ve ayıları tanıtmak ve bilgilendirmek amacıyla toplantılar düzenledi. Bunun dışında gönüllülerin önemli bir görevi de gelen ziyaretçilere rehberlik etmek ve organizasyonu anlatıp farkındalık yaratmaktı. Barınağın tüm geliri ziyaretçilere hediyelik eşya satışından sağlanıyor.
                                                                                                                                                                 Köy yakınında organizasyona ait bir kamp alanı

Uzun yıllar devam eden bir proje olması ve organizasyonun düzenli olması katılımcıların uyumunu kolaylaştırdı. Proje sonuç olarak hem gönüllüler hem de organizasyon adına faydalı bir şekilde tamamlanmış oldu.


Not: https://kuterevo.wordpress.com/ adresinden ayrıntılı bilgi alınabilir
Alper Kocabıyık

2 Eylül 2016 Cuma

NE ÇABUK GEÇTİ 5 AY!

Ülke: ALMANYA
Şehir : Nordhausen
Koordinatör Kuruluş : BJN_Bildungsakademie JugendSozialwerk Nordhausen e. V.
Ev sahibi Kuruluş : Kinderwelt am Frauenberg
Proje Adı :  Wir bauen Brücken in der Kinderwelt am Frauenberg
Başlama Tarihi : 01.04.2016
Bitiş Tarihi : 31.03.2017


Hey genc selam.

Almanya´da 5.ayimi tamamlamis bulunmaktayim. Buruk bir sevincle karsiliyorum Eylül´ü. Bu kadar cabuk nasil alistim inan ben de bilmiyorum. Daha 7 ayim olmasina ragmen gidisimi dusünüp, üzülüyorum.

Peki neler yapti bu kiz? Proje boyunca 2 seminere katilmamiz gerekli. Ilk seminerim Dresden´de idi. Gercekten muhtesem ve buyuleyici bir sehir. Burda tam 7 inanilmaz gün gecirdim. Muhtesem insanlarla tanistim ve hepsi farkli kulturlerden. Düsünsene ayni anda neredeyse 12 farkli ülkeden insanla oturup muhabbet edip, arkadaslik kurabiliyorsun. Söyle bana genc baska nerde bulabilirsin bu firsati.

2. seminer eylül ayinda. Heyecanla bekliyorum. Onun disinda kindergarten´da hersey yolunda. Calismaya degil de bir nevi hem eglenip hem deAlmancami gelistirmeye gidiyorum gibi. Gün icinde ögrendigim kelimeleri bir sonraki gun kullaniyorum böylece beynime iyice yerlestirmis oluyorum. Tavsiye ederim iyi bir taktik. Onun disinda geziyorum bol bol. Aliyorum makinami elime atliyorum trene ver elini nereye olursa. Özgür ve gencsin ve hayalini kurdugun bir seyi yasiyorsun. Insan ne ister ki daha?

Simdi gelelim senin endiselerine..
 Benim dil konusunda sikintilarim var onlari nasil halledecegim mi diyorsun? Anlasmak icin dil bilmene gerek yok inan. Zaten yapacagin projede senin gibi gönüllüler olacak ya da olmustur yani onlar icin yeni bir durum degil, icini ferah tut.

Verdikleri para gercekten yetiyor mu? Kaldigin ülkeye göre degisiyor ama har vurup harman savurmazsan yetiyor artiyor bile. Bunu her hafta seyahat eden kiz söylüyor 

Ben pek girisken bir insan degilim yalnizlik ceker miyim? Yahu ne yalnizligi, aksine Türkiye´de tanidigin insandan  cok daha fazlasini taniyacaksin. Erasmus+ sagolsun her ülkede onlarca seminerler duzenliyor katil onlara, is yerinde calisma arkadaslarin olacak sonra katildigin seminerlerden girla insan taniyacaksin yani yalniz kalmak icin baya zorlaman gerekiyor kendini genc :)

Yiyecek konusunda sikinti ceker miyim? Et yemiyorum ya da yemek yapmasini beceremiyorum? Hic dert etme Avrupalilar bu konuda biraz tembeller her seyin hazirini rahatca bulabilirsin sana bir isitmasi kalir o kadar, onu da yap ama degil mi? . Et konusunda sana tavsiyem vejetaryan yiyecekler, gercekten cok lezzetliler. Eve donuste bir cuval getirmeyi dusunuyorum ee adettendir di mi :)

He, bu arada  ülkem zor günler gecirirken ben ne mi yaptim ? Cok endiselendim, korktum ama ailemle arkadaslarimla konusunca endiselerim gitti ama bir de öylesine guzel insanlar var ki burda hepsi bana destek oldular. Kimisi sadece sarildi, kimisi bana Turk yemegi hazirladi, kimisi benim icin Turk bayragi yapti. Almanya ile iliskilerimizi dusun birde benim satirlarimi cok farkli degil mi ? Iste bu duyguyu tatmalisin genc hadi katil sende bizim tayfaya. Derdin, sikintin olursa bana ulasmaktan cekinme. Bir dahaki aya görüsürüz.... ;)

1 Eylül 2016 Perşembe

KADİR İSPANYA'DA SON AYINA GİRDİ


Ülke: İSPANYA
Şehir :Barcelona
Koordinatör Kuruluş : Servei Comarcal de Joventut del Concell Comercal del Bages
Ev sahibi Kuruluş : Servei Comarcal de Joventut del Concell Comercal del Bages
Proje Adı :  VOLUNTARIADO EN LA COMARCA DEL BAGES
Başlama Tarihi :18.01.2016
Bitiş Tarihi :  18.10.2016

OCAK 2016
Merhaba arkadaşlar, benim ismim Kadir. İspanya'da 9 aylık evs programına katıldım. 18.01.2016 tarihinde Barcelona Havaalanına indim. Yolculuk yaklaşık 3 saat 40 sürdü. Beni havaalınında 'tutor (özel hoca) denilen danışman'ım ve 2 ev arkadaşım karşıladı. Beni sıcak karşıladılar. Danışmanımın arabasıyla kalacağım yere 'Manresa'ya doğru yola çıktık. Havaalanından yaklaşık 60-70 km uzaklıktadır. Yol üzerinde Carrefour'a uğradık; bana kalacağım dairenin anahtarını kopyalatıp verdiler ve de danışmanım bana el ve banyo havlusu aldı, lazım olacak dedi. Havlum vardı ama olsun iyi oldu. Sonra eve geldik odamı gösterdiler; zaten herkesin kapısının üzerinde isimleri yazıyordu, benimkini de yazmışlar. Evde 2 kız, 2 erkek kalıyoruz. Kızın biri Moldovalı, diğerleri Alman. Hiç Türk yok aslında bu kötü; buraya gelince anladım. Çünkü tek kalıyorsun paylaşacak birsey yok aramızda ve herkes ispanyolca konuşuyor. Sonra Alman erkekle ismi Luca markete filan gittik. Ben fırını sordum benimle geldi.( Yalnız sormadan birşey demediler; yoldan geldin aç mısın, tok musun, paran var mı; danışmanın dahil ).

Sonra akşam diğer gönüllülerin evinde yemek varmış. Herkes kendi ülkesinin yemeklerini yapıyor. Mesela ben pazartesi günü gitmiştim ve o gün İngiliz kız yemek yaptı. Yemek dediğime bakmayın saat akşam 8 gibi gittik onlara sonra markete filan zaten açım saat 11 gibi salata sonra bir tabak yeşil mercimek getirdiler. Mercimek de bizde ki gibi sulu değil kuru çok farklı tadı var yiyemedim. Söyledim ingiliz Kıza yemek güzel ama kültür farkı var yiyemedim diye çorba yapayım filan dedi. Artık gerek yok. Bir gün böyle geçti. ( bu arada diğer gönüllüler 6 kız aynı evde kalıyor. Toplamda 9 kız 2 erkeğiz).

İkinci gün 19.01.2016 Salı. Ev arkadaşlarım 2 kız, ben ve danışmanım karakola gittik; oturma izni için ama internetten başvuru yapılması gerekiyormuş. Sonra danışmanımın ofisine gittik belgelerimden birkaçının fotokopisini aldı (pasaport, sağlık sigortası,anlaşma ). Vize masrafları için harcadığım masrafların faturasını istedi (hepsini verecek mi bilmiyorum çünkü iki faturaya ne olduğunu yazdırdı, vermez ise isterim). Sonra İspanyolca kursuna yazdırdılar beni. Oradan sonra Ampans Merkezine gittik (benim çalışacağım kurumun ismi) ordakilerle tanıştık, iş saatlerini konuştuk.

Üçüncü Gün Çarşamba sabahı karakola gidip oturma izni için başvuru yaptık. Gitmeden bana bir kahve ısmarladı danışmanım. Sonra 128 Euro'luk çek verdi bana gidip bankadan tahsil ettik; cep harçlığı olduğunu söyledi; takip eden diğer aylarda 105 euro cep harçlığı 185 euro yemek parası alacağım. Sonra saat 14.45'te evin önünde buluşmak üzere ayrıldık,  ben eve geldim. Benim işim saat 15.00 - 21.00 saatleri arasında. İş yerine gittik ordakilerle tanıştık. Sıcakkanlı, güleryüzlü insanlar. Aç olduğumu söyleyince bana Katalanların özel yiyeceklerini hazırladılar. Peynirli yumurta ve üzerine domates sürülmüş ekmek. Ben domuz eti, yağı yemediğimi söyleyince ona göre anlayışlı davranıyorlar. Bana domuz eti veya ürünü vermiyorlar.

Günler böyle geçti. Yaptığım işe gelince zihinsel engelli yaşlılarla ilgileniyorum. Birinin pijamasını giyindiriyorum, yatalak olan var onun yemeğini yediriyorum, dün erkeklerin dolaplarını düzelttim sonra hep beraber çevrede ufak bir gezi. Aşağı yukarı günlerim böyle geçti. Bu arada yatalak olanın altını değiştir dediler ben kabul etmedim. Anlayışla karşıladılar Şimdilik, inşallah ilerde zorluk çıkarmazlar.

Şunu belirtmek isterim evs yapan herkes bunu yazmış ben de gelmeden okuyordum; evs yapmak isteyen arkadaşlar ülkeden daha çok projeye dikkat etsinler, iyi anlasınlar yoksa hayal kırıklığı yaşamasınlar. Çünkü ben alt değiştirme altını alma, banyo yaptırma işini bilmiyordum ama hallettik anlayışlı insanlar çıktılar Allah'ın izniyle. Bir de yanınıza para alın çok lazım. Ben de yanıma para almayacaktım ama ailemin ısrarı üzerine aldım, iyi ki almışım , yoksa ilk gün aç kalırdım; kısmen kaldım 😉😃.

ŞUBAT 2016
Merhaba arkadaşlar, size İspanya’da şubat ayındaki günlerimi anlatacağım.    '' Ama öncelikle şunu belirtmek isterim. Ben Barcelona'nın Manresa bölgesinde yaşıyorum. Eğer buraya gelecek olan olursa şunu iyi bilsin; burda genç-yaşlı herkesde 1'er 2'şer köpek var ve her yerde köpek pisliği ve kokusu var. Haberiniz olsun. ''


1-6.02.2016 tarihinlerinde 1. Değerlendirme toplantısı vardı . St. Viçen de Calders şehrinde. Ben Manresa'da yaşıyorum. Burda ulaşım genellikle tren ile oluyor. Üç saatlik bir seyahat sonrası toplantı yerine vardım. Çok güzel bir hafta geçirdim orda. Yeni arkadaşlar edindim. Toplantının konusu genel bir değerlendirme. Yani sorunlarınızı nasıl çözersiniz, bizim yükümlülüklerimiz; gönderici ve ev sahibi organizasyonlarına karşı ve onların bize karşı yükümlülükleri. Diyaloglar İngilizce ve İspanyolca idi. Çok güzel bir hafta geçirdim , ordan ayrıldığım için çok üzgünüm .
Öyle bir ortamdan insan geri dönünce içinde bir burukluk oluyor haliyle, bende oldu. Zaten genelde hep oyun filan oynadık; yani eğlence. Şimdi facebook'tan konuşuyoruz; grubumuz var ''comaruga'' adlı. Neyse tekrar işe döndük, işbaşı yaptık. 29 Şubat'ta iş saatlerimi değiştiriyorum ve dolayısıyla işyerini. Bakalım 2 hafta deneyeceğim ondan sonra karar vereceğim nerde kalacağıma. Çünkü şimdiki işimi seviyorum ama 15.00 - 21.00 saatleri arasında çalışıyorum ama 20.45'te çıkıyorum. İşim çok rahat namaz bile kılıyorum ama sadece saat için değiştireceğim. Yeni çalışacağım yeri de mentorüm ile beraber gidip gördüm orada çok rahat ama ''yemeklerde genelde domuz eti  var dediler; sen yemek istemezsen yemeğini yanında getir dediler''. Ben de daha sonra mentorüme mesaj attım 1 hafta deneme suresi yapalım ondan sonra karar vereyim diye.  Ben de bir kere anlaştığım için geri çeviremedim 2 hafta deneme süresine bağlamayı başardım. Çünkü şu an çalıştığım yerde toplasanız en fazla 1 saat çalışıyorumdur herhalde, mutfak, kahve, meyve vs. herşey var o yüzden deneme süresine çevirdim işi; benim kararım şimdiden belli.
Böyle detaylı yazmamın sebebi; benim huyum böyle herşeyi detaylı bilmek isterim ve öyle anlatırım ayrıca size bir örnek teşkil etmesi için. Konuşmak çok önemli çünkü konuşunca sorunlarınızı çözmeyi başarıyorsunuz. Bunu bilmenizi isterim . Mentorünüzle aranızı iyi tutun , benim aram iyi; ben espri filan yapıyorum hatta aramızda bir espri oluştu;  ev arkadaşlarımla ilgili bir şey anlatınca 'onlar böyle yapıyorlar ama ben böyleyim 'porque soy Turco and I'm amiable' diyorum yani 'çünkü ben Türküm ve sıcakkanlıyım. Bişey konuşunca o da bana aynı cümleyi kuruyor. Bu arada benim burda konuştuğum dil Spanglish yani İspanyolca İngilizce karışık konuşuyorum hem de aynı cümlede; İspanyolca cümle kurarken bilmediğim yerde İngilizce kelime kullanıyorum aynı cümlede. Örneğin; 'actually yo se, un poco un poco i will learn' cümlelerini kuruyordum ama şimdi yukardaki cümleleri düzelttim öğrendim nasıl diyeceğimi ; 'un poco un poco aprenderé (biraz biraz,yavaş yavaş ) öğreneceğim' şimdilik bu kadar. Bana ulaşmak isteyen olursa veya Barcelona'ya, Manresa'ya gelen filan olursa mail adresim; kadiragbulak@hotmail.com kadir.agbulak.9 (facebook )


NİSAN2016
Merhaba arkadaşlar, sizinle Nisan  ayındaki genel olaylardan bahsedeyim biraz; 23 Nisan Sant Jordi bayramı olarak kutlanıyor; bu bir Hristiyan bayramı. Kısaca bahsetmek gerekirse Ortaçağ'da köyün birine bir ejderha musallat olmuş , köylüler ejdarhadan kurtulmak için genç kızları kurban olarak veriyorlarmış; prensesi kurban olarak vereceklerken Jordi diye biri gelip ejderhayı öldürüyor. Bunu anmak için erkekler kadınlara kırmızı gül veriyor , 23 Nisan aynı zamanda İspanyol yazar Cervantes'in ölüm yıldönümü olduğu için kadınlar da erkeklere kitap veriyorlar. Bana da markette kırmızı gül verdiler:)) çünkü markette gül veriyorlardı ücretsiz olarak; ama her yerde gül satanları görebilirsiniz.

MAYIS 2016
Merhaba arkadaşlar, mayıs ayında fazla değişiklik olmadı ama biraz bahsedeyim. Bizim evsahibi kuruluş bir proje kapsamında işsiz gençlere Avrupa Gönüllü Hizmeti’ni anlatmak için bize teklif etti,  hani gelir misiniz diye , biz de gittik Evs nedir , nasıl yapılır, başvurulur, ödemeler vs. hakkında grup olarak konuştuk. Bu arada biz dört kişi gittik; hepimiz bir gruba dahil olduk. Gelen gençlerin çoğu Faslı. O yüzden aramızda bir elektriklenme, şakalar vs. oldu. Polonyalı bir çocuk vardı Bursaspor’u destekliyor; taraftarları yüzünden; biraz şiddetten hoşlanıyor herhalde. Türk dizisini bilenler var vs.
Onun dışında bizim diğer gönüllülerin kaldığı evde bir bisiklet vardı; onu ben aldım işe gitmek için ama bisiklet daha yorucu yokuşlar vs. su içinde kalıyorum, o yüzden yürümeyi tercih ediyorum. Şimdilik bu kadar...

HAZİRAN 2016
Merhaba arkadaşlar, 6 - 10 Haziran'da Málaga'da formasyon vardı. Málaga çok güzel bir yer bu arada, neyse  formasyon konuları her zamanki aynı ama bu formasyonda olan en güzel şey havuz  ; hergün havuza giriyorduk.
İtalya'dan yeni biri geldi ayın 27'sinde; havaalınına onu karşılamaya gittik mentorümle. Biraz geç vardık havaalınına , biz elimizde onun adı yazılı kâğıtla beklerken adam yarım saat önceden gelmiş havaalanında bizi arıyormuş. Biz havaalınına girdiğimizde ben onu gördüm, yanımızdan geçti; tanımadığım için ilgilenmedim normal olarak. Havaalanı otoparkıdayken ben mentora geç kaldığımız için 'bi de çocuk yanımızdan geçip gidiyormuş ' diye espri yaptım ve gerçek oldu .
Çalışma saatlerimi değiştirdim 09.00 - 15.00. Çok iyi oldu , bütün gün bana kalıyor böylece...

TEMMUZ 2016
Merhaba, temmuz ayında aktivite olarak her gün havuza gittik ; bu sıcak havalarda çok iyi oldu. Öğle yemeğini de orda yiyorduk ama benim için yemek kısmı sıkıntılıydı çünkü genelde domuz eti vardı; ben de o gün meyve olarak ne varsa onu yiyordum; meyve , salata vs. Yalnız yaşamaya devam; çok rahat ama sıkıcı. Neyse ki 24 Ağustos'ta Litvanyalı bir kız gelecekmiş inşallah iyi, eğlenceli biridir de kalan 1 ayımda biraz iyi vakit geçiririz.

AĞUSTOS 2016
Merhaba arkadaşlar,  Ağustos ayında çoğu insanlar tatile gittiği için bizim yıl içinde yaptığımız aktivite alanları kapalıydı; tiyatro salonu, Jimnastik salonu, havuz vs. Bu yüzden Ağustos'ta haftada 1 gün ve genelde Cuma günü geziye gittik ; plaja, ormana, Barcelona'ya vs. Orman dışındaki gezilerde restorantta yemek yiyorduk.
İlk defa resimdeki kadar kalabalıktık; çünkü gezilere işyerinin arabasıyla gidiyoruz. Bu resim 31 Ağustos'tan ve yürüyerek yakın bir yere gittik; o yüzden bu kadar kalabalığız. Normalde grup olarak  9 kişi gidiyoruz. Bir hafta bir grupla diğer hafta öbür grupla gidiyoruz.
25 Temmuz'da yeni ev arkadaşım geldi Litvanya'dan; iyi biri ve diğer eve Alman birisi geldi; o da iyi birisi. İyi zaman da geldiler , şanslılar.
Ayın 20'sinden 29'una kadar  Festa Major'du. Yani birçok alanda konserler vardı.  Bir sokakta rock diğer sokakta salsa vs alternatif müzik vardı. Genel olarak Ağustos iyi geçti. Artık son ayıma girdim;
 30 Eylül dönüş tarihi...


23 Ağustos 2016 Salı

Her sey gercekten bu kadar iyi gidebilir miydi?

Ülke:  ALMANYA
Şehir :  Nordhausen
Koordinatör Kuruluş :  BJN_Bildungsakademie JugendSozialwerk Nordhausen e. V.
Ev sahibi Kuruluş :  Kinderwelt am Frauenberg
Proje Adı :  Wir bauen Brücken in der Kinderwelt am Frauenberg
Başlama Tarihi :  01.04.2016
Bitiş Tarihi :  31.03.2017

Hersey bir hayalle başladı. Üniversiteye basladigim andan itibaren aklimda sadece Almanyaýa gidip oranin tarihini, kültürünü orada yasayip ögrenmek vardi. Ama bir türlü aklima yatan bir yol bulamamistim. Taa ki 3.sinifta Nazmiye´nin ( su an Almanya´da olmamda en büyük rol oynayan insan, arkadas, dost) bana EVS’yi anlatmasina kadar.
 Gercekten hep hayalini kurdugum Almanya’ya gitmek bu kadar kolay miydi? Derken  bir yandan EVS surecini, gerekliliklerini ögrenmeye; diger yandan da basvurulara baslamistim. 2 sene boyunca aklima geldikce basvurularda bulundum ama nedendir bilinmez bir türlü kabul alamiyordum. Itiraf etmeliyim bir süre pes ettim ama sonunda eksigimin ne oldugunu buldum: gönderici kurulusum yoktu. EVS´nin temel taslarindan biriymis megersem.
Tekrardan okudum arastirdim karsima ilk GENÇTUR cikti ama diger kuruluslari da arastirmak istedim,  anladim ki bosuna vakit kaybetmisim. GENÇTUR hem bu EVS surecini uzun yillar yapiyordu hem de yurt disiyla ilgili bir cok projeleri vardi. Acikcasi kuruluslar arasinda en profesyonneleri diyelebilirim. GENÇTUR’a mail atmamla cevabin gelmesi neredeyde ayni zamanlarda oldu diyebilirim. Ön görusme sonrasi onayimi almistim artik gönderen kurulusum vardi yehuuu :) Zafer Abi´nin muhtesem tavsiyeleriyle CV’mi ve motivasyon mektubumu yeniden duzenledim. Derken projelerin hepsi bir anda gelmeye basladi. Inanilir gibi degildi... Gorusmeler , maillesmeler derken sadece 1 ayin sonunda proje bulmustum. Almanya´da kindergartenda bir proje vardi, basvurumu yaptim ve kabul aldim. kuruluslarin profesyonelligi iste tam bu noktada hissediliyor. Hersey o kadar sistemli, o kadar zamaninda ilerledi ki bana arkami yaslanip imza atmaktan baska bir is dusmedi desem yalan söylemis olmam.
GENÇTUR'un kolaylastirici yazisi sayesinde vizem 2 gunde cikti. Hersey bana rüya gibi geliyordu. Zaman bavulumu hazirlayip yola cikma zamaniydi. Biletimi Almanya´da ki kurulusum almisti.Acikcasi gün yaklastikca tedirginligim artiyordu ama yine yeniden Zafer Abi´nin destegi ve tavsiyeleriyle yola ciktim.
 

“Ich hab keine freiwillige bisher erkannt. (Daha önce hiç, bir gönüllüyle tanışmamıştım) ” Iste bu cümle ömür boyu aklimdan cikmayacak. Almanya sinirlari icinde pasaport kontrolünde bana söylenen cümle... Almanya’daki ilk iletisimim. Hersey cok guzeldi. Hayalim gerceklesmisti iste ,Almanya’daydim , basarmistim. Trenle aktarmalar yaptiktan sonra calisacagim yere ulasmistim. Kurulusum herseyi en ince ayrintisina kadar yazdigi icin yeri bulmak zor olmadi. Tren istasyonundan Suassanne beni karsiladi ve kalacagim eve gittik. Benle birlikte Nordhausen´da toplam 5 gönüllü var. Diger gönulluler beni evde bekliyorlarmis bana kucuk bir hosgeldin partisi yaptilar. Hepsi cok sicak insanlardi.
Gece gec saatte geldigim icin Nordhausen hakkinda en ufak bir fikrim yoktu. Gün aydinlaninca diger gönüllülerle beraber oturum izni, banka hesabi gibi isleri hallettik ardindan alisverisimi yapip evime döndüm.
Ilk is günü... Calisacagim yere gelmistim. Ayni sekilde burda da sicak bir karsilama beni bekliyordu. Kim demis Almanlar soguk insanlar diye :) Mentorüm hastaligindan dolayi 2 haftalik izne ayrilmisti ancak bana detaylari anlatmak icin ugradi. Hersey sistemli ve duzenliydi. Tam bana gore.. Hersey cok iyi gidiyordu.

Peki Elif ne gibi problemlerle karsilasti? 
 Aklimda hep su soru isareti vardi. Her sey gercekten bu kadar iyi gidebilir miydi? Cevap evetti. Problemler olmadi mi, oldu. Evde internet, oda konusunda bir takim sikintilarim oldu.  Aslinda bunlar büyük problemler degil ama insan evinden ayri baska yerde yasayinca bu problemleri gözünde büyütüyor. Peki nasil üstesinden geldim? Basta ailem, en büyük destekcilerim, sayesinde. Onlarin o dualarini ve bana olan güvenlerini her zaman hissettim ve hissediyorum. Annemin ve babamin bana olan inanclari beni ben yapti beni buralara kadar getirdi. Sonrasinda en büyük destegi tabi ki GENÇTUR´dan gördüm. Yasadigim her sikintida hep yanimdaydilar. Bu insana gercekten güven veriyor.
Elif su ana kadar neler yapti?
Neler yapmadi ki?  Kindergartenda cocuklarin enerjisi bana guc veriyor. Her gün ise gitmek için erkenden yatiyorum. Calistigim grupta toplamda 5 ögretmen var. Hepsinin yas ortalamasi benden baya büyük. Basta acaba dedim sıkılır mıyım? Yüzbinlerce kez hayiiiiiiiir. Hepsi benim birer ablam gibi oldu. Zamanla birbirimize o kadar cok alistik ki simdiden nasil ayrilcam ben burdan endisesi sardi beni. Her gün düzen belli, cocuklarla bir takim egitsel oyunlar oyayip, el isi, boyama, tasarim gibi cocuklarin psiko-motorlarini gelistircek seyler yapiyoruz. Bu zamana kadar 2 buyuk festival hazirladik. Birincisi yaza merhaba ikicisi okula baslayacak cocuklar icin ´Zuckertüter(seker torbalari)´ festivali. Hepsi icin cok calistik. Standlar kurduk onlarin basinda görevlerimiz vardi. Tiyatro oyunu yaptik.
Okula baslayacak cocuklar icin seker kutulari hazirlayip agaca astik. Adeta beni bir masalin icine koymuslarda orda yasiyormusum gibi. Yasadigim yer dogu Almanya´da kaldigi icin cok fazla insan yok ya da yüksek binalar. Sirinler köyü adeta burasi. Evler rengerank, insanlar sicacik.
Maceralarim devam edecek. EVS yapmayi düsünenlere tavsiyem Cok fazla düsünme hemen GENÇTUR’a basvur ve yola koyul. Hadi, hadi zaman akiyor :-)

Elif Banu Şen / Nordhausen - ALMANYA



GELECEĞİM BENİM ELLERİMDE

Ülke:  MACARİSTAN
Şehir :  Budapeşte
Koordinatör Kuruluş :  Menedékház Alapítvány
Ev sahibi Kuruluş :  Menedékház Alapítvány
Proje Adı :  Give a chance
Başlama Tarihi :  18.02.2016
Bitiş Tarihi :  01.09.2016


“What are you talking about?”

Sürekli olarak duyduğum cümlelerden bir tanesiydi bu. Çünkü her zaman yanlış anlamaya meyilliyimdir. Çünkü her kültürü, her insanı kendim gibi zannederim. Çünkü her söylenen kafamın içerisinde benim anladığım şekilde dönüp durur. Söylenen soru bana benim vereceğim cevabın sorusuymuş gibi gelirdi. Avrupa Gönüllü Hizmeti kapsamındaki projemin ilk zamanlarımdan bu yana değişen tek şey bu cümledeki anlam oldu. Çünkü herkes ve her şeye açık olmak kadar kafamın içerisindeki düşünceleri de açmam gerekiyordu. Kendini açmak kolay değildir. Çok zordur bilirim kurallarını ve hayat düzenini yıkmak ancak sadece belki de biraz güç gerekir insana. İnanırım ki hayat seçimlerden ibarettir. Üniversitemin son senesinde kara kara bişiler yapmalıyım duygusu içerisindeyken, arkadaşım bana Avrupa Gönüllü Hizmeti’ ni anlatmasaydı şu anda evde oturuyor olurdum. Duyduğumdaki seçim benimdi ve ben arkadaşıma “What are you talking about?” sorusunu sormuş bulunmaktaydım.

Evs nedir sorusu internette azıcık araştırdığınızda bile bulacağınız en basit tanımla bir gönüllülük hizmetidir. Peki ya benim için? Gönüllülükten çok daha fazlası. Basit şekilde açıklamam gerekirse siz sopsoğuk Alman oda arkadaşımı anlatmalıyım sanırım. Bazı zamanlar küçücük odanın içerisinde kendisine Ahmet Kaya dinlettiğim, bağlama nedir öğrettiğim. Mahmut tuncer ile halay dersleri verdiğim, sırf istiyor diye gecenin köründe pide hamuru açtığım insandır (evet bu biraz garipti.) Peki ya karşılıklı birbirimizin saçını boyamamız tamam bu kadınsaldı ancak peki ya kuaförler pahalı olduğu için birbirimizin saçlarını kesme konumunda oluşumuz. Tabi ki de bundan şikayetçi değilim ama eğer ki bir insan seni görmeye geleceğim kesinlikle diyorsa ve benim için “Alamanyalardan” arkadaşlarını devreye sokup kalacak yer arayışına giriyorsa, Türkiye’deki siyaset durumlarında benim kadar üzülüp sabahlara kadar beni teselli etmeye çalışıyorsa, her nazar boncuğunun fotoğrafını bana atıyorsa “Turkish Eyes” diyip ama sizin gözünüz böyle değil diye saflıkla soruyorsa her saçma ön yargılara benden önce atlayıp “What are you talking about?” Türkiye’de çöl yok, Tükiye’de deveye binmiyorlar, Türkler Bilge’ye benziyor diyorsa Avrupa Gönüllü Hizmeti sadece bir gönüllülük meselesi değildir.

Şimdi düşündüğüm zaman Avrupa Gönüllü Hizmeti’ nin ilk başlarındaki utangaç, konuşmayı bilmeyen, aslında konuşulanları anlamadığı için konuşmayan ama aslında “Bizimle konuşmaya tenezzül etmiyor”a varacak kadar ön yargıları arkadaşlarında oluşturmuş ben kendi kendime seçim senin haydi “ What are you talking about?” diyebilirim. Yaptığım, birçok yer gördüğüm, farklı kişilerle tanıştığım, farklı aksanlar duyduğum her şey benim buraya gelişimin tek sebebidir. Adımı garip söyleyenler, söyleyemeyenler herkes ama herkes ne kadar garipse ben de o kadar garip oldum proje sürecim boyunca. Hayatımda ilk defa hiç tanımadığım insanların evinde misafir, hiç tanımadığım insanlarla seyahat, hiç tanımadığım insanlarla çok çok şeyler paylaştım. Hep kendimi açık bir insan olarak sundum ancak açık olmadığımı çok sonra vardığım, her yatağa yattığımda “Ulan ne gündü” diyebiliyorum Avrupa Gönüllü Hizmeti sayesinde. Ağladığımda veya güldüğümde o sopsoğuk Alman kadını sırf ben sarılmaktan hoşlanıyorum sımsıkı bana sarılıyorsa her şeyi yapabilirsin. Arkadaşlıksa dibini yaşarsın. Seyahatse, şanslıysan yollarda yatarsın, karanlıktan korkarsın korkacak hiçbir şey olmadığını anlarsın. Daha da cesaretlenirsin. İşte Avrupa Gönüllü Hizmeti budur. Tabi ki de şu anda tek korktuğum gerçek arkadaşlarım Türkiye’ye geldiklerinde anneme türk yemekleri yaptırmak için yalvarırken duyacağım “What are you talking about? sözüdür.
Hatta şu kadarını söyleyebilirim en büyük korkum olan dil problemi ilk sildiğim korkularımdan birisidir. artık rahatlıkla şunu diyebilirim ki İngilizce mi? Biri İngilizce mi dedi? Bir insanla konuşmak, anlaşmak için İngilizceye gerek olduğunu mu düşünüyorsunuz? Hadi ama “What are you talking about?”. Çalıştığım kurumdaki projemi yürüttüğüm çoğu insan İngilizce bilmiyor. Hele çocuklar, aileler ve evsiz insanlar hiç mi hiç bilmiyorlar. Ama biz onlarla fotoğraf çektik, yemek yaptık. Peki ya nasıl? sadece projemi gerçekleştirmemin motivasyonu, burada olmamdan dolayı duyduğum mutluluk ile. Buraya ilk geldiğimdeki kararsızlığım yok artık. Seçeneklerimi ve kendimi daha net bir şekilde görebiliyorum. Geleceğim benim ellerimde veya değişimi ben kendim sağlayabiliyorum diyebiliyorum. Şans veya değil ancak hayat seçimlerden ibarettir. Biraz güven gerekir. Ben kendi seçimimi yaptım. Yaşadığım ve gördüğüm hiç bir şeyden pişman değilim. Bahaneler ve güvensizliklere verecek tek cevabım artık “What are you talking about ?”

Raziye Bilge Baysal / Budapeşte