31 Ocak 2016 Pazar

EREN HAKKI KULAN LONDRA'DAN YAZDI


28 Ocak 2016 – Londra

3 aya yaklaşan bir süredir Lonra’dayım. Artık tamamen alıştım sayılır. Londra’da yaşam İstanbul’dan sonra biraz küçük şehirde yaşamak gibi gelmedi değil.

Anlatacaklarıma öncelikle vize sorunundan başlayacağım. Konsolosluğa bağlı aracı kurumdan vb çok bilgi almayı beklemeyin kendileri kraldan çok kralcı bir yapıya sahip ve bildiğin cahiller. Ben internet randevusunu alırken volunteer seçeneği yok ne seçmem gerekir diye gittiğimde, supervisore kadar pek çok kişiye soruldu ama alınan yanıtlar bilmiyoruz, volunteer seçeneği eskiden vardı Türkiye’de kalkmış vb gibi abuk subuk strese sokan cevaplardı. Genel olarak istisnalar harici vizeden tırsmayın çıkıyor(gözlemlerime göre).

 Tier 5 goverment exchange (migrant) dedim sonuç olumluydu ama başka tier 5 seçenekleri ile gelen Türk arkadaşlarla da tanıştım.

İlk ay kurum ve ev karışıktı ve ortam asosyaldi 8 kişi olmamız gerekiyordu ama üçü ülkelerine geri döndü. Şikayet etmeleri üzerine eve kontrol etmeye merkez kurumdan denetçi geldi ama öncesinde standartlarımızda yükselmeler olmuştu sorun kalmadı.

İlk eğitim zamanı geldiğinde Birmingham’a eğitime gittik iyiydi insanlarla tanıştım bol bol gezdik. Bir süre sonra 20 gün kadar Noel tatiline girdik. Birmingham’da tanıştığım arkadaşlardan yanıma gelen oldu eğlendik. Sonra iadei ziyaret ben onların yanına Gloucestera gittim orda da eğlendik.

Şu an evde 4 kişiyiz ben hariç 1 ermeni 1 rus 2 eleman 1 ukraynalı kız İngilizce'den çok Rusça duyuyorum. Şimdilik pek sıkıntı yok.


Telefonla resim konusunda sıkıntılar var bir artık dahakine.

Kendinize dikkat edin.

Eren Hakkı Kulan

24 Ocak 2016 Pazar

KADİR'İN BARCELONA - AGH GÜNLÜĞÜNDEN

Ülke: İSPANYA
Şehir : Barcelona
Koordinatör Kuruluş : Servei Comarcal de Joventut del Concell Comercal del Bages
Ev sahibi Kuruluş : AMPANS
Proje Adı : VOLUNTARIADO EN LA COMARCA DEL BAGES
Başlama Tarihi : 18.01.2016
Bitiş Tarihi : 17.10.2016

Geçen hafta GENÇTUR'un AGH gönüllüsü olarak Barcelona'ya adımını atan Kadir Ağbulak, ilk haftanın gözlemlerini bir kaç resimle bize iletti.

Merhaba arkadaşlar, benim ismim Kadir. İspanya'da 9 aylık evs programına katıldım. 18.01.2016 tarihinde Barcelona Havaalanına indim. Yolculuk yaklaşık 3 saat 40 sürdü. Beni havaalınında 'tutor (özel hoca) denilen danışman'ım ve 2 ev arkadaşım karşıladı. Beni sıcak karşıladılar. Danışmanımın arabasıyla kalacağım yere 'Manresa'ya doğru yola çıktık. Havaalanından yaklaşık 60-70 km uzaklıktadır. Yol üzerinde Carrefour'a uğradık; bana kalacağım dairenin anahtarını kopyalatıp verdiler ve de danışmanım bana el ve banyo havlusu aldı, lazım olacak dedi. Havlum vardı ama olsun iyi oldu. Sonra eve geldik odamı gösterdiler; zaten herkesin kapısının üzerinde isimleri yazıyordu, benimkini de yazmışlar. Evde 2 kız, 2 erkek kalıyoruz. Kızın biri Moldovalı, diğerleri Alman. Hiç Türk yok aslında bu kötü; buraya gelince anladım. Çünkü tek kalıyorsun paylaşacak birsey yok aramızda ve herkes ispanyolca konuşuyor. Sonra Alman erkekle ismi Luca markete filan gittik. Ben fırını sordum benimle geldi.( Yalnız sormadan birşey demediler; yoldan geldin aç mısın, tok musun, paran var mı; danışmanın dahil ).

Sonra akşam diğer gönüllülerin evinde yemek varmış. Herkes kendi ülkesinin yemeklerini yapıyor. Mesela ben pazartesi günü gitmiştim ve o gün İngiliz kız yemek yaptı. Yemek dediğime bakmayın saat akşam 8 gibi gittik onlara sonra markete filan zaten açım saat 11 gibi salata sonra bir tabak yeşil mercimek getirdiler. Mercimek de bizde ki gibi sulu değil kuru çok farklı tadı var yiyemedim. Söyledim ingiliz Kıza yemek güzel ama kültür farkı var yiyemedim diye çorba yapayım filan dedi. Artık gerek yok. Bir gün böyle geçti. ( bu arada diğer gönüllüler 6 kız aynı evde kalıyor. Toplamda 9 kız 2 erkeğiz).

İkinci gün 19.01.2016 Salı. Ev arkadaşlarım 2 kız, ben ve danışmanım karakola gittik; oturma izni için ama internetten başvuru yapılması gerekiyormuş. Sonra danışmanımın ofisine gittik belgelerimden birkaçının fotokopisini aldı (pasaport, sağlık sigortası,anlaşma ). Vize masrafları için harcadığım masrafların faturasını istedi (hepsini verecek mi bilmiyorum çünkü iki faturaya ne olduğunu yazdırdı, vermez ise isterim). Sonra İspanyolca kursuna yazdırdılar beni. Oradan sonra Ampans Merkezine gittik (benim çalışacağım kurumun ismi) ordakilerle tanıştık, iş saatlerini konuştuk.

Üçüncü Gün Çarşamba sabahı karakola gidip oturma izni için başvuru yaptık. Gitmeden bana bir kahve ısmarladı danışmanım. Sonra 128 Euro'luk çek verdi bana gidip bankadan tahsil ettik; cep harçlığı olduğunu söyledi; takip eden diğer aylarda 105 euro cep harçlığı 185 euro yemek parası alacağım. Sonra saat 14.45'te evin önünde buluşmak üzere ayrıldık,  ben eve geldim. Benim işim saat 15.00 - 21.00 saatleri arasında. İş yerine gittik ordakilerle tanıştık. Sıcakkanlı, güleryüzlü insanlar. Aç olduğumu söyleyince bana Katalanların özel yiyeceklerini hazırladılar. Peynirli yumurta ve üzerine domates sürülmüş ekmek. Ben domuz eti, yağı yemediğimi söyleyince ona göre anlayışlı davranıyorlar. Bana domuz eti veya ürünü vermiyorlar.

Günler böyle geçti. Yaptığım işe gelince zihinsel engelli yaşlılarla ilgileniyorum. Birinin pijamasını giyindiriyorum, yatalak olan var onun yemeğini yediriyorum, dün erkeklerin dolaplarını düzelttim sonra hep beraber çevrede ufak bir gezi. Aşağı yukarı günlerim böyle geçti. Bu arada yatalak olanın altını değiştir dediler ben kabul etmedim. Anlayışla karşıladılar Şimdilik, inşallah ilerde zorluk çıkarmazlar.

Şunu belirtmek isterim evs yapan herkes bunu yazmış ben de gelmeden okuyordum; evs yapmak isteyen arkadaşlar ülkeden daha çok projeye dikkat etsinler, iyi anlasınlar yoksa hayal kırıklığı yaşamasınlar. Çünkü ben alt değiştirme altını alma, banyo yaptırma işini bilmiyordum ama hallettik anlayışlı insanlar çıktılar Allah'ın izniyle. Bir de yanınıza para alın çok lazım. Ben de yanıma para almayacaktım ama ailemin ısrarı üzerine aldım, iyiki almışım , yoksa ilk gün aç kalırdım; kısmen kaldım 😉😃.

SERKAN DA POLONYA'YA UÇTU




İzmir'de yaşayan ve Ankara Üniversitesi Rus Dili ve Edebiyatı Fakültesi'nden 2013'te mezun olan  Serkan Ekşi, 2016'nın ilk GENÇTUR-AGH gönüllülerine katılmak üzere Polonya'ya uçtu. Varıştan sonra bize ilettiği ilk not ve fotoğrafı sizlerle paylaşıyoruz.
Merhabalar ; Ben Serkan EKŞİ . İzmir'den AG Hizmetleri faaliyetlerini gerçekleştirmek için Polonya'nın Wroclaw Şehri'ndeki Milicz kasabasına geldim. Buradaki koordinatör kurum Fundaja Mobilni Polacy 'dir. 2 sene önce yine aynı kurumun projesine katılmıştım kısa bir süreliğine. Öncelikle yolculuk biraz uzun sürdü ve haliyle gelen yorgunluk cabası. 20.01.2016 tarihiyle buraya gelmiş bulunuyorum. Beni çok sıcak bir şekilde karşıladılar. Herşey Avrupa Birliği Standartları'na uygun olarak yapıldı. Milicz küçük ve güzel bir kasaba. İnanıyorum ki ileriki zamanlarda çok daha farklı ve ilginç tecrübeler edineceğim. Proje kapsamında ; işleyişin eksiksiz ve sorunsuz olarak yapılmasını sağlayan GENÇTUR'a ayrıca teşekkür ediyorum. AGH Hizmetleri bütün Türk Gençliği'nin tecrübe etmesi gereken bir faaliyettir. Yakın zamanda görüşmek dileğiyle. 






21 Ocak 2016 Perşembe

2016'NIN İLK AGH GÖNÜLLÜLERİ İSPANYA'YA UÇTU


İzmir'den Bahar Akcan ve İstanbul'dan Kadir Ağbulak şu anda İspanya'da farklı bir kültürde olmanın heyecanını yaşıyorlar. 2016'nın ilk GENÇTUR-AGH gönüllüleri olarak İspanya'ya giden gönüllülerimiz 2002'den bu yana Avrupa Gönüllü Hizmeti (AGH-EVS) projelerine gönüllü gönderen GENÇTUR'un 265 ve 266. gönüllüleri olarak yola çıktılar. Tiyatro ve dramatik yazarlığa ilgi duyan Bahar Madrid'te bir tiyatro grubunun sanatsal çalışmalarına katılacak. Spor ve bilgisayar yazılımı ile ilgilenen Kadir de Barcelona'daki bir gençlik merkezinde gençler için sosyal etkinliklerin düzenlenmesinde ev sahibi kuruluşa destek olacak. İspanya'da yerleştikleri projede 9 ay süreyle gönüllü olarak çalışacak olan Bahar ve Kadir'e başarılı ve mutlu bir AGH süreci diliyoruz.

14 Ocak 2016 Perşembe


 
HIRVATİSTAN’DA KISA DÖNEM EVS FIRSATI
 
Yayın tarihi : 14.1.2016
Son başvuru tarihi: 22.01.2016
 
 
Başlangıç tarihi : 1 Temmuz  2016
Süre : 2 ay (Temmuz – Ağustos)
 
Ev sahibi kuruluş Volunteers’ Station Kuterevo 01.02.2016 son başvuru tarihinde Hirvatistan  Ulusal Ajansı’na başvuracak olduğundan gönüllüsünü en geç 25 Ocak 2016’ya kadar seçmek istemektedir.  UA’ın yanıtı en erken 1 Mayıs 2016’da alınacaktır.
 
Bu projeye başvurmak isteyenler en geç 22.01.2016 ‘ya kadar  özgeçmiş, projeye yönelik yazılmış bir motivasyon mektubu ve GENÇTUR’dan alınmış Gönderen Kuruluş destek belgesini kuterevo.volunteers@gmail.com ‘a yollamaları gerekmektedir.
 

12 Ocak 2016 Salı

2015 ALMANYA TUĞBA AKIN 2015 KASIM AYI RAPORU


 

Koordinatör Kurum : IJGD

Ev sahibi Kurum :  Gemeinschafsschule

Şehir : Berlin

Proje Adı: PIE - Practice International Experiences

Başlama Tarihi: 15.09.2015

Bitiş Tarihi: 15.09.2016

2015 Aralık Raporu

 

Aralık ayı geldiğinde Christmas ve Yılbaşı gibi Avrupada ve özellikle Berlinde büyük önem taşıyan günleri görme fırsatım oldu.

Christmas dönemi  sanırım burada geçirdiğim en güzel deneyimdi diyebilirim. Kasım ayında sınıf pencerelerini kar taneleriyle süslemeye başlayıp kardan adam yaptık hep beraber. Aralık ayı boyunca verilmek üzere çocuklar için hediye paketleri hazırladık. Çocukların fotoğraflarını çekip bunların çıktısını alarak kartpostallara yapıştırıp hediyelerimizi sınıf öğretmeniyle beraber hazırladım ve bunları çocuklara hediye ettik. Ayrıca çocukların ailelerine hediye etmeleri amacıyla da iki günlük resim çerçevesi yapımı etkinliği düzenledim. Boğaz çubuklarından hazırladığımız bu çerçeveleri çocuklarla beraber boyayarak ve çeşitli stickerlar yapıştırıp paketledik.

Berlinde bu süreçte şehrin hemen her yerinde kurulan Christmas Marketleri ziyaret ettim, bu dönem Almanların yüzünün en çok güldüğü, bolca çikolata tükettiği bir dönem.Amaçları ise sakince Christmas’ı ve ardından gelen yeni yılı beklerken olabildiğince mutlu olmak.

Aralık ayı başında Koordinatör ofisimde tüm eski ve yeni gönüllülerin davet edildiği Christmas  Yemeği düzenlendi. Hep beraber Christmas kurabiyeleri hazırladık. Ardından sırasıyla herkes kendi ülkesinin Christmas alışkanlıklarını, aile geleneklerini ve hediyeleşme süreçlerinden bahsetti.

Christmas öncesi uzun bir tatil dönemine girileceği için ve tüm marketler  kapalı olacağı için inanılmaz bir kalabalık ve alışveriş süreci vardı. Christmas günü ise şehirde genel olarak sessizlik hakimdi ve sokaklarda bile pek fazla insan yoktu, şehrin sokaklarını dolduran tek kalabalık turistlerdi. Christmas yemeği için Danimarkalı ev arkadaşım ve ziyarete gelen annesiyle beraber, ördek, kırmızı lahana ve patates pişirdim. Danimarkanın sadece bu dönemde yapılan ve Risalamande dedikleri pirinçli ve sütlü özel tatlısını yaptık.

Ocak ayının başına kadar okullar kapalı olduğu için iki haftalık tatilim vardı. Bu süreçte Alman Tarihi Müzesi, Berlin Film Müzesi ve Botticelli’nin sergisine gittim. Aralık ayı göre Berlin’de sıcak bir hava vardı bende bu yüzden Tempelhofer da bulunan ve eski havalimanından parka dönüştürülmüş Tempelhofer  Park’a giderek güneşten yararlandım Bu park özellikle haftasonları dopdolu oluyor. Yürüyüş yapmak, uçurtma uçurmak ve paten kaymak için genelde Almanlar bu parkı tercih ediyorlar. Ve bende çok şanslıyım çünkü kaldığım ev bu parka çok yakın ve böylelikle istediğim zaman gidebiliyorum.

  Yılbaşında ise Berlin’de kutlamalar havai fişek gösterileriyle tüm gece sürdü. Tüm gönüllü arkadaşlarımla beraber yılbaşı kutladık ve yeni yıla umutla, heyecanla girdim diyebilirim.

 

 

2015 ALMANYA TUĞBA AKIN 2015 ARALIK AYI RAPORU


Koordinatör Kurum : IJGD

Ev sahibi Kurum :  Gemeinschafsschule

Şehir : Berlin

Proje Adı: PIE - Practice International Experiences

Başlama Tarihi: 15.09.2015

Bitiş Tarihi: 15.09.2016

2015 Eylül, Ekim, Kasım Ayları Raporu

Tuğba Akın-Berlin

Eylül ayında başladığım Agh sürecim şu ana kadar tam anlamıyla sorunsuz geçiyor. Öncelikli olarak buraya gelmeden önce ciddi bir merak ve heyecan içindeydim. Daha önce Erasmus yapmış ve birçok uluslararası projelere katılmış olmama rağmen ilk kez bu kadar uzun sürecek bir projede yer almak ve bir ilkokulda çalışma fikri beni fazlaca heyecanlandırmıştı.

 Berlin’e ilk geldiğimde kalacağım yere ulaşma konusunda koordinatörümün havalimanında beni karşılaması nedeniyle herhangi bir problem yaşamadım. Benim gibi gönüllü olan Avusturyalı, Danimarkalı ve İspanyol 3 arkadaşımla beraber bir evi paylaşıyoruz. Ev sahibi kuruluşuma bağlı toplam 16 gönüllüyüz ve Türkiye adına gönüllü tek kişi benim. Agh dışında koordinatör ofisin yürüttüğü uluslarası projeler nedeniyle Latin Amerika, Meksika, Hindistandan, Endonezya gibi ülkelerden gelen gönüllü arkadaşlarda var. Bu sayede sadece Avrupa kültürünü değil dünyanın bir çok yerinden gelen arkadaşlarla kültür paylaşmı fırsatımız oluyor. Bu arkadaşlarımız Alman ailelerin yanında kaldıkları için kendilerini ziyaret ettiğimde Alman ailelerle de vakit geçirme fırsatı elde ediyorum. Geçtiğimiz hafta Hintli arkadaşımla beraber Hint yemeği yaparak ve ev sahibi ailenin çocuklarıyla oyun oynayarak ve  tavşanlarını besleyerek keyifli bir gün geçirdik. Sanırım bu sürecin bana en büyük katkılarından biri çocuklarla iletişimimi güçlendirmesi oldu. Ailemde en küçük çocuk ben olduğum için hep çocuklarla iletişim konusunda çekingen kalırdım , bunu aştığımı görmek beni mutlu ediyor. Şimdi gönüllüsü olduğum okuldan bahsedicek olursam,  Okulda Polonyalı bir Pedagogla beraber bir sınıfta çalışıyorum. Öğrencilerin yaş ortalamaları 6-8 arası. Okulda çalışan tüm öğretmenler ilk günden beri yardımsever ve güleryüzlüler. Benim burdaki ailem oldular diyebilirim. Almanca öğrenebilmem adına birkaç kitap verdiler ve günlük hayatta kelimelerin Almanca karşılıklarını bana söylemeyi, yazmayı ihmal etmiyorlar. Gerek koordinatörüm gerekse okulda çalışanlar Almanca öğrenme sürecime katkı sağlamaya çalışıyorlar. Şu an için temel seviye iletişim kurabildiğimi söyleyebilirim.

Çalıştığım ilkokulda Türkiyedekinden farklı bir eğitim sistem yürütülmekte bu yüzden sistemi anlamam biraz zaman aldı. Öğrenciler, dersleri bittikten sonra pedagoglarla beraber okul sonrası eğitimlerine devam ediyorlar. Bende pedagoglara yardımcı olmaya çalışıyorum. Genel olarak görevim, çocuklarla beraber öğle yemeği yemek, sınıf düzeni ve temizliğini sağlama, ev ödevlerini beraber yapma, oyun oynama, okul etkinliklerinde fotoğraf çekme ve el işi etkinlikleri düzenleme.
Okulun sanat dersine katılarak Alman ekmeği yapmayı,  koroya katılarak Almanca şarkılar söylemeyi, Almanca dersine girerek çocuklarla birlikte Almanca öğrendim. Cadılar Bayramında çocuklarla beraber kostüm hazırlama ve yüzlerini boyama gibi etkinlikler düzenledik. Çektiğim fotoğraflardan ise hep beraber sınıf ağacı yaptık.

Okul ve projem dışında Berlin’de olmaktan da son derece mutluyum. Hem hafta içi hem de hafta sonları gidebileceğiniz birçok etkinlik mevcut. Dopdolu ve canlı bir şehir.  Alman tarihini anlayabilmek ve Berlin Duvarı’nın yıkılışını, süreci birinci ağızdan dinleyebilmek, her hafta düzenlenen yüzlerce sergi, konser vb. etkinliklere katılabilme fırsatı bu süreci daha da keyifli hale getirmekte.

 

8 Ocak 2016 Cuma

2015 FRANSA AYSE GIZEM DERE 2015 EYLUL EKIM KASIM ARALIK RAPORLARI


 

Koordinatör Kurum : CEMEA Centre

Ev sahibi Kurum :  CEMEA Centre

Şehir : TOURS

Proje Adı: Culture(s)

Başlama Tarihi: 01.09.2015

Bitiş Tarihi: 31.08.2016

2015 Eylül, Ekim, Kasım, Aralık Raporu

 

 

7.1.16

Merhaba
       Fransa'nın Val de Loire bölgesinin orta büyüklükteki Tours şehrinde 12 aylık agh gönüllülüğümün beşinci ayı içerisindeyim.  Şimdiye kadar burada geçirdiğim zamanı zorluklarıyla, güzellikleriyle aktarmaya çalışacağım şimdi.

      Öncelikle diyebilirim ki proje seçme sürecinin önemini bir kez daha anladım. Ben öğrencilik yıllarımdan beri Fransa'da agh yapmak istiyordum. Uzun süre, belki çoğunun bu iş olmayacak vazgeçeyim dediği kadar bir süre, uygun proje aradım. Bana uygun olan gönüllü aramıyordu, uygun olmayan çağırıyordu fakat ben gitmek istemiyordum. En sonunda şu an çalıştığım kurumu buldum. Yaptığı aktiviteleri internet sitesine girip uzun uzun inceledim ve motivasyon mektubumda her bir aktivitesine ne gibi katkılarda bulunabileceğime dair spesifik değişiklikler yapıp gönderdim. Şimdi bir başka İtalyan gönüllü arkadaşımla birlikte buradayım ve şimdiye kadar kurumumdan memnunum diyebilirim. Bu sebeple diyebilirim ki, her ne kadar öncelikli amacımız yurt dışı tecrübesi yaşamak olsa da bunu nerede ve nasıl bir çerçevede yaşayacak olmamız çok önemli olduğundan kuruluşu seçme sürecimiz çok ama çok önemli.  

        Şimdi gelelim benim proje kapsamındaki görevlerime  ben Fransa'nın her bölgesinde bir şubesi olan alternatif eğitim çalışmaları üzerine yoğunlaşan bir kuruluşta gönüllülük yapıyorum. Kuruluşun temel amacı aslında çocukların tatillerde gittikleri kamplarda onlara eşlik edecek sorumlu kişilere eğitimler düzenlemek, stajlarla tecrübelenmelerini sağlamak. Çünkü çocukların okul dışındaki alternatif kamplarla, gezilerle kendilerini, doğayı tanımaları, öz bilinç ve bağımsızlıklarını kazanmaları hedefleniyor. Kuruluşun bir diğer görevi de Centre bölgesindeki Fransız gençlerinin AGH yapmaları için tıpkı bizim GENÇTUR gibi gönderici kuruluş olmak. Eğitim politikalarıyla ilgili düzenlenen  türlü aktivitelere katılım sağlamak.  

      Benim gönüllü olarak ilk görevim AGH-EVS (ya da Fransızcası sve J ) yapmak isteyen Fransız gençlerini yönlendirmek, başvurularında destek olmak. Partner olmak isteyen kuruluşların  maillerine ve AGH-EVS’ le ilgili gelen tüm maillere cevap vermek. Dolayısıyla evet önceden yazışma düzeyinde Fransızca bilmek gerektiren bir kurum. 

      İkinci bir görevim eğitim ve kültürle ilgili kuruluşun her yıl katıldığı festivallere katılmak. Örneğin şimdiye kadar geçtiğimiz aralık ayında 11. si düzenlenen eğitim filmleri festivaline katıldık. Bir hafta boyunca teması eğitim-gençlik-kültür olan onlarca film izledik ve bu beni gerçekten çok mutlu etti.  

     Benim diğer gönüllü arkadaştan farklı olarak bizzat dahil olmak istediğim üçüncü ve son görevim ise, göçmen ailelerin çocuklarının Fransızcalarını geliştirmek için her çarşamba okul sonrası yapılan "reussite éducative" atölyelere katılmak. Bu atölyelerde Türk, Lübnanlı, Cezayirli, Sudanlı, Hırvat,Sırp kökenli ailelerin 4-10 yaş arası çocukları ile 2 saat boyunca çeşitli aktiviteler yaparak onları Fransızca’ya, Fransız kültürüne ve farklılıklarımızla birlikte yaşamaya alıştırmaya çalışıyoruz. Bu benim için o kadar güzel bir tecrübe oluyor bir taraftan da o kadar kıskanıyorum ki anlatamam. Keşke bizim ülkemizde de böyle bir sistem olsa diyerek iç geçiriyorum her seferinde çünkü bunu bir sisteme oturtan ve buna maddi desteği sağlayan Fransız devleti.  

        Gelelim günlük hayatıma şu an yaşadığım şehri buraya gelmeden önce hiç duymamıştım. İstanbul'da doğup büyüyen biri olarak biraz tedirgin olmadım değil “acaba çok mu küçüktür, çabuk mu sıkılırım” vb. gibi sorular dolanıp durdu kafamda. Neyse ki bir Lyon, bir Bordeaux olmasa da her şeyi yerli yerinde tiyatrosu, sineması, operası,  sınırsız yeşillik alanları, güneşin çok güzel battığı iki adet nehri ve Paris'e 1 saat 45 dk.,  Lyon'a 3.5 saat uzaklığıyla orta nüfuslu bir Avrupa şehriyle karşılaştım. Beni en mutlu eden, havası, suyu tertemiz (evet musluktan içiliyor), trafiksiz, istediğim zaman çıkıp yürüyüş yapabileceğim ama aynı zamanda her istediğimde kolaylıkla büyük şehirlere ulaşabileceğim uzaklıkta bir şehirde AGH yapıyor olmak.  

     Keza çalıştığım organizasyondaki arkadaşlarımın ön yargısız, sevecen olması, yaptığım işin beni mutlu etmesi, Fransızca’mın gelişmesine olan katkısı bunlar hep iyi yönler. Gel gelelim hiç bir zaman her şey mükemmel değil, örneğin buraya gelirken her ne kadar "yaşasın tek başıma olmayacağım bir gönüllü daha varmış" dediysem de evdeki hesap çarşıya uymadı ve biz diğer gönüllü arkadaşımla anlaşamadık. İş dahilinde, acil durumlarda haberleşecek boyutta bir ilişkimiz var yalnızca ve bu tüm ailesini arkadaşlarını geride bırakmışken biraz insanı zorluyor açıkçası. Neyse ki durumu kabullenip başka insanlarla tanışmaya başlamam uzun sürmedi. Bunun dışında çalıştığım kuruluşta değil fakat bireysel seyahatlerim sırasında ya da toplum içinde bazı zamanlarda konu konuyu açıp Türkiye'den geldiğim öğrenilince sorulan önyargılı sorular ya da 5 seferde 1 de olsa Fransızca aksanımın yabancı olduğumu  ele vermesinden ötürü karşımdakinin davranışında hissettiğim ince nüanslar  insanı ince noktasından yakalayıp o anlık hüzünlendirebiliyor. Üstelik belirtmek gerekir ki (tabi bu projeden projeye değişse bile) eğer buradayken biraz da gezeyim ama ailemden de para istemeyeyim kafasındaysanız verilen cep harçlığı gerçekten anca yetiyor ve 26 yaşındaysanız ve buraya gelmeden önce eğer maaşlı bir işte çalışıyorduysanız bu durum bazen hayatı sorgulamanıza sebep olabiliyor. 

        Fakat yine de her gün bir tekrarı daha olmayacağını bilerek uyanmak ve her günü anılara bir yenisini daha ekleyecek şekilde yaşamak gerekiyor. Nitekim ben her fırsatta seyahat ediyorum. Gerçi çoğunun iş sebebiyle gidilmiş yerler olduğunu ve transport ücretlerinin Avrupa Komisyonu'nun verdiği hibeden karşılandığını belirteyim burada okuyanın kafasında büyük bir beklenti oluşturmaması açısından zira kimi projeler sadece tek bir şehirde geçiyor. Benim şansım kuruluşumun değişik yerlerde şubeleri olması ve yıllık bir takım toplu aktivitelerin yapılıyor olması. Son olarak şimdiye kadar burada geçirdiğim her günüm için  "iyi ki gelmişim,  iyi ki AGH yapmaya karar vermişim ve 2 sene boyunca doğru projeyi aramaktan hiç vazgeçmemişim" diyorum. Umuyorum ve inanıyorum ki kalan 7 ayım da böyle geçecek. Fotoğraflara gelince fark ettim ki şimdiye kadar bireysel seyahatlerim dışında organizasyonla ilgili neredeyse hiç fotoğraf çekmemişim. Bundan sonraki raporum için sözüm olsun. Herkese güzel hatırlayacağı bir 2016 senesi dilerim. 

Ayşe Gizem Dere

 

BELÇİKA 2015 DERYA COŞKUN 2015 ARALIK RAPORU



Koordinatör Kurum : GIGOS-GENK

Ev sahibi Kurum :  GIGOS-GENK

Şehir : Genk

Proje Adı: EVS in GIGOS

Başlama Tarihi: 27.10.2015

Bitiş Tarihi: 05.09.2016

2015 Aralık Raporu

               

Merhabalar,

Belçika’da 2. ayımı doldurdum. İlk raporumda  proje arayışı vize ve geliş sonrası durumdan bahsettim. Bu ay ve bundan sonrasında genel olarak Belçika’da ne yapıyorum Gönüllü olarak, kuruluşum benden ne bekliyor. Bu konularda yaşadıklarımı anlatacağım.

Belçika’nın Genk şehrinde Gigos adlı sosyal kuruluşta Gönüllü olarak çalışıyorum. Kuruluşum maddi durumu iyi olmayan, anne-babası ayrı olan  çocuklarla haftanın iki günü( Çarşamba-cumartesi) 14:00-17:00 arası 3 saati kapsayan çeşitli aktiviteler yapmak adına kurulu. 3 yaştan 19 yaşına kadar genç ve çocuklarımız ve gençlerimiz var. 15-19 a kadar olan gençlerle farklı günlerde  ilgileniyoruz.

Diğer grupla bahsettiğim günlerde etkinlikler yapıyoruz. 3 ya da 4 yaş grubuna göre çocukları ayırıyoruz. 2 gün etkinlikler içinde şu ana kadar yaptıklarımızı aklıma gelenleri saymam gerekirse buz pateni, Sinterklaas fabrikasına gitmek ( bir çeşit Noel baba Hollanda ve Belçika’ya özel) , Belçika Fas Türk yemekleri yaptık ( benim grubumda 3 ülkeden çocuklar olduğu için) , bir hafta yaş olarak daha büyük kızlarla şarkı sözü yazıp stüdyoda şarkıyı kaydettik, diğer bir hafta ormanda çeşitli aktiviteler yaptık . Genel olarak apartmanda yaşayan çocukları haftanın 2 günü de olsa daha çok sosyalleştirmek, birbirleriyle daha çok kaynaşmaları  adına çalışıyoruz kısacası. Kalan 3 günde kendi ofisimizde ilerde hangi aktiviteleri yapacağımıza dair projeler tasarlıyoruz.

Şimdiye kadar 2-3 aktivite düzenledim. Bunlardan biri çocuklarla kartonlardan kardan adam yapmaktı. Diğeri Türk yemeği yapmaktı tabi kiJ  Bu ayki planımızda yüzme havuzuna gitmek var. Aslında çalışırken bir yandan da eğleniyorum. Şu an 2 ayım dolduğu için yavaş yavaş proje yazmaya başlıyorum. İlerleyen zamanlarda sınıfı benim kontrol etmemi bekleyecekler o grubu alan öğretmen  sadece izleyecek.

Kurum çalışanlarına da çok fazla zaman ayırıyor motive etmek adına. 6 ayda bir gezi düzenliyor. Geçen ay Köln’e gittik. Yeni yıl partisi yaptık. 3 gün önce brunch yaptıkJ  İzin konusuna gelmek istiyorum eminim hepiniz sadece çalıştığınız ülkede kalmak istemiyorsunuz ne kadar ülkeye giderseniz o kadar iyi J 24 gün tatilimiz var toplamda hafta sonları haricinde. Ben yılbaşına ev arkadaşlarımla Berlin’de girdim. Önceden söylemek şartıyla hiç bir sıkıntı yok istediğiniz zamanda istediğiniz yere gidebilirsiniz.

Dil okulundan bahsetmek istiyorum biraz da. Haftanın 4 günü pazartesiden perşembeye 08:45-11:50 arası Flemenkçe öğreniyorum. Flemenkçe biraz korkutucu geliyor kulağa ve  gerçekten de korkutucu.  Belçika’ya gelmeden hiç bir kelime bile bilmediğim bir dil. Kulağımın alışması  çok zor oldu. Haftaya ilk kur sınavım var. Artık yavaş yavaş kendimi anlatıp konuşulduğunda aradan anladığım bir şeyler çıkıyor J Bir sonra ki raporumda umarım daha çok şey öğrenmiş olurum.

DERYA

BELÇİKA 2015 DERYA COŞKUN 2015 KASIM RAPORU


Koordinatör Kurum : GIGOS-GENK

Ev sahibi Kurum :  GIGOS-GENK

Şehir : Genk

Proje Adı: EVS in GIGOS

Başlama Tarihi: 27.10.2015

Bitiş Tarihi: 05.09.2016

2015 Kasım Raporu

 

30.11.2015

Öncelikle Merhaba bu maili Türkiye’ye yaklaşık 3400 km uzaktan, Belçika’dan yazıyorum. Ben Derya Coşkun ve  AGH kapsamında Belçika’da bugün 1 ayımı doldurmuş bulunuyorum. Çok uzun bir süreç hazırlık ,vize, geliş ,iş ,dil okulu ve bir çok konuda yaşadıklarımı anlatmaya çalışacağım. Umarım ilerde okuyan ve Belçika’ya gelecek arkadaşlara yardımcı olurum.

Yaklaşık olarak 1 yıl önce AGH yapma kararı aldım. Öncelikle motivasyon mektubu cv ve kendimi tanıtan kısa bir video hazırlamakla başladım. Ve yaklaşık 2-3 ay süren proje araştırma ve mail gönderme süreci yaşadım. Bu  3-4 aylık süreçte çok fazla kurumla mailleştim. 2 kez Skype görüşmesi yaptım. Ve şubat ayında Belçika’dan yani şu an çalıştığım Gigos’dan uzun dönem (1 yıl) projem için  kabul aldım. Bundan sonra  projenin kabulünü bekleme süreci başlıyor yaklaşık 4 ay. Ardından projeniz kabul ediliyor ve pasaport ve vize işlemleriniz başlıyor. Ki beni en çok zorlayan kısım bu kısım oldu. Öncelikle (Belçika için) D tipi vizeye başvurdum.(Çalışma vizesi)  Gerekli evraklar     http://www.vfsglobal.com/belgium/turkey/work_permit_documentsrequired.html  linkte bulabilirsiniz arkadaşlar. Bunun haricinde 2015 Mart itibariyle Belçika Konsolosluğu uzun süreli kalışlar için rödevans ödemesi başlığında yeni bir ödeme çıkardı maalesef.        https://dofi.ibz.be/sites/dvzoe/EN/news/Pages/Contributioncoveringadministrativecostsofanapplication.aspx onun için yararlı bilgileri linkte bulabilirsiniz. Belgeleri toplamadan    http://www.vfsglobal.com/belgium/turkey/scheduleanappointment.html bu site üzerinden yada telefonla randevu almanız gerekli. Ben Trabzon’da yaşadığım için vize için Ankara’ya gitmem gerekti. Belgeler için de Belçika Konsolosluğunun istediği özel sağlık raporu var. Bu rapor ancak konsolosluğun belirlediği doktorlardan alınıyor. Ben sağlık raporu için bir gün öncesinden bütün doktorları arayıp fiyat aldım. Ve en sonunda 300 TLye MEDLAB’dan randevu aldım. Gün içinde sabah gidip öğleden sonra raporunuzu alabiliyorsunuz.Rapor Belçika resmi dillerinden biriyle yazılıp kapalı bir zarf içinde size veriliyor ve açmadan VFS Globale vermeniz gerekiyor. Diğer bir belge Adli sicil kaydı. Ankara için Kızılay’dan Adli Sicil Müdürlüğünden alabiliyorsunuz. Dilekçenize Belçika Konsolosluğuna verilmek üzere yazıyorsunuz ki yabancı dilde alabilesiniz. Daha sonra  Sıhhıye’de Adliye’nin 5.katında apostil yaptırtmanız gerekli. Diğer belgeleri de topladıktan sonra randevu saatinizde VFS Globale gitmeniz gerekli. Daha  sonra belgeleri teslim ediyorsunuz ve aracı kurum ve posta ücreti için yaklaşık 100 TL ödüyorsunuz. Bu süreçte vize için yaptığınız her harcamanın faturasını saklamanız gerekli. Bunlar için bir dosya oluşturmanızı öneririm.( Bunun içinde Ankara- Trabzon gidiş geliş yol masrafları dahil.) Benim vizem yaklaşık 9 iş gününde elime ulaştı. Bu sürede valiz hazırlama süreci olarak değerlendirdim.  Verebileceğim en büyük öğüt  eğer benim gibi Türkiye’ye göre cidden çok fazla soğuk bir ülkeye geliyorsanız en kalın giysilerinizi yanınıza mutlaka alın.( bere , eldiven ,kaşkol vb) Bunlar nasıl sığacak derseniz ben 4 adet vakumlu poşet aldım. Bütün eşyalarımı bu poşetlere yerleştirdim ve yaklaşık %60 yer konusunda tasarrufta sağladım. Ayrıca ağrı kesici, grip ve soğuk algınlığı varsa başka şikayetiniz ilaçlarınızı valizinizde fazladan fazladan mutlaka bulundurun. Benim uçak biletimi ev sahibi kurum aldı. THY dan aldık 30 kg bagaj hakkım vardı. (8 lt el bagajı+ pc çantası+ ve kişisel çantam)

27 Ekim sabah hiç bilmediğim bir ülkeye ayak bastım. Elimde onca  valiz ve hiç bilmediğiniz bir dili konuşan onlarca insan. İlk başta şaşkın şaşkın etrafınıza bakıyorsunuz nereye geldim ben diye ama sonra valizlerinizin peşine düşüyorsunuz. Ben Brüksel Uluslararası Havalimanına indim. Valizimi aldıktan sonra havalimanının alt katında bulunan tren istasyonuna indim. Çalıştığım kurum Genk’te bulunuyor Brüksel ile arasında yaklaşık 1.5 saat bulunuyor. Tren biletini aldıktan sonra bir aktarmayla Genk istasyonuna geldim. ( En dikkatimi çeken şey tren saati 11.08 ise tren 11.08 de hareket etmiş oluyor aman daha kalkmamıştır demeyin herşey dakikası dakikasına çalışıyor.) Trenden indiğim gibi beni kabul eden şirkette evs ile ilgilenen bayan tam karşımda  beni bekliyordu. Daha sonra arabasıyla kalacağım yere geldik. Ben 3 katlı bir evde 2 diğer evs yapan arkadaşımla kalıyorum. Evin ilk katı şirketin ofisi diğer 2 kat bize ait. Herkesin kendine ait odası bulunuyor.(ve odada ihtiyacım olan herşey var yatak+dolap+çalışma masası vb) Geldiğim anda cep harçlığım ve yemek paramı aldım. ( kendi mutfağımız ve bütün ihtiyacımız olabilicek  herşey vardı.)

                Geldikten 1 gün sonra mentorum ile birlikte kaldığım şehirde  küçük bir gezinti yaptık. Sonraki gün oturum izni için belediyeye gittik. Daha sonraki hafta çalışacağım ofise gittik. 10 kişiyle birlikte çalışıyoruz. Genel olarak okul haricindeki zamanda  çocuklarla ve gençlerle  sosyalleşmeleri ve kişisel gelişimleri acısından fayda sağlayacak çeşitli aktiviteler de bulunuyoruz. ( İlk aklıma gelen çocuklarla buz pateni yaptık, genç kızlarla film izledik başka şehre galeri gezmeye gittik, çeşitli yöresel yemekler yaptık vb) 2 hafta sonra dil kursuna başladım. Bulunduğum bölgede Flemenkçe konuşulduğu için Flemenkçe öğreniyorum. 6 ay boyunca sürecek kursum.

1 ayda hiçbir aksilik hiçbir sorun yaşamadım benim şansım mı bilmiyorum umarım hiç kimse yaşamazJ  Tek sorun hafif bir soğuk algınlığıJ Şimdiye kadar Hollanda’ya gittim. Bir ay içinde Almanya, Fransa ardından İspanya’ya gidiyorum.  Hafta sonları hariç ekstra 24 gün tatiliniz olacak önceden  planlama  yaparsanız çok uygun fiyatlarla görmek isteyeceğiniz her ülkeyi görme şansını elde edebilirsiniz. Umarım yazdığım bu yazı birilerinin ihtiyacını karşılar.  Mükemmel bir AGH geçirmeniz dileğiyle.

7 Ocak 2016 Perşembe

ALMANYA 2015 YELİZ ALTINSOY 2015 EKİM, KASIM, ARALIK AYLARI RAPORLARI


Koordinatör Kurum : Vereinigung Junger Freiwilliger                                        
Ev sahibi Kurum :  Forum Kreuzberg- Alaaddin

Şehir : Berlin

Proje Adı: EVS in children and youth centers in Berlin and Brandenburg 

Başlama Tarihi: 20.10.2015
Bitiş Tarihi: 30.08.2016

2015 Ekim, Kasım, Aralık Raporu

06.01.16 Kreuzberg, BERLİN

20 Ekim 2015’ den beri çalıştığım bu kurumda her gün farklı bir etkinlikle karşılaştım. Günlük bir programımız var hep ona göre ilerliyoruz. Saat 14:00 da çocuklar geliyor, onlar gelmeden önce ben onlara ekmek üstü reçel, peynir, bal ve meyveler hazırlıyorum ki geldiklerinde bir şeyler atıştırsınlar diye. Onlar geldikten sonra, yaklaşık yarım saat zeka geliştirici ve hafıza güçlendirici çeşitli oyunlar oynuyoruz daha sonra 1 saat ev ödevlerini beraber yapıyoruz. Kimisi 1.sınıf kimisi 6. Sınıf ama her biri ile çalışmak ayrı ayrı güzel ve zevkli. Hepsi çok tatlı, ufacık bedenleri ama büyük düşünceleri var. Her pazartesi ve Çarşamba günü dünya mutfağından yemekler yaptık ve yedik bu sayede hangi ülkede ne var öğrenmiş oldular. Yemeği sunarken o ülkenin bayrağı ve masa düzeni dikkate alınarak her şey hazırlandı. Daha sonra sorduğumuzda, şu yemek nereye aitti diye düşünmeden cevap verdiler her seferinde.
Cuma günleri ben 2 kişiye gitar öğretiyorum. İki defa bir şarkı üzerinde yoğunlaştık ve daha sonra küçük konserler verdik. Ben onlara kendilerinin şarkı sözü yazmasını daha sonra onu beraber bir şarkıya dönüştürmemizi önerdim. Çok zevk aldılar, şarkımızı yazdık ve söyledik. İki patronum var birisi Türk birisi Alman. İkisi de dünya tatlısı çok iyi insanlar. Ben çocuklara bir şey öğretirken her zaman onlardan da bir şeyler öğrendim. Her şey yolunda güzel ve düzgünce devam ediyor. 2 hafta Noel tatilinden sonra tekrar işe başlamak ve çocuklarının enerjisinin güzelliğini tekrar hissetmek iyi bir duygu.

Şu ana kadar söyleyebileceklerim bunlar. Herkese gecikmeli de olsa mutlu yıllar diliyorum!

5 Ocak 2016 Salı

LETONYA’DA EVS FIRSATI




Yayın tarihi : 05.01.2016
Son başvuru tarihi: 11.01.2016
Başlangıç tarihi :  01 Temmuz 2016
Süre : 1 yıl

GENÇTUR gibi uluslararası gönüllü çalışma kampları düzenleyen YOUTH SMILE isimli Letonya kuruluşu, gençlere gönüllü çalışmaları tanıtacak bir AGH gönüllüsü aramaktadır. Aday gönüllülerde herhangi bir özellik aranmayıp, istekli ve yaratıcı olması yeterli görülmektedir.

Bu projeye başvurmak isteyenler en geç 11.01.2016 ‘ya kadar  özgeçmiş,  projeye yönelik yazılmış bir motivasyon mektubu ve GENÇTUR’dan alınmış Gönderen Kuruluş destek belgesini Renārs Manuilovs renars.manuilovs@jaunatnesmaidam.lv  y‘e yollamaları gerekmektedir.
 

Call for EVS volunteers!!!

“Jaunatne smaidam / Youth for Smile” is non-governmental non-profit youth organization and its main aim is unite children’s and youth to promote their participation in non-formal education, in order to develop far and wide skills and abilities active take part within social processes in local, national and international level.
Who are we looking for? We do not have any specific criteria for our volunteers. However, the project is focused on working with youth. We would be interested to host the volunteer with some communication skills and interests in topic we are working with - volunteering, participation, leisure time of youth, information, workcamps etc. It would be helpful if the volunteer are communicative, open minded, creative, flexible, independent and would be motivated in working with youth and for youth. We would be happy if the volunteer will be interested in Latvia, its people and culture and wish to learn Latvian language.
The volunteer will develop her program mainly in the office of the organization, with the supervision and follow up of a responsible person.
Objectives of the proposed EVS project:
·         To involve a European volunteer in the promotion of international voluntary service as a practice of active citizenship, intercultural education and personal and social growth in the local community;
·         To give the volunteer the chance of active participation  in the implementation and development of a specific project, which constitutes an opportunity of individual development;
The volunteer will have a mentor who will be helping him/her in the learning process.
Volunteer will be involved in the following activities:
1.      Taking part on the preparation and realization of our activities which are mostly based on organizing leisure time activities for young people – trainings, outdoor activities, and daily youth center activities etc.
2.      Becoming the co-leader on the workcamps in Latvia.
3.      Promoting EVS and international voluntary work for youth.

4.      Administrative work in office (public and international relations).

ALMANYA 2015 MERVE TAĞ 2015 ARALIK AYI RAPORU

Ev sahibi Kurum : Lebens(t)raum
Şehir : Halle
Proje Adı: Europa in Halle2015
Başlama Tarihi: 15.10.2015
Bitiş Tarihi: 04.10.2016

2015 Aralık Raporu
1 Ocak 2015 – Halle Saale
Aralık ayının başından beri çalıştığım kurumda noel hazırlıkları yapıp durduk, sanırım hayatımda bu kadar kek kurabiye yapmamışımdır. Şu ana kadar en keyif aldığım, kültüre dair birçok şey öğrendiğim ve deneyimlediğim aylardan biri oldu Aralık. Noel geleneğine ait adventskalender, Aziz Nikolaus günü( noel baba), Erzgebirge’nin el yapımı piramitleri ve tahtadan oyulmuş figürleri, noel marketleri; tüm bunların tadını çıkardım. Berlin’in noel marketini dahi ziyaret ettim. Bu sırada Berlin’e dair birçok gözlemim oldu. Sanırım büyükşehirlerin birbirine pek çok benzerliği var. Kaosu, kalabalığı, yolda geçen kayıp zaman, gençlerin stilllerinin globalliği ve tek düzeliği ve o tüm koşuşturmaca bana İstanbul’u hatırlattı ki hala memleket özlemi içinde olmadığımı anlamış oldum. Bunların yanında Berlin benim için tüm o okuduğum siyaset bilimi kitaplarının içeriğindeki Alman tarihine dair bilgileri, sembolleri tekrar gözden geçirme fırsatıydı. Her ne kadar İkinci Dünya Savaş’ı sırasında birçok yapı hasar görmüş ya da yok olmuşsa da hala birçok anıt ve müze de bu fırsata erişilebiliyor. 
Ayın sonuna doğru ben de kendimi noel hazırlıkları içinde buldum çünkü Alman bir arkadaşım beni ailesiyle birlikte noel tatilini geçirmeye davet etti. Arkadaşımın ailesi Erzgebirge bölgesinde bir köyde yaşıyor ki bu noeli geçirmek için en güzel yerlerden biri sanırım. 24 Aralık akşamında kiliseye gittik ve küçük çocukların hazırladığı İsa’nın doğumuyla ilgili piyesi izledik ve daha sonra eve dönerken hava kararmıştı ve tüm evlerin, okulların kısacası her binanın her camında yöreye özgü olan ‘Schwibbogen’ yanıyordu. Muazzam bir manzaraydı. Akşam yemeğimiz tipik bir Erzgebirge noel menüsüydü; kaz, sıcak kırmızı lahana ve Almanların tipik patates yemeği olan Knödel(Klösse). Yemekten sonra hediye alıp verme kısmına geçildi. Orada geçirdiğim zamandan gerçekten büyük keyif aldım. Aynı zamanda Alman dili ve kültürü hakkında ne kadar ilerlemiş olduğumu gördüm çünkü arkadaşımın annesi çok az İngilizce biliyor ve çoğu zaman kendisiyle iletişime Almanca konuşarak geçtim. Fakat bunu çok çalışmama falan borçlu değilim çünkü dürüst olmak gerekirse hiç öyle düzenli olarak Almanca çalışmıyorum. İş arkadaşlarıma bir teşekkür borçluyum çünkü neredeyse tüm Almanca bilgim onların yardımları sayesinde böyle gelişti. İş demişken çalışma ortamımdan da ufakça bahsedeyim. Her şey çok güzel gidiyor, tüm çalışma düzenine alıştım artık aileden sayılırım. Lebenstraum’da yaşayan ve çalışan herkes de benden memnun. 
Son olarak dün yeni yılı kutladık, hayatımda bu kadar çok havai fişek patlamasını bir arada görmemişimdir. İzlemesi çok keyifliydi ve biraz da duygusaldı benim için. Geçen yıl aklımın ucundan dahi geçmeyecek şekilde 2016 yılına girdim. Bunu kişisel başarım olarak addediyorum :)
Şimdilik bu kadar, herkese mutlu ve sağlıklı bir yıl diliyorum.
Merve Tağ

*********************************************************************************
2015 Kasım Raporu
30 Kasım 2015 - Halle
Kasım ayının ilk haftasında Almanca kursuna başladım. Dersler beş kişilik olduğu için çok verimli ve aktif işleniyor. Daha çok gramer üzerine yoğunlaşıyoruz, çünkü diğer gönüllülerle bu şekilde daha hızlı ilerleyeceğimize karar verdik. Hepimizin çalıştığı yerlerde Almanca pratik yapma fırsatı oluyor çünkü Almanya’nın doğusunda İngilizce bilen kişi sayısı çok fazla değil, bu yüzden çoğu İngilizce konuşmaktan ziyade Almanca konuşmak zorunda kalıyoruz. Bunun dili öğrenmemize katkısı çok büyük olacaktır.
6,7 ve 8 Kasım tarihlerinde Friedenskreis E.V.’nin düzenlemiş olduğu ikinci seminere katıldım. Seminerdeki katılımcılar Friedenskreis’ın geçen sene çeşitli ülkelere yollamış olduğu Alman gönüllüler ve bu sene kabul almış olduğu gönüllüler -biz- vardık. Gönüllü hizmetlerini yeni bitirmiş ve ülkelerine geri dönmüş katılımcıların deneyimlerini dinleme fırsatımız oldu ki bu bizim için ufuk açıcı bir tecrübe oldu. Üç günü birlikte geçirdik. Bunun yanında seminerin yoğunlaştığı diğer bir konu ise Almanya’daki sağ ve sol görüşün mülteci göçüne karşı tutumları idi. Almanya’nın tarihi ve Almanya’nın şimdiki politik durumu hakkında tartışıp bilgi alma fırsatımız oldu.
Kasım ayının henüz başında Halle’ye tam olarak alıştığımı hissettim. Aslında İstanbul gibi büyük ve kaotik bir şehirden sonra Halle gibi küçük ve huzurlu bir şehre kolayca alışmak pek de sıradışı değil.
Lebenstarum’da da her şey ilk ay gibi güzel geçiyor. Çalışma arkadaşlarım her konuda bana yardımcı oluyorlar. Her bir sorunumu dinlemeleri ve kendi isteğime göre tatil günlerimi ayarlamama müsaade etmeleri beni gerçekten güvende hissettiriyor. Çünkü her şekilde benim durumum ön planda, bunu hissetmek huzur verici.
16-22 Kasım tarihleri arasında Bonn’daki ilk AGH seminerine katıldım. Seminer 25 katılımcı ile gerçekleşti. Seminerin tek katkısı hepimizin sahip olduğu kültürler, ülkeler ve bireyler hakkındaki stereotipleri yıkmak oldu. Tabi bunun dışında gönüllü hizmetim boyunca iletişimde kalacağım arkadaşlıklar da kurdum. Fakat içerik açısından pek dolu olduğunu söyleyemeyeceğim çünkü konuştuğumuz ve dinlediğimiz çoğu şeyi daha önceden çoğumuz biliyordu. -Avrupa Gönüllü Hizmeti ve youthpass hakkında bilgiler verildi-
Seminerden döndükten sonra 23 Kasım’da Lebenstraum’un gönüllüleri ve şeflerle birlikte bir toplantıya katıldım. Bu toplantınn asıl amacı biz gönüllüleri tanımak ve bir sorunumuz olup olmadığını öğrenmek adınaydı. Lebenstraum’da çalışmakla ilgili hiçbir problemim yok ancak bu toplantı gerçekten de beni iyi hissettirdi çünkü ne olursa olsun Gönüllü Hizmetimi yaparken herhangi bir sorunla karşılaşırsam konuşacak birilerinin olduğunu biliyorum.
Almanya’ya gelmeden önce AGH için yazılanları internetten okurken hep ‘ hayatınızın deneyimi olacak’ gibi cümlelere rastlardım şimdi bunu okumuyorum, tam da içinde bulunuyorum.
Merve Tağ

*********************************************************************************
2015 Ekim Raporu
30 Ekim 2015 - Halle Saale
5 Ekim 2015 tarihinde başladığım Avrupa Gönüllü Hizmeti’nin ilk ayını bitirdim. Geldiğim ilk hafta koordinatör organizasyonum olan Friedenskreis E.V’nin (coordinating organisation)  yardımları ile belediyeye ikametimi bildirdim. Daha sonra üç yüz yirmi yedi euro olan cep harçlığımı ve bisikletimi teslim aldım. Tüm bürokratik işler bittikten sonra 7 Ekim’den 11 Ekim’e kadar Friedenskreis’ın düzenlediği seminara katıldım. Genel olarak bir yıl içinde neler yapacağımızı, bu hizmetin bize faydalarını konuştuk. Ayrıca Friedenskreis’ın diğer gönüllüleri ile de kaynaşma fırsatı buldum. Daha sonra ayın 15 Ekim’de Lebenstraum’daki (hosting organisation) işverenlerim ile görüşme fırsatı buldum. Lebenstraum’un iki tane farklı yerleşkesi var ve her yerleşkede sekiz engelli birey yaşıyor. Benim çalıştığım yerleşkedeki sekiz kişinin çoğu zihinsel engele sahip ve bir tanesinin bedensel engeli, kendisinin sol tarafı felçli bu sebepten tekerlekli sandalyesi var. Ancak çoğu temel ihtiyacını karşılayabildiğinden beni zorlayacak pek bir şey olmuyor. Hatta yaptığım işe, iş demektense onlarla vakit geçirmek ve eğlenmek demeyi tercih ediyorum.
Her gün yerleşkeden sabah ayrılıyorlar çünkü hepsinin kendine göre yapabileceği bir işi var. Çalışma atölyelerinden üçte dönüyorlar. Benim vardiyalarım da çoğu zaman üç ile dokuz arasında oluyor. Hepsi atölyeden döndükten sonra birlikte kahve içip kek yiyoruz, kimi zaman el işi yapıyoruz, kimi zaman ailelerin de dahil olduğu partiler düzenliyoruz. Çalışmaya başladığım ilk hafta içinde tüm aileler ile de tanışma fırsatım oldu ki bu kaynaşmamı hızlandırdı. Ailelerin de bu sürece dahil olmasını gözlemlemek gerçekten farklı bir deneyim. Lebenstraum aslında yeni bir proje, engelli bireyler Lebenstraum’da yaşamaya Haziran ayından itibaren başlamışlar yani aslında yapılan her şey herkes için yeni bir deneyim. Çalışanların sağlamaya çalıştığı ise engelli bireyleri mümkün olabildiğince günlük hayata adapte edebilmek, bu süreçte onların yanında olmak ve eğlenmek. Mesela yarın akşam için Cadılar Bayramı partisi düzenledik ve yerleşkeyi kendilerinin yaptığı el işleri ile süsledik. Asıl amacımız kendileri ile kaliteli zaman geçirmek. Bunun dışında akşam yemeğini hazırlamak görevlerim dahilinde ve ayrıca akşam yemeği sonrası hepsinin duş almasına yardımcı oluyoruz.
Her vardiyada en az üç çalışan oluyor. İş arkadaşlarımın hepsi çok yardımsever fakat sadece iki tanesi İngilizce konuşabiliyor. Ancak yine de İngilizce bilmeyenler yavaş konuşarak veya nesneleri göstererek benimle iletişime geçiyor. Bu şekilde Almanca öğrenme sürecim de hızlanmış oluyor. Hatta bana yardımcı olması için iş yerine bir tane Almanca-Türkçe sözlük bile aldılar. Lebenstraum’da çalışmak ‘normal’ ve ‘anormal’ olarak tanımladığımız her bireyi ve her olguyu tekrar baştan sorgulama neden oldu ki bu bence kişisel gelişimim ve bakış açım için büyük bir değişim kaynağı olacak. Bunların yanı sıra geçen bu hafta içinde Almanca dersleri almaya başladım. Diğer dört gönüllü arkadaşım ile birlikte halk okulundan bir öğretmenden özel ders görüyoruz. İki ay boyunca yoğun olarak çalışıp Aralık ayının sonunda B seviyeye geçmeyi hedefliyoruz. Son olarak geçen hafta içinde AGH için düzenlenen ilk seminere de davetiye aldım. Seminer 16 Kasım’dan 22 Kasım’a kadar sürecek ve sanırım Bonn’da olacak.
Merve Tağ